Ramazan, müminin gönlünü ferahlatan bir rahmet iklimidir. Bu yıl kışın serin günlerinde idrak ettiğimiz Ramazan, mevsime göre değil, teslimiyete göre anlam kazanır.
Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.” Bu ayet, orucun asıl gayesini ortaya koyar: Takva. Yani Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşamaktır. Oruç, işte bu bilinci diri tutan bir kalkandır.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) “Oruç bir kalkandır.” buyururken yalnızca aç kalmayı değil, insanı kötülüklerden koruyan bir manevi zırhı işaret eder. Kalkan, saldırı anında devreye girer. Öfke geldiğinde, nefis kabardığında, dil incitmek istediğinde… İşte o anda oruçlu olduğunu hatırlamak, mümini yanlış bir sözden ve davranıştan alıkoyar.
Bugün Ramazan’ı kış mevsiminde yaşıyoruz. Günler daha kısa, hava daha serin. Belki bedenimiz açısından oruç daha kolay. Fakat unutmamalıyız ki orucun asıl ağırlığı midede değil, nefistedir. Kışın kısa günleri de yazın uzun günleri de imtihandır. Önemli olan, her şartta “Ben oruçluyum” diyebilme bilincidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” buyurarak bize büyük bir müjde verir. Ramazan, geçmişin yüklerinden arınma fırsatıdır. Her gece sahura kalkarken, aslında kalbimizde yeni bir başlangıca niyet ederiz.
Oruç yalnızca yemekten ve içmekten uzak durmak değildir. Dilimiz de oruçlu olmalıdır; yalandan, gıybetten, kırıcı sözlerden uzak kalmalıdır. Kalbimiz de oruçlu olmalıdır; kibirden, hasetten, öfkeden arınmalıdır. Aksi hâlde nice oruç tutanlar vardır ki nasipleri sadece açlık ve susuzluk olur.
Ramazan, cennet kapılarının açıldığı bir rahmet iklimidir. Bu ayda yapılan her iyilik kat kat karşılık bulur. Rabbimiz kudsî bir hadiste, “Oruç benim içindir, onun mükâfatını ben vereceğim.” buyurarak bu ibadetin değerini bizlere bildirir. Sınırı olmayan bir mükâfat… Kul ile Rabbi arasında saklı bir sır...
Ramazan günlüklerimizin bu sayfasında kendimize şu soruyu soralım: Oruç bizi gerçekten koruyor mu? Daha dikkatli, daha merhametli, daha bilinçli bir kul hâline getiriyor mu? Eğer kalbimizde bir yumuşama, dilimizde bir nezaket, davranışlarımızda bir hassasiyet oluşuyorsa, işte o zaman oruç bizim için gerçek bir kalkandır.
Rabbimiz bizleri, orucun hikmetini kuşananlardan eylesin. Dünyada iftar sevincini, ahirette vuslat sevincini yaşayan kullarından kılsın.
Bahar Canset DÜNDAR
İl Müftü Yardımcısı