Her milletin ve ırkın bu dünyada kendilerine göre kutsalları vardır. Bu kutsalları benimsemek, savunmak ve uğrunda mücadele vermek, kutsallara bağlılığın en büyük işaretidir. Necip milletimizin de bu dünyada olmazsa olmazları; din, vatan, bayrak, namus, nesil, ezan ve bağımsızlık sevdalarıdır. Bu değerlerimiz için, tarihte var olduğumuz günden bugüne kadar her zaman, en güzel ve en güçlü olarak mücadelemizi vermiş ve bu uğurda canımızı feda etmekten asla geri durmamışızdır. Çünkü onurlu bir yaşamı elde etmek, ancak bu yüce değerlerle mümkündür. Bu yüce değerler uğruna can vermek de o kadar çok kıymetlidir. İşte buna şehit olmak diyoruz.

Şehitlik Yüce Rabbimizin çok büyük önem verdiği, sevabının tartışılmaz olduğu ulvi bir makamdır. Şehitlerin ölmeyeceğini, varsa günahlarının affedileceğini ve Yüce Rabbimizin kendilerine özel ikramlarda bulunacağını dini metinlerimizden öğreniyoruz. Her isteyene nasip olmayan şehitlik, ecdadımız içerisinde sayısını bilemediğimiz kadar büyük çoğunluğa nasip olmuştur. Allah yolunda can vermeyi Cennete açılan kapı olarak görmek, sadece Müslümanlara has olan bir durumdur. Bu kapıdan içeri girmek için savaşlara katılan Müslüman Ecdadımız, “ya şehit ya gazi” oluruz düşüncesiyle daima şehadet şerbetine talip olmuşlardır. Büyük tarihimizin dönüm noktalarından birisi olan Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s)’in öncülüğünde başlayan bu şehadet aşkı, her zaman canlılığını muhafaza etmiştir. Bedir savaşından Malazgirt’e, Çanakkale’den 15 Temmuz’a gelinceye kadar şehadet aşkı, zirvedeki yerini korumuştur. Millet olarak karşı karşıya kaldığımız 15 Temmuz fetö ihanet kalkışması, karşılık bulmamış ve necip milletimize yapılan en büyük ihanetlerden birisi olarak tarihin çöplüğüne gömülmüştür. Bu toprakların bütün nimetlerinden faydalanıp da bu toprağa hainlik ve vefasızlık gösterenler her zaman kaybetmeye de mahkumdular. Bunun gibi kalkışmalar ancak kalplerdeki vatan sevgisini, gönüllerdeki şehadet aşkını ve birlik ruhunu tazeler ve coşturur. O gece gördüğümüz gibi tankların altına yatanlar, direksiyon başına geçen teyzeler, hainlerin görüş açısını yok etmek için buğday tarlasını ateşe verenler... bunlar neyle izah edilebilir ki... Vatan sevgisi ve şehadet arzusuyla...

Üzerinde yaşadığımız vatanımızın her karışı, şehit kanıyla sulanmış ve kefensiz yatanlarla doludur. Bu vatan bizlere ecdadımızın en kıymetli emanetidir. Bu emanete en güzel şekilde sahip çıkmak, vatanımızı ayakta tutacak maddi ve manevi tüm değerlerimizi benimsemek hem nesil hem de vefa borcumuzdur. Vatanımızın korunmasında adeta bir çimento görevini üstlenen ahlâki güzelliklerimizi muhafaza etmek ve gelecek nesillere aktarmak, dinimizin ve kişiliğimizin bir gereğidir. Çünkü vatan olmazsa hiç bir şey olmaz. Dünden bugüne bu güzel vatan için canını feda eden tüm şehitlerimizi, başta Gazi Paşa olmak üzere, vefat eden tüm gazilerimizi ve bu vatan için emeğini esirgemeyen tüm ecdadımızı bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyorum.