Bizleri yaratan, yaşatan ve nimetlerin en büyüğü İslâm ile müşerref kılan Yüce Rabbimize hamd, ümmeti olmakla şeref duyduğumuz sevgili Peygamberimiz, önderimiz, rehberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya âl ve ashabına salât ve selâm olsun.
Gelişiyle huzur bulduğumuz, gidişi ile hüzünlendiğimiz bir Ramazan-ı Şerifin daha son günlerine geldik. Rabbimiz sağlık, afiyet içerisinde affa mazhar olarak bayram sabahına eriştirsin.
Evet hüzünlüyüz çünkü ilâhi rahmetin, mağfiretin ve bereketin sağanak şekilde üzerimize yağdığı Ramazan ayı bitiyor, hüzünlüyüz çünkü bir sonraki Ramazan’a ulaşabilecek miyiz bilmiyoruz. Ama bir hakikat var onu çok iyi biliyoruz, her gün örneklerini müşahede ediyoruz, ondan kaçışın mümkün olmadığının farkındayız fakat hatırlamak istemiyoruz. Düşündük mü nedir unuttuğumuz o hakikat? İsterseniz bu sorunun cevabını Sevgili Efendimiz (s.a.s)’in bir hadis-i şerifinde arayalım. Bir gün mescide girdiğinde insanların ölçüsüz bir şekilde güldüklerini gören Peygamberimiz (s.a.s) her ne olursa olsun aklımızdan çıkarmamamız gereken o hakikati şöyle dile getirdi: “ Lezzetleri yok edeni (yani ölümü) çok hatırlayın.”
Peygamberimizin (s.a.s) ölümle alakalı uyarılarına bakıldığında adeta altını çizerek bizleri ikaz ettiği iki husus vardır ki onlarda ölümün aniden gelmesi ve zamanının belli olmamasıdır. Evinin duvarını tamir eden bir sahabiyi görünce şöyle buyurmuştur: “ Ölüm, bu (duvarın yıkılması)ndan daha hızlıdır.” Ölüm, aniden gelecek bir yolculuktur, bu öyle bir yolculuk ki hazırlığının önceden yapılmış olması gerekiyor. Haber geldiğinde yolculuk için hazırlığa müsaade edilmeyecektir. Mazeretlerin ileri sürülemeyeceği, sürülse bile kabul görmeyeceği bir yolculuk. Rabbimiz Teala bu durumu bizlere şöyle beyan etmektedir. “…Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.”
O halde bize düşen zihnimizin ve kalbimizin bir köşesinde her daim bu hakikate ciddi bir yer ayırmaktır. Sevgili Efendimiz (s.a.s) ölüm yolculuğunu unutmayan, ve sonrası için hazırlık yapan kimseleri şöyle tavsif etmektedir. “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır…” Akıllı kimselerden olmak için yatırım yapacağımız mekanları doğru tercih etmek zorundayız. Aksi halde her hâlükârda insana verilen bu ömür nimeti bitecek ve sadece bir namazlık saltanatımız olacak taht misali o musalla taşında ama biz, o ömrü nerede kullandık, nerede harcadık ona göre karşılık bulacağız. Şairin ifade ettiği gibi,
“Baharı yaz uğruna tükettik,
Aşkı naz uğruna.
Ve papatyaları seviyor sevmiyor uğruna.
Derken ömrü tükettik bir hiç uğruna...”
O zaman şimdi her birimiz dönüp kendi nefsimize bir soru soralım. Ömrümüzü bir hiç uğruna mı tüketiyoruz yoksa akıllı kimselerden olup ömrümüzü imar mı ediyoruz? Bir satırlık basit bir soru olarak görülse de cevabı için bütün bir ömrü kapsayan detaylı bir çalışma gerekmektedir. O halde bu soru her birimize bir ödev olsun, Rabbimiz hakkımızda hayırlı olacak cevaplara bizleri muvaffak kılsın. Üstad Necip Fazıl ne güzel ifade etmiş:
"Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber...
Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü Peygamber?..."
Bu dizelerle Fussilet Suresi 30. ayeti hatırlıyoruz. “Rabbimiz Allah’tır” deyip de dosdoğru çizgide yaşayanlar, işte onların üzerine melekler şu müjdeyle inerler: “Korkmayın, kederlenmeyin, size vaad olunan cennetle sevinin! İşte Rabbimiz iman eden ve bu imanını istikametle taçlandıran kimseleri meleklerin karşılayacağını ve onlar için bir korkunun olmayacağını ifade etmektedir.
Demek ki insan, ölümden korkmak yerine acaba son nefeste imanımı muhafaza edebilecek miyim endişesi taşımalıdır. İnsan, ölümden korkmak yerine bir gün olsun istikametten ayrılır mıyım kaygısıyla yaşamalıdır. İnsan, ölümden korkmak yerine ölümü unutmaktan korkarak bu bilinçle dünya ve ahiretini imar etmeye gayret etmelidir.
Rabbim bizleri korktuklarımızdan emin, umduklarımıza nail eylesin. Bir gün hepimizin kapısını çalacak olan ölüm gerçeğini unutmadan yaşayabilmeyi nasip eylesin. Sözümü Firavun’un bütün tehditlerine rağmen iman edip mümin olan (eski) sihirbazların A’raf suresinde yer alan şu duasıyla bitiriyorum.
“… Ey Rabbimiz! Bize sabırlar ver ve Müslüman olarak canımızı al!”
Amin.
Okan HELVALI
Yusufeli İlçe Vaizi