Oruç, İslam düşüncesinde yalnızca yeme ve içmeden uzak durmak değildir; o, insanın bütün varlığıyla arınma çabasıdır. Kur'an-ı Kerim’de orucun gayesi “takvâ” olarak belirtilir (Bakara 2/183). Takvâ ise sadece bedenin değil, kalbin ve dilin de disipline edilmesini gerektirir. Bu noktada şu soru önem kazanır: Gıybet, yalan ve diğer dil günahları oruçla bağdaşır mı?

Oruç, insanın nefsini terbiye etmesini hedefler. Açlık, sabrı öğretir; susuzluk, acziyet hissini derinleştirir; mahrumiyet, empatiyi güçlendirir. Fakat dil kontrol altına alınmadığında, bu terbiye eksik kalır. Çünkü dil, kalbin tercümanıdır.
Kur'an-ı Kerim gıybeti “ölü kardeşinin etini yemek” gibi ağır bir benzetmeyle yasaklar (Hucurât 49/12). Bu ifade, gıybetin ne kadar yıkıcı bir ahlâkî suç olduğunu ortaya koyar. Yalan ise güven duygusunu sarsan, bireyi ve toplumu ifsat eden bir hastalıktır.
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurur:
“Kim yalanı ve yalanla amel etmeyi terk etmezse, Allah’ın onun yemesini içmesini bırakmasına ihtiyacı yoktur.”
Bu hadis, orucun sadece açlıkla sınırlı olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Klasik fıkıh açısından bakıldığında, gıybet ve yalan orucu bozmaz. Yani kişi bu fiilleri işlediğinde orucu geçersiz olmaz. Ancak bu, meselenin yalnızca zahirî boyutudur. İbadetin geçerli olması ile makbul ve kâmil olması arasında fark vardır.
Dil günahları, orucun sevabını azaltır; hatta bazı âlimlerin ifadesiyle, kişiyi “aç kalmış ama sevap kazanamamış” hâle getirebilir. Bu sebeple mesele, teknik bir geçerlilik tartışmasından ziyade, ibadetin ruhunu koruma meselesidir.

Oruç, sadece mideyi değil; gözü, kulağı ve dili de oruçlu kılmayı gerektirir. Eğer göz harama bakıyor, kulak dedikodu dinliyor, dil gıybet ve yalanla meşgul oluyorsa; beden aç kalsa bile ruh doymamış demektir.
Gerçek oruç, insanı daha merhametli, daha dürüst, daha hassas kılar. Eğer oruç tutan kimse öfkesine hâkim olamıyor, kırıcı sözler söylüyor, başkalarının haysiyetiyle oynuyorsa; burada orucun şekli var, ruhu yok demektir.
Oruç, takvâya ulaşma yolculuğudur. Takvâ ise dilin korunmasıyla başlar. Ömrümüzün Ramazan, Ahiretimizin Bayram olması temennisiyle.....

Ahmet Enes ÇON
Vaiz