Bir halk ozanımız, “Kadın insandır, biz de insan oğluyuz” der. İlk yaratılış hariç, bütün insanların dünyaya geliş vesilesi olan kadınlar, insanoğlunun en kıymetli sınıfıdır denilse yeridir. Bütün erkeklerin dünyasında bir kadın; büyük anne, anne, hala, teyze, yenge, eş, abla, gelin, kaynana, elti, görümce veya kız kardeş olmak üzere yer almıştır ve alacaktır. Bu anlamda kadın hayatın en vazgeçilmez bir parçası olup, hayatın her alanında var olan eşsiz bir hazinedir. Kadını var eden Yüce Allah, rahmet sıfatını merhamet duygusuyla âdeta kadında, özellikle de annede şekillendirmiştir. Bu merhamet duygusu sayesinde, duygusallık, zarafet ve nezaket kadında şekillenmiş ve hayatına yansımıştır.

Belirli bir zamanı ve mekanı olmayan cahiliye dönemlerinde, kadınların insan oldukları bir kenara atılmış, hakları ellerinden alınarak sosyal hayatın dışına itilmiştir. Sosyal hayatın merkezinde olması gereken kadınlar, kimlikleriyle, cinsiyetleriyle ve düşünceleriyle hor görülmüş, dünyaya getirdikleri insanlar tarafından en ağır çile ve işkencelere maruz kalmışlardır. İçerisinde yaşadığımız çağda en hızlı şeklini almış olan şiddet, acımasız bir şekilde rağbet görmüş ve görmektedir. Her gün gerçek hayatta ve sosyal medyada şahit olunan bu şiddet daha nereye kadar devam edecek? Sorumlular bu noktada taşın altına ellerini en etkili şekilde ne zaman koyacak? Kadına yönelik şiddet ne zaman son bulacak? “Ben işkenceyle öldürülmek istemiyorum” diye ekranlarda haykıran kadınların sesi ne zaman yeteri kadar duyulacak? Bu soruları uzatabiliriz ama meramı ifade kabilinde kafidir diye düşünüyorum.

Kadına şiddetin her türlüsüne karşı çıkan ve mensubu olduğumuz bir dinimiz var. İslamiyet cahiliye döneminin en karanlık zamanlarında, ki Avrupa dahi o günlerde karanlık çağını yaşıyor ve kadının insan olup olmadığını tartışıyordu, kadını en zirvelere çıkarmıştır. Kadına verilen bütün haklarıyla beraber, cennetin kapıları annelik vasfına hürmeten ayaklarının altına serilmiştir. Ticaretten evliliğe, eş olmaktan anneliğe, neslin devam ve terbiyesinden çocukların ilk öğretmeni olmasına kadar çok geniş bir yelpazede kadınlara alan açmıştır. İnsan olmaktan gelen en doğal haklar bile kadına çok görülürken, İslamiyet kadını sevginin, vefanın ve fedakarlığın merkezine taşımıştır. Hayatımızın her safhasında farklı görevleriyle karşılaştığımız kadınlar, saygı ve hürmete en layık Allah’ın en müstesna kullarıdır. Bu kullara yönelik şiddetin her türlüsüne hayır diyoruz. Kadına yönelik şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz iken, son sözümüz şudur: Senin, kızına, kız kardeşine, halana, teyzene ve büyük annene yapılmasını istemediğin herhangi bir şiddeti sen de başkasına yapma...