Artvin’de vatandaşlar, yaşanan olaylara tepki göstermek amacıyla Halitpaşa Meydanı’ndan Atapark’a kadar yürüyüş düzenledi. Gerçekleşen yürüyüşte “Tarikatçı Bakanı Yusuf Tekin İstifa”, “Hak, Hukuk, Adalet”, “Katil Arkadaş İstemiyoruz” sloganları atıldı. Yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı.
Son günlerde eğitim kurumlarında artan şiddet olayları, öğretmen ve öğrencilerin güvenliği konusunu yeniden gündeme taşırken Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi ile Kahramanmaraş’ta meydana gelen silahlı saldırılar kamuoyunda büyük üzüntü ve endişe yarattı. Çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği ve yaralandığı olaylar, okullardaki güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğu yönündeki eleştirileri de beraberinde getirdi.
Eğitim-İş Artvin Şubesi adına basın açıklamasını okuyan Kamuran Kaynar, yaşanan saldırıların münferit olmadığını belirterek eğitim sistemindeki sorunlara dikkat çekti. Kaynar, “Okullar kan gölüne dönüyor ama sorumlular hâlâ izlemekle yetiniyor. Bu saldırılar, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin açık göstergesidir” dedi.

Eğitimde güvenlik politikalarının yetersiz olduğunu savunan Kaynar, “Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor. Bugün eğitim, gençlerimize gelecek hayalleri kurdurmuyor. Gençlerimiz yarına inanamıyor. Çünkü bu sistem, onları hayata değil: çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor! En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların cam dan atlayarak canımı kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü? Bu bir çöküştür! Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır! Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir! Bu saldırılar artık "münferit" denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış şiddetin kol gezdiği alanlara dönüşmüştür. Biz Eğitim-İş olarak yıllardır uyanıyoruz! Daha kısa süre önce İstanbul da öğretmenimiz Fatma Nur Çelik katledildiğinde söyledik: "Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak!" Peki, ne yaptınız? Hiçbir şey!
Bunu dün de söyledik. Daha meydandan dağılmadan Kahmaranmaraş'tan gelen kara haberlerle sarsıldık. Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu. Ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi, Ne de eğitim emekçileri korunabildi! Bugün öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor. Bugün öğrenciler okula giderken sağ salim eve dönebilecek miyim diye hesap yapıyor. Bu tabloyu yaratanlar bellidir! Eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır. Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir. Sorumluluk almayanlardır! Buradan bir kez daha açıkça uyanıyoruz. Okullarda güvenlik bir temenni değildir, devletin asli görevidir! Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, hayati bir ihtiyaçtır! Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz! Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçımın teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumlular bellidir! İste bu yüzden buradayız! İşte bu yüzden artık yeter diyoruz! Yaşanan bu saldırı, Eğitim-İş olarak geçtiğimiz günlerde başlattığımız "Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim İstiyoruz!" imza kampanyamızın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Biz bu ülkenin eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz; çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz, sorumluluk alıyoruz” dedi.

Açıklamada, okullarda kadrolu güvenlik görevlisi bulundurulması, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Kaynar, “ Aylar değil, yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz! Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye kadar dile getirdiğimiz tüm talepler; sadece fiziki iyileştirme talepleri değildir. Bunlar öğretmenin can güvenliğini, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam hakkını koruma mücadelesidir. Buradan bir kez daha, altımı çizerek taleplerimizi kamuoyuna ve ilgili Bakanlığa ilan ediyoruz. Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır. Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır. Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir. Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır. Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır. Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır. CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir. Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır. Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır. Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır. Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez. Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Biz buradayız, takipçiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız. Artvin halkı, tüm Türkiye... Gelin, artık yeter diyelim! Gelin. çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım! Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım! Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım! Eğitim-İş olarak buradayız! Susmayacağız! Alışmayacağız! Normalleştirmeyeceğiz! Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemiz sürecek!” ifadelerine yer verdi.
Eğitim-Sen Artvin Şube Başkanı Köksal Gümüş de yaptığı açıklamada, yaşanan olayların toplumda derin bir korku ve panik yarattığını belirtti. Gümüş, “Daha dün ‘umarız bu son olur’ demiştik, ancak kısa süre sonra yeni bir saldırı haberi geldi” ifadelerini kullandı.
Saldırılarda hayatını kaybedenler için başsağlığı dileklerini ileten Gümüş, “Dünden beri toplumda büyük bir korku ve panik duygusu hâkim. İnsanların güvenli yer olarak gördükleri okul bahçeleri bugün sessiz ve boş. Çünkü bu toplumda belki de ilk kez aileler okuldan korkuyor. Bu vahşet karşısında dahi yaşananları dış mihraklara ya da sadece bilgisayar oyunlarına bağlamak, toplumun öfkesini sorumlulardan uzaklaştırmaya, kendinden olanı korumak için ne kadar vicdansızlaşılabileceğini gösteriyor.”









