Bayraktutan tarafından 18 Mayıs 2026 tarihinde sunulan araştırma önergesinde, Arhavi’de maden ve hidroelektrik santralleri projelerinin bölgeye verdiği zararların tespiti, planlanan projelerin tüm yönleriyle araştırılması ve genel olarak bölgedeki doğa katliamının önüne geçmek için gerekli önlemlerin hayata geçirilmesi adına yerinde inceleme yapılması amacıyla Anayasa’nın 98. ve İçtüzüğümüzün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırma Komisyonu açılması için başvuruda bulundu.
Bayraktutan, “Doğası, deresi, insanı, kültürüyle birlikte ülkemizin en güzide noktalarından biri olan Artvin ili Arhavi İlçesi maden, taş ocağı ve HES çalışmalarıyla gündeme gelmektedir. İlçede halihazırda mevcut çalışmalar ve başlatılacağı düşünülen projelerin bölgenin ekolojik dengesini bozduğu, dere yataklarından akan suyun kirlendiği, doğanın tahrip edildiği görüntüler ulusal ve yerel basında defalarca gündem olmuştur. Arhavi halkı, maden projelerine karşı toplumsal tepkisini en üst düzeyde göstermiştir. 21 bin nüfuslu ilçede, halkın yaklaşık %80'ine tekabül eden 16.500 ıslak imza toplanarak kamu makamlarına sunulmuştur. Bu durum, projenin "sosyal kabul" almadığını ve Arhavi halkında infial yarattığının kanıtıdır” dedi.
Son dönemde özellikle Ulukent bölgesi ile Üçırmak Köyü’nde yapılması planlanan maden arama faaliyetlerine yönelik bölge halkının tepkilerini her platformda dile getirdiği belirtilen Bayraktutan, “Son dönemde Arhavi'de Ulukent bölgesi ve Üçırmak Köyü'nde maden arama çalışmaları yapılacağı haberleri sonrası Bölge Halkı tepkilerini, itirazlarını ve talepleri her platformda açıkça dile getirmiştir. Rize İdare Mahkemesi’nin 2019/205 Esas, 2021/137 Karar Nolu kararında, sahanın ekolojik hassasiyetini tescillemiştir. Bu karar yürürlükteyken sahada yeni bir maden faaliyeti başlatılması yargı kararının ihlali niteliğindedir. Arhavi Ulukent Köyü ve Üçırmak Köyü havzasının topoğrafik, jeolojik ve ekolojik yapısı bir bütün olarak incelendiğinde; sahanın yüksek rakımlı, eğimli ve su kaynakları bakımından zengin olduğu, bölgenin çok sayıda endemik türü barındırdığı ve doğal sit potansiyeli taşıdığı sabittir. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporlar doğrultusunda; bölgenin hassas ekosistem dengesi nedeniyle, burada gerçekleştirilecek her türlü müdahalenin havza bütünselliğine ve yaban hayatına telafisi imkansız zararlar vereceği anlaşıldığından, söz konusu faaliyetlerin kamu yararı ve hizmet gerekleri ile bağdaşmadığı ortadadır. Ulukent Camii ve çevre parselleri, 25.08.2025 - 7247 Sayılı Karar ile "Korunma Alanı" ilan edilmiştir. Kurul izni olmaksızın bu alanda herhangi bir madencilik faaliyetinin yürütülmesi söz konusu olmamalıdır. Ayrıca Ulukent Köyü’nde yer alan 101/14, 111/10 ve 148/16 parsellerdeki tarihi Serenderler, Erzurum KVK Kurulu tarafından "Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescillenmiştir. Aynı şekilde Trabzon TVK Bölge Komisyonu’nun 26.04.2021 tarih 1890 Sayılı Kararı ile sahanın "Doğal Sit Özelliği" taşıdığı tescillenmiştir. Erzurum KVK 31.10.2023 - 6123 Sayılı Karar, 05.11.2023 tarihli Resmi Gazete ilanıyla bölgedeki şehitlik ve arkeolojik alanlar da sit alanı kararı koruması altındadır. Ulukent Köyü’nde 101/14, 111/10 ve 148/16 parsellerdeki serenderler Erzurum KVK Kurulu’nun 5037, 4983,4984 ve 4985 sayılı kararlarıyla "Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescillidir. . BalıklıUlukent Tepeleri mevkii, 1915 Osmanlı-Rus muharebelerine dayanan tarihi önemi nedeniyle "Tarihi Sit Alanı" (Şehitlik) olarak tescillidir. Maden faaliyetlerinin sarsıntı ve toz emisyonunun bu yapılara doğrudan zarar vereceği ortadadır.”
Bayraktutan, bölge halkının doğaya zarar verdiğini savunduğu tüm faaliyetlerin durdurulmasını talep ettiğini ifade ederek, “Çalışma sahası ve çevresi, dünyada sadece bu mikroklimada yetişen endemik bitki türlerine ve yaban hayatı popülasyonuna ev sahipliği yapmaktadır. Türkiye'nin taraf olduğu Bern Sözleşmesi uyarınca; koruma altındaki türlerin üreme ve dinlenme alanlarına zarar verecek her türlü faaliyet (fiziki arama dahil) yasaklanmıştır. Bölgede "fiziki arama" adı altında yapılacak bitki örtüsü temizliği, toprak numunesi alma ve sarsıntı faaliyetleri, bu hassas türlerin habitatlarını geri dönülemez şekilde parçalayacaktır. Bilimsel veriler ışığında endemik türlerin bulunduğu alanlarda "hafif müdahale" diye bir kavram yoktur. Yapılacak her türlü mekanik çalışma, türlerin yok olmasına yol açarak ekolojik bir zincirleme yıkımı başlatacaktır. Arhavi Halkı; doğamızı katleden, her geçen gün bölge insanımızı mağdur eden, elde edeceği maddi kazanç dışında hiçbir şey düşünmeyen rantçı anlayışın önüne geçilmesi adına ilgili tüm faaliyetlerin derhal durdurulmasını talep etmektedir. Bu düşünceler doğrultusunda; Artvin ili Arhavi ilçesinde yürütülen HES ve Maden projelerinin gerek planlanmasına ilişkin sorunlar, gerekse inşaat ve işletme aşamalarında doğaya verdikleri zararların tespit edilmesi, ilgili bölgelerde yeni faaliyetlerin yapılmasının mümkün olup olmadığının belirlenmesi için yerinde inceleme başlatılması, bölge halkının talepleri doğrultusunda ilgili mağduriyetlerin tüm yönleriyle önlenmesi adına gerekli tedbirlerin ivedilikle alınması amacıyla Anayasa’nın 98 nci ve içtüzüğümüzün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırma Komisyonu açılmasını saygılarımla arz ederim.”





