Özaydın, özellikle medya içerikleri ve dijital dünyadaki kontrolsüz yapının gençler üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Gündüz kuşağı programları ve haber bültenlerinde toplum değerleriyle örtüşmeyen içeriklerin sıradanlaştığını ifade eden Özaydın, ekranların yalnızca bilgi aktaran araçlar değil aynı zamanda topluma yön veren unsurlar olduğuna vurgu yaptı.
Eğitim sistemine de değinen Özaydın, “Okumak istemeyen bir çocuğu zorla okulda tutmak eğitim değildir. Gerçek eğitim, gönül kazanarak ve hedef göstererek olur ifadelerini kullandı.
Şiddeti özendiren içeriklerin gençler üzerindeki etkisine dikkat çeken Özaydın,”
Televizyon kanallarında mafya dizilerine adeta methiyeler düzülmesi, suçun ve şiddetin cazip bir yaşam tarzı gibi sunulması gençlerin bilinçaltını derinden etkilemektedir. Güç kavramı, adaletle değil de zorbalıkla eşdeğer gösterildiğinde toplumsal huzurumuz yara almaktadır. Bu duruma sınır tanımayan teknoloji kullanımı da eklenince tablo daha da ağırlaşmaktadır. Kontrolsüzce oynanan ve şiddeti özendiren bilgisayar oyunları, sanal dünyayı gerçeğin yerine koymakta; çocukların gerçek ile hayal arasındaki çizgiyi kaybetmesine neden olmaktadır. Tüm bu etkenler bir araya geldiğinde, yeni nesilde görülen öfke ve şiddet eğilimlerinin temel sebeplerini anlamak zor değildir. Bu acı durumun üç ana nedeni vardır: Kontrolsüz bilgisayar oyunları: Şiddeti bir eğlence aracı olarak sunan dijital içerikler. Mafya dizilerinin etkisi: Suç dünyasını ve zorbalığı kahramanlaştıran yapımlar. Maneviyattan uzak eğitim sistemi: Çocuklara Allah sevgisini, ahlâkı ve temel manevi değerleri aşılamakta yetersiz kalan bir sistem. Bir çocuğa bırakılacak en büyük miras; iyi bir ahlâk, sağlam bir inanç ve doğru bir rehberliktir. Değerlerinden kopuk yetişen bir neslin huzurlu bir toplum inşa etmesi mümkün değildir. Bugün yaşadığımız acı olaylarda aramızdan ayrılan öğretmenlerimiz ve evlatlarımız, aslında bu ihmaller zincirinin en ağır bedelini ödeyenlerdir. Onlar sadece birer isim değil; umutlarımızın ve yarınlarımızın temsilcileriydi. Melek olup cennete uçan bu masum canlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır diliyorum. Mekânları cennet olsun. Artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Nasıl bir nesil yetiştiriyoruz ve nasıl bir gelecek inşa ediyoruz? Unutulmamalıdır ki bir toplumun çöküşü bir anda değil, değerlerini yavaş yavaş kaybetmesiyle başlar. Dirilişi ise ahlâk, inanç ve bilinçle yeniden ayağa kalkmasıyla mümkün olacaktır.”




