Çevre ve kent hakkı ihlallerine ilişkin çalışmalarıyla tanınan Hakan Tosun’un, 10 Ekim 2025’te İstanbul’un Esenyurt ilçesinde iki kişinin saldırısına uğradığını hatırlatan Kibar, Tosun’un ağır yaralı olarak kaldırıldığı Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde hayatını kaybettiğini ifade etti. Olayın ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü iki şüphelinin tutuklandığını açıklamıştı.
Kibar, “2025’te kaybettiğimiz Hakan abimiz için adalet arayışımız ve hazırlanan fezlekeye karşı hem onun sesini hem de kendi sesimizi yükseltmek için buradayım. 10 Ekim 2025 tarihinde arkadaşımız ve dostumuz Hakan Tosun’a ulaşamayan ailesiyle birlikte “Hakan Tosun nerede?” sorusunu sormaya başladık. Yaklaşık 30 saat sonra Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde olduğunu öğrendik. Bilincinin kapalı olduğunu öğrendiğimizde ise tek bir soruya odaklandık: Hakan Tosun’a ne oldu? O andan itibaren kamuoyuna çağrıda bulunarak Hakan’a ne olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, kamera görüntülerinin eksiksiz şekilde toplanmasının ve tanık beyanlarının titizlikle alınmasının hayati önem taşıdığını ifade ettik. Avukatlarımız vasıtasıyla dosyaya en kısa sürede ulaştık ve olayın nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalıştık. Ancak soruşturmanın henüz başında, basın aracılığıyla yalnızca bir kişinin Hakan’a yumruk attığı ve Hakan’ın yere düştüğü anlara ilişkin görüntüler servis edildi. Hakan’ın yalnızca bu yumruk nedeniyle hayatını kaybettiğine inanmamız beklendi.
Israrlı sorularımız ve avukatlarımızın incelemeleri sonucunda olayın, tutanaklarda aktarıldığı biçimde gerçekleşmediğini gördük. Dosyadaki eksikliklerin giderilmesi defalarca talep edilmesine rağmen bu talepler karşılık bulmadı. Mevcut görüntüleri ayrıntılı biçimde inceledik, raporladık ve olay örgüsünün farklı olduğunu somut verilerle ortaya koyduk. Buna rağmen gözümüzle gördüğümüz ve delillerle ortaya koyduğumuz tablo yerine, gerçeğe aykırı bir olay kurgusu oluşturulmuş ve bu doğrultuda savcılık fezlekesi hazırlanmıştır” dedi.
Kibar, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen fezlekede iki tutuklu şüpheli hakkında “neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” suçundan cezalandırma talep edildiğini, ayrıca haksız tahrik hükümlerinin uygulanabileceğinin belirtildiğini söyledi. Kibar, “Bu hukuki nitelendirmenin dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olmadığı açık ve nettir. Yargılamayı yapacak olan Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi bu hukuka aykırı fezlekeye uygun bir karar verirse, katiller 2,5 yıl ceza çekip salıverilebilecektir. Oysa kasten öldürmenin cezası müebbet hapistir. Adli Tıp raporuna göre ölüm; künt kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıkları, kafa içi kanama, beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiştir. Kamera kayıtlarında mağdurun baş bölgesine yönelik birden fazla yoğun tekme ve yumruk atıldığı görülmektedir. Vücudunun başka yerlerinde de yaralanmalar tespit edilmiştir. Hakan, aldığı ilk darbelerden sonra güçlükle toparlanıp olay yerinden uzaklaşmaya çalışmıştır. Ancak sanıklar bir süre sonra tekrar olay yerine gelerek darp etmeye devam etmiştir. Bu ısrarlı takip ve şiddetin boyutu, sanıkların öldürme kastıyla hareket ettiğinin kanıtıdır. Hayati bölgeye yönelmiş, tekrarlayan ve ölümle sonuçlanan bu şiddetin yalnızca yaralama kapsamında değerlendirilmesi hukuken kabul edilemez. Ortada kasıtlı öldürme suçu vardır ve asla haksız tahrik söz konusu değildir. Fezlekede saldırganların ve yönlendirilmiş tanıkların sözlü ifadelerine dayanılarak sanıklar lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması istenmiştir. Ancak buna dayanak gösterilen tanık beyanları tarafsız değildir ve gerçeği yansıtmamaktadır. Bu beyanlar görüntülerle çürütülmüştür. Hakan’ın saldırganlara yönelik tahrik edici hiçbir davranışı olmamıştır. Ayrıca savcılık soruşturmasında saldırganların arkasında bir azmettiren bulunup bulunmadığı, iletişim kayıtları ve olayın organizasyon boyutuna ilişkin kapsamlı incelemelerin yapılmadığı görülmektedir. Olayın iştirakçisi olan motosikletli şahıs hakkında herhangi bir işlem yapılmamış, bu kişi dosyada müşteki tanığı olarak değerlendirilmiştir. Oysa bu şahıs başından sonuna kadar saldırının içindedir ve sosyal medya hesabından “Daltonlar” olarak bilinen çetelerle ilişkili olduğuna dair paylaşımlar yapmıştır. Bu dosya yalnızca bir ceza dosyası değildir. Eylemin hukuki olarak doğru değerlendirilmesi, soruşturmanın eksiksiz yürütülmesi ve sorumluluğu bulunan herkesin yargılanması gerektiğini kamuoyuna saygıyla bildiririz. Aksi takdirde cezasızlık algısı oluşacak, sokak çeteleri cesaret kazanacak ve hiç kimsenin can güvenliği kalmayacaktır. Buradan tüm adalet arayanlara sesleniyoruz: Hakan Tosun’un ailesine destek olmak için bu fezlekenin tüm il ve ilçelerde okunmasını talep ediyoruz. Soruyoruz: Katilleri kim koruyor?”




