Aydın, kamuoyuna iyileştirme olarak sunulan düzenlemelerin emeklilerin temel sorununu çözmediğini ifade ederek, “Bu tartışma, emeklilerin temel sorununu çözmekten uzak olup yalnızca geçici düzenlemelerle sorunu yönetme yaklaşımının bir yansımasıdır.”
Türkiye’de milyonlarca emeklinin yüksek enflasyon, artan kira ve gıda fiyatları ile sağlık harcamalarındaki artış nedeniyle yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini vurgulayan Aydın, emeklilik döneminin dinlenme ve güvence süreci olmaktan çıkarak ağır bir geçim mücadelesine dönüştüğünü kaydetti.
Aydın, “Emeklilerin yaşadığı bu tablo tesadüfi değildir. Uzun yıllardır uygulanan ekonomi ve sosyal güvenlik politikaları; aylık bağlama oranlarının düşürülmesine, emekli gelirlerinin milli gelir içindeki payının azalmasına ve sosyal güvenlik sisteminin piyasacı bir anlayışla yeniden şekillendirilmesine yol açmıştır. Özellikle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası, aylık bağlama oranlarının düşürülmesi ve sistemin hak temelli olmaktan uzaklaştırılması yoluyla emeklilerin gelirlerinde ciddi kayıplara neden olmuş; emeklilik dönemini güvenceli bir yaşam evresi olmaktan çıkararak yoksulluk riskini büyütmüştür. Bugün ikramiye tutarı üzerinden yürütülen tartışmalar, emeklilerin yaşadığı yapısal sorunları ortadan kaldırmamaktadır. Emeklilerin asıl sorunu bayram ödemeleri değil, her ay yetersiz kalan maaşlardır. Emekliler bu ülkenin yükü değil, yıllarca çalışarak bu ülkenin değerini üreten kesimidir. Bu nedenle emeklilerin talepleri bir lütuf değil, sosyal devlet ilkesinin gereğidir. En düşük emekli aylığı, yeni göreve başlayan bir kamu emekçisinin maaşından az olmayacak şekilde düzenlenmelidir.
Bu düzenleme, emekliliğin yoksulluk değil güvence dönemi olmasının asgari koşuludur. Bayram ikramiyesi yılda dört kez ve en az bir asgari ücret tutarında verilmelidir. İkramiye uygulaması sembolik bir ödeme olmaktan çıkarılmalı, emeklilerin alım gücünü gerçekten destekleyen bir düzeye yükseltilmelidir. Ekonomik büyümeden emeklilere pay verilmelidir. Ülke ekonomisi büyürken emeklilerin gelirlerinin yerinde sayması kabul edilemez. Refah payı düzenlemesi kalıcı ve yasal güvence altına alınmalıdır. 5510 sayılı yasadan kaynaklı hak kayıpları giderilmeli, aylık bağlama oranları yükseltilmelidir. Emekli aylıkları gerçek enflasyon oranına göre güncellenmelidir. Sağlıkta katkı payları kaldırılmalı, kamusal sağlık hizmetleri güçlendirilmelidir. Sosyal güvenlik sistemi kamusal ve hak temelli bir yapıya kavuşturulmalıdır. Emeklilerin yaşadığı sorunlar yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal adalet meselesidir. İnsanca yaşam hakkı sosyal devletin en temel yükümlülüğüdür. Tüm Emeklilerin Sendikası olarak; emeklilerin haklarını savunmaya, kamuoyunu bilgilendirmeye ve mücadeleyi büyütmeye kararlılıkla devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz. Emekliler sadaka değil, haklarını istiyor” dedi.