Okullardaki güvenlik tedbirlerinin yetersiz kaldığını savunan Yıkıcı, “Biz çocuklara bir gelecek vaat etmediğimiz sürece bu iş böyle olmaya devam edecek” dedi.
Eğitim-İş Artvin Şube Başkanı Mehmet Mahir Yıkıcı, son bir yıl içerisinde okullarda yaşanan şiddet olaylarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Okullardaki şiddetin yalnızca bireysel davranışlar üzerinden açıklanamayacağını belirten Yıkıcı, toplumsal ve ekonomik adaletsizliklerin yanı sıra gençlerin gelecek kaygısının da bu olayların değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiğini söyledi.
“Şiddet, Biriken Öfkenin Yansıması”
Toplumsal patlamaların temelinde adaletsizliğin bulunduğunu savunan Yıkıcı, adaletin yalnızca yargı ve hukukla sınırlı olmadığını, ekonomik sistemde de adil bir düzenin kurulması gerektiğini ifade etti.
Sermayenin sürekli desteklendiğini, bütçenin emekçiler yerine sermayedarlara aktarıldığını savunan Yıkıcı; kara para ve uyuşturucu ticareti yapanların el üstünde tutulduğu algısının ve sosyal medyada sergilenen lüks yaşamların toplumsal öfkeyi artırabildiğini dile getirdi. Bu tür yaşamların arkasında haksız kazanç bulunduğuna ilişkin değerlendirmelerin de gençler üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Gençlerin geleceklerine ilişkin ciddi kaygılar taşıdığını belirten Yıkıcı, bazı gençlerin yurt dışına gitmeyi düşündüğünü, bazılarının ise kendileri için bir gelecek görmediğini söyledi.
Yıkıcı, gençlerin yaşadığı öfke ve bunalımın yanlış yönlere kanalize edilebildiğini belirterek, okullarda yaşanan şiddetin biriken öfkenin farklı bir yansıması olarak ele alınması gerektiğini savundu. Başkalarına şiddet uygulayan çocukların kendi yaşamlarına da zarar veren bir sürecin içine girebildiğini ifade eden Yıkıcı, bu olayların nedenlerinin toplumsal boyutlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
“Gençlerimize Bir Gelecek Vaat Etmeliyiz”
Eğitim sisteminin çocuklara gelecek umudu vermesi gerektiğini vurgulayan Yıkıcı, okulların yalnızca bilgi aktarılan kurumlara dönüşmesini eleştirdi.
Yıkıcı, “Biz çocuklara veri işleme memuru olduğumuz sürece, bir gelecek vaat etmediğimiz sürece bu iş böyle olmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.
Eğitimin, öğretmenin ve okulun toplumdaki değerinin zayıfladığını savunan Yıkıcı, çocukların sorgulayan, düşünen ve sorunlarını konuşarak çözebilen bireyler olarak yetiştirilmesinin önemine işaret etti. Eğitim sisteminin toplumun ve ülkenin ihtiyaçlarına göre şekillenmesi gerektiğini belirten Yıkıcı, tek tip vatandaş yetiştirme anlayışının sorunları derinleştirebileceğini dile getirdi.
“Öğretmen De Öğrenci De Veli De Kaygılı”
Okullarda yaşanan şiddet olaylarına karşı alınan güvenlik tedbirlerini de değerlendiren Yıkıcı, gerekli önlemlerin zamanında alınması gerektiğini söyledi.
Okullar açılmadan bir gün önce Millî Eğitim Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı ve emniyet arasında imzalanan iş birliği sürecine değinen Yıkıcı, hazırlıkların son ana bırakılmasını eleştirdi. Gerekli tedbirlerin önceden planlanması ve zamanında uygulanması gerektiğini vurguladı.
Okullardaki şiddetin öğretmenleri, öğrencileri ve velileri tedirgin ettiğini belirten Yıkıcı, yaşanan kaygıyı şu sözlerle anlattı:
“Şu an bir öğretmen arkadaşımız sınıfa girerken ‘Acaba sınıfta ne var?’ diye düşünüyor. Çocuk okula gelirken okulda ne var diye düşünüyor. Veli, çocuğumu okula gönderdiğimde başına ne gelecek diye düşünüyor.”
Bu kaygıların yalnızca güvenlik tedbirleriyle açıklanamayacağını savunan Yıkıcı, yönetimsel, sistemsel ve yapısal sorunların da ele alınması gerektiğini ifade etti.
“Eğitim Sistemi Yapboza Döndü”
Türkiye’de eğitim modellerinin sık sık değiştirilmesini eleştiren Yıkıcı, eğitim sisteminin bir yapboza dönüştüğünü savundu. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve ÇEDES uygulamalarına da değinen Yıkıcı, bu uygulamaların tek tip vatandaş yetiştirme anlayışının bir parçası olduğunu ileri sürdü.
Maarif Modeli’nin öğrenciyi eğitim sürecine aktif olarak katma hedefiyle sunulduğunu ancak uygulamaların arka planında farklılıkları kabul etmek yerine tek tip vatandaş yetiştirme anlayışının bulunduğunu savunan Yıkıcı, eğitim politikalarını bu açıdan eleştirdi.


