Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Kenan Gedik, her yıl 149 milyar mikroplastiğin akarsular yoluyla Karadeniz'e taşındığını bildirdi.
1 mikrometre ile 5 milimetre arasındaki plastik parçacıklar olarak tanımlanan mikroplastikler yüzeylerinde barındırabildikleri ağır metaller, pestisitler ve endüstriyel kimyasallar gibi zararlı maddeleri ekosisteme taşıyabiliyor ve habitatları kirleterek biyolojik çeşitliliği azaltabiliyor.
Sadece karasal ekosistem için değil sucul ekosistemler için de tehdit oluşturan mikroplastikler balıklar ve kabuklular tarafından besin zannedilerek tüketilebiliyor. Bu durum, deniz ekosistemlerindeki beslenme, üreme ve davranışları bozabiliyor ve aynı zamanda besin zincirine karışan mikroplastikler insan vücuduna kadar ulaşabiliyor.
Karadeniz kıyılarına dökülen 29 akarsuyun taşıdığı mikroplastik miktarını ve özelliklerini araştıran Gedik ve ekibi, akarsuların uzun dönem ortalama debilerinden yararlanılarak yapılan hesaplamaya göre 1 yılda 149 milyar mikroplastiğin Karadeniz’e taşındığını tespit etti.
Karadeniz’e en fazla mikroplastiğin, 19 milyar adet ile Yeşilırmak'tan, en az ise 150 milyon adet ile Çamburnu akarsuyundan taşındığı belirlenirken 1 metreküp suda en çok mikroplastik miktarında 29,8 adet ile Değirmendere ilk sırada, 1 adet ile Sakarya son sırada yer aldı.
Soruları yanıtlayan Gedik, akarsulardaki 1950'lerde sıfır olan mikroplastik miktarının günümüzde bu boyuta çıkmasının plastik kullanımının oluşturduğu çevresel kirliliğin somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi.
Karadeniz'deki mikroplastik yoğunluğunu ölçebilmek için öncelikle kıyı boyunca farklı akarsulardan numune aldıklarını ve bu numuneleri kimyasal ve fiziksel yöntemler kullanarak ayrıştırdıklarını anlatan Gedik, "Daha sonra polimer yapılarını tespit ettik. Elde edilen verileri istatistiki değerlendirmeler yaparak rapor haline getirdik ve yayına sunduk. Türkiye'de ilk defa, Karadeniz'e dökülen neredeyse tüm akarsuları kapsayacak şekilde yapılmış tek çalışma olan bu araştırmada sadece mikroplastik miktarlarını değil, bunun yanında özelliklerini de belirledik." dedi.
- En çok mikroplastik Doğu Karadeniz havzasından taşınıyor
Doğu Karadeniz’deki akarsuların ortalama mikroplastik yoğunluğunun Batı Karadeniz’dekilerden daha yüksek olduğunu belirten Gedik, Doğu Karadeniz’deki akarsularda mikroplastik yoğunluğunun ortalama 11, Batı Karadeniz’dekilerde ise 5 olarak ölçüldüğünü kaydetti.
Mikroplastik miktarlarında akarsular bazında değişkenlikler tespit ettiklerini aktaran Gedik, Değirmendere'den sonra 1 ton suda en fazla mikroplastik miktarının 19,2 adet ile Artvin Orçin Deresi'nde, 18,8 adet ile Trabzon'daki Söğütlü Deresi'nde, 17,8 adet ile Artvin'deki Hopa Deresi'nde ve 16,8 adet ile Rize'deki Çataklı Deresi'nde tespit edildiği bilgisini paylaştı.
Suyun alıcı bir ortam olduğunu yani bütün kirleticilerin direkt ya da dolaylı olarak sucul ortamlara bırakıldığını ifade eden Gedik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Atık suların yüzde 50'si akarsulara, yüzde 50'si de direkt denizlere bırakılıyor. Yani atık suları akarsulara deşarj etmek zaten kullanılan bir yöntem aslında ama burada tabi ki atık su arıtma tesislerinin güvenilirliği yani süzme açısından kapasiteleri çok önemli. Kimisi birincil, kimisi ikincil, kimisi biyolojik filtrasyon. İşte Doğu Karadeniz'de sadece fiziksel arıtma yapılırken batıya doğru gidildikçe daha gelişmiş sistemler kullanılıyor. Bundan dolayı da tabi ki sistemler geliştikçe mikroplastiği veya diğer kirleticileri tutma kapasiteleri de artıyor."
- Sulardaki başlıca mikroplastik kaynakları
Gedik, buldukları en yaygın mikroplastik formlarının yüzde 64,1 ile genellikle kaynağı tekstil ürünleri olan fiberler ve yüzde 28,3 ile çoğunlukla poşet ve ambalajlardan kaynaklanan fragmentler olduğunu bildirdi.
Araştırma kapsamında 100 mikron ile 5000 mikron arasındaki mikroplastikleri incelediklerini anlatan Gedik, tespit ettikleri mikroplastikler arasında en yaygın boyut aralığının, yüzde 41 ile 200-1000 mikron arasındaki küçük parçacıklar olduğundan bahsetti.
Gedik, mikroplastiklerin kaynakları hakkında şu değerlendirmeleri paylaştı:
"Etrafımızda günlük olarak kullandığımız her şey bunun bir kaynağını oluşturuyor. Nedir bunlar? Genelde plastik ambalaj atıkları. Daha sonra en önemlisi sentetik tekstil ürünleri. Bunlar her yıkamada maalesef milyonlarca lifin atık sulara, atık sulardan da denize karışmasına sebep oluyor. Başka neler? Oyuncaklar veya mutfak ekipmanları. Mesela mutfakta kullanmış olduğumuz kesme tahtaları. Bunlarla ilgili de çalışmalar yapıldı. Bu kesme tahtasının üzerinde herhangi bir et, tavuk ürünleri doğradığınızda ürünlere geçtiği, oradan da insanlara geçtiği kanıtlanmış durumda. Yani herhangi bir plastik parça bu mikroplastiklerin kaynağını oluşturabiliyor."
Araştırmalarının Karadeniz'in gelecekteki kirlilik seviyelerini tahmin etmek ve kirliliğe çözüm geliştirebilmek için kritik veriler sunduğunu ifade eden Gedik, plastik kirliliğinin önüne geçmek için bireysel önlemlerin yanı sıra çok uluslu konsorsiyum kararlarının alınarak plastik üretiminde ciddi sınırlandırılmalara gidilmesi gerektiğini kaydetti.