İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen programda, Hopa Meydanı’nda toplanan kalabalık yürüyüş gerçekleştirdi.
Hopa Belediyesi önünden başlayan yürüyüş, yine aynı noktada sona erdi. Yürüyüş boyunca Ekrem İmamoğlu’nun diplomasına atıfta bulunan pankartlar taşınırken, vatandaşlar “hak, hukuk, adalet” sloganları attı.
Etkinlikte konuşan CHP Hopa İlçe Başkanı Şükrü Aydemir, 19 Mart tarihinin Türkiye siyasi tarihinde önemli bir yer edindiğini belirterek, “Bugün 19 Mart siyasi darbenin birinci yıl dönümü ve bu tarih Türkiye tarihindeki yerini almıştır. Ekrem Başkan’ın ‘Kendimi millete emanet ediyorum’ sözünü, demokrasiye ve hukuka inanan tüm Türkiye halkı sahiplendi. Hopalılar da 19 Mart’tan bugüne bu sürece güçlü şekilde sahip çıktı” dedi.
Aydemir, “On dokuz Mart'tan bu yana çok şeyler yaşadık. Maalesef hem partimize yönelik hem illerimize yönelik bazı siyasi baskılar yapmaya çalıştılar. Cumhuriyet Halk Partisi'ne Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu iki eserinden birine darbe yapmaya kalktılar. Ama başaramadılar. Baktılar olmuyor. Beş bin polisle İstanbul İl Başkanlığına darbe yapmaya kalktılar. Orada da başarılı olamadılar. Çünkü millet iradesinin üstünde bir gücün olmadığına artık bu siyasi iktidar kanaat getirdi. Ne yaptılar? Biz böyle yapamayınca, biz böyle başarılı olamayınca bir siyasi adamı getirdiler, savcı yaptılar. Sonra yetmedi, baktı bu operasyon sadece İstanbul'a yetmiyor. Türkiye'nin dört bir tarafına bu operasyonu yaymak için getirdiler, Adalet Bakanı yaptılar. Dün genel başkanımız bir mal varlığı açıkladı ama hepsinin sahte olduğunu söylüyorlar. Ama Lüksemburg'da deniz yokmuş ama valla ben de baktım çok güzel bir zenginlerin teknelerinin yatlarının demirlendiği güzel bir nehir üzerinde yat var. İnşallah bize de nasip olur. Çalmadan çırpmadan. Şimdi aslında 19 Mart'tan sonra bizim savunduğumuz bizim sonuna kadar arkasında durduğumuz meseleler var. Mesela bizim meselemiz ne? Bizim meselemiz yıllarca emeklilik için para yatırıp emekli olup sonunda hakkını alamayan emekli abilerimizin, ablalarımızın hakkını savunmaktı. Bizim meselemiz çiftçinin ektiği ürünün bedelini almaması meselesiydi. Bizim meselemiz okuyup doktor farklı bürokratlar olup bu umudu yurt dışında arayan öğrencilerimizin meselesiydi. Bizim meselemiz hiçbir çocuğun yatağa aç girmemesi meselesiydi. Bizim meselemiz hak, hukuk adalet ve tam bağımsız Türkiye meselesiydi. Şunu ifade etmek isterim ki, biz AK Parti ile siyasi yarışın içinde girmişken, onların bizlere yapacağı darbelerin bertaraf etmekle uğraşırken, maalesef şunları da ifade etmek istiyorum ki bizim içimizde de bazı, bozuk tohumlar var. Bazı bu partiye ihanet etmek isteyenler var. Sanmayın ki günü geldiğinde bu iktidarı devr alacağız tabii ki de, inancımız tam. Bu iktidarı devraldığımızda onlarla da hesaplaşmayacağımızı zannetmesinler. Şunu açık ve net şekilde ifade etmek istiyorum. Millet iradesinin lideri, cumhuriyet halk Partisi'nin genel başkanı Sayın Özgür Özeldir. 19 Mart darbesinden sonra Ekrem Başkanı ve diğer tutuklu yol arkadaşlarımızı, belediye başkanlarımızı, bürokratlarımızı en iyi şekilde savunan, gece gündüz sokaklarda mücadele eden İstanbul İl Başkanı Sayın Özgür Çelik'tir.
Ne hak yerim, ne de hakkımı yediririm diyen ve 16 milyon İstanbulluya güvenen, şu anda Silivri zindanında bulunan ve hala mücadelesini Karadeniz’in hırçın dalgaları gibi savunan Türkiye Cumhuriyetinin 13’üncü Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Ekrem İmamoğludur. Bunu herkes iyice benimsesin bizim başka bir adayımız yoktur. Zamanı gelince farklı konuşulacak bir durum varsa konuşulur. Cumhuriyet Halk Partisi iktidara yürüyor. Buna herkes omuz versin, kol kola dursun. Çünkü başka kurtuluşumuz yok. Birlikte olmak zorundayız. Birlikte mücadele etmek durumunda değiliz. Zorundayız. Çünkü bu AKP İktidarının kurmuş olduğu bu karanlık düzeni yıkmak için tek bir şart var, tek bir yol var. Birliktelik ve milletin iradesi.
Dün Sayın Genel Başkanımız doksan dokuzuncu millet iradesine sahip çıkıyoruz mitingini İstanbul Saraçhanede gerçekleştirdi. Birileri diyordu ya hani. Bir ay sonra birbirlerine yüzüne bakamayacaklar. Birbirlerine selam veremeyecekler. Ama bugün dönüp baktığımızda birileri birbirlerine selam vermiyorlar. Birbirlerinin arkasından kuyu kazıyorlar. Onun için arkadaşlar, kurtuluş yok tek başımıza, ya hep beraber ya hiçbirimiz bu mücadeleyi genişleterek, partimize demokrasiye, adalete, hukuka sahip çıkarak bu AKP iktidarının karanlık düzenini son verip halkın iktidarını hep birlikte kurmaya var mıyız? Yolumuz açık olsun” şeklinde konuştu.
Programda konuşan Hopa Belediye Başkanı Utku Cihan ise sürecin siyasi bir engelleme olduğunu savundu. Cihan, “19 Mart sabahı Ekrem Başkan binlerce polisin ablukasıyla tutuklandı. Ardından birçok belediye çalışanı ve yol arkadaşımız da tutuklandı. Bu sürecin temel nedeni, Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklamasıdır” diye konuştu.
Geçtiğimiz hafta Silivri’de görülen davaya da değinen Cihan, “407 kişiyle beraber yargılanıyoruz, biliyorsunuz. Ben de daha öncesinde burada ifade vermiştim ve tutuksuz sanık olarak yargılanmaya devam ediyorum. Öncelikle Hopa halkı beni bu anlamda çok destekledi; hem ifade aşamasında hem mahkeme aşamasında. Buradan bütün Hopa halkına bu desteği için çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.
Ama hemen yorulmak yok. Çünkü Silivri’de şu anda 7 kişinin ifadesi alındı. 407 tane tutuklu var. Ben 375. sıradayım. 12 yıl boyunca bu desteğinizi rica edeceğim. Çünkü gerçekten bu bir yargılama değil, bu bir mahkeme değil; bu sadece iktidara zaman kazandırmak, gideceğini bilen iktidara zaman kazandırmak açısından yaratılan bir tiyatro. Daha 2 hafta geçmesine rağmen 6-7 kişinin ifadesi alınmış durumda ve bu süreç böyle devam edecek. Süreç, Ekrem Başkan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecidir. Biz şimdiye kadar başımıza ne gelirse gelsin, belediye başkanlarımızla, bürokratlarımızla, bütün belediyelerimizle hiçbir zaman vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Umudu Hopa’da, öncelikle bütün Artvin’de, bütün Karadeniz’de, bütün Türkiye’de yaymaya devam edeceğiz. Bunun buradan sözünü veriyoruz, vermeye devam ediyoruz. Ve diyoruz ki: ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.’”






