Saadet Partisi Artvin İl Başkanı Gültekin Soydan, “Yasama ve Yürütme erkini ele geçirenler yargıyı kargı olarak kullanmaktan vazgeçmelidir”
Saadet Partisi Artvin İl Başkanı Gültekin Soydan, yaptığı açıklamada iktidarın yargıyı bir silah gibi kullandığını vurgulayarak iktidarı eleştirdi. Soydan, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Kargı" terimini "silah" anlamında kullandık. Yargı deyince hepimizin aklına, yasama ve yürütmeden sonra devletin üçüncü erki olarak adaletin tecelli etmesi için kullanılan bir mekanizma anlaşılmalıdır.
Devletin yönetimini ele geçiren iktidar mensupları, yargı erkini birilerine karşı, daha doğrusu kendisi gibi düşünmeyenlere karşı, bir kargı yani silah olarak kullanırsa çok vahim sonuçlar doğurduğunu herkes yaşayarak gördü. Evveliyatı da var ama biz sadece son 30 yılı aldığımızda, bu durumun ülkemizi maddi ve manevi olarak, telafi edilmesi onlarca yıl alacak olan ne büyük zararlara uğrattığını gördük. Mahalli idareler başta olmak üzere, ülkemizin genelinde işleri rayına oturtup, rantiyenin önünü kesip, herkese hakkını vermekle işe başlayıp, denk bütçe ile borç sarmalının önünü kesip, dünyada zulmün karşısında bir barış merkezi kurma çabalarını büyük oranda gerçekleştirmiş olan bir Milli Görüş hareketinin önünü kesmek ve birilerinin de ihtiraslarını kötüye kullanarak cilalayıp parlatmak için yargı, kargı olarak kullanılmış ve ülke bugünkü çıkmaz sokağa sokulmuştur.
Bugün bu çıkmaz sokaktan geri dönüp ana caddeye gelmek maksadı ile bir araya gelmiş olan 6 partili siyasi hareketin önünü kesmek için, yeniden yargıyı silah olarak kullanıp, çıkmaz sokağın sonuna kadar gidilmek istenmektedir. "Ahmak" sözünü galiz bir hakaret olarak kabul edip, bir büyükşehir belediye başkanını hapse ve siyaset yasağına çarptırmak, yargıyı silah olarak kullanmak demektir. Bu hem ülkemiz hem de ilgili şahıslar için bir zulümdür. Zamanında şiir okudu diye bir büyükşehir belediye başkanını, yargıyı silah olarak kullanıp hapse ve siyaset yasağına çarptırmışlardı. O da büyük bir zulümdü. Bugün silah olarak kullanılmaya kalkışılan yargı ile Sayın Ekrem İmamoğlu'nun aleyhine, mahkemenin bu kararı almasına sebep ve saik olan zihniyete karşı üzgün ve öfkeliyiz. Dün Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a karşı alınan mahkemenin hapis ve yasak kararı karşısında nasıl üzülmüş ve öfkelenmiş isek, öyle üzgün ve öfkeliyiz!
Hepimiz gördük ki, şiir okumayı suç kabul edip, silah haline getirilen yargının bu yanlış hareketi ile ülkemizin sanayii, tarımı, hayvancılığı, eğitimi, istihdamı, genel olarak ekonomisi, dış ve iç politikası hiç de ehil olmayan ellerde büyük kayıplara uğratılmıştır. İç ve dış rantiye trilyonlarca dolar tutarındaki servetimizi gasbedercesine kasalarına transfer ettiler. Kısaca denebilir ki, ülkemiz soyuldu. Israil'in kılavuzluğunda ABD ve Batılı sömürgecilerin baskıları ile çıkmazlara sokulduk. Sadece bizim ülkemiz değil, İslam dünyası ve diğer kalkınmakta olan ülkelerin işgal ve katliama ve aslında sömürülmeye başlanması, bizdeki bu yargı sürecinin yanlış işletilmesi ile paralel yürütüldü. BOP gibi ifrit projeler ülkemizin ve dünyanın dengesini alt üst etti.
Bugün yeniden, bu sefer de "ahmak" sözüne, olduğundan çok daha büyük anlamlar yüklenerek, ülkemizi çıkmaz sokaktan geri döndürüp işleri yeniden rayına sokma çabalarına kargı saplanmak isteniyor. Aslında düşündüğümüz zaman "ahmak" veya onun eş anlamlısı "avanak" sözlerinin bu derecede büyük hakaret anlamları içermiş olduğu toplum tarafından kabul edilmez. Bunu şuradan da anlayabiliriz: ABD'nin eski Başkanı Trump'ın, bizim Cumhurbaşkanımıza karşı aynı sözleri, kısa süre önce, hem de yazılı olarak kullandığında, toplumumuz çok da tepki göstermemişti. Bunlar ağır hakaretler olarak kabul edilseydi, bu millet bu hakaretler karşısında ayağa kalkardı. Sayın Cumhurbaşkanımız bile, bu ahmak ve avanak sözleri karşısında meseleyi büyütmeyip, hiçbir şey olmamış gibi kısa süre sonra Trump'ı ziyarete gitmeleri ile bu kelimelere böyle büyük anlamlar yüklemediğini göstermişti.
Velhasıl yasama ve yürütme erkini ele geçirenler yargıyı kargı olarak kullanmaktan vazgeçmelidir. Yargı bir silah değil, olması gerektiği şekilde işletilirse, hak ve adaletin bir kılıcı olabilir. Biz Milli Görüşçüler olarak bunu bilir, bunu söyleriz. Çünkü adaletin doğru olarak tecelli etmesini savunuruz. Yargılanan kişinin kimliğine bakmaksızın! Ayrıca da yargıyı silah olarak kullananların da kimliklerine bakmaksızın karşılarında safımızı belirleriz.