Demir, "Bir damla suyun bile önemli olduğu, her alanda tasarrufun ilke haline getirilmesi gereken bir sürece giriyoruz. Tüm topluma suyu anlatmak ve kullanmayı öğretmek bir vatan borcudur. Aksi takdirde çocuklarımızın ve torunlarımızın yaşayacağı dünyayı kendi ellerimizle yaşanmaz hale getiririz" dedi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yusuf Demir, Türkiye’nin yağış durumu ve kuraklık riskini değerlendirdi. Şubat ayında son yılların en yoğun kar yağışını alan Karadeniz Bölgesi’nde bugünlerde ilkbahar yağışlarının etkili olduğunu, bu durumun diğer bölgelerde aynı olmadığını ve kuraklık riskinin devam ettiğini belirten Prof. Dr. Demir, "Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz verilerine göre, 1 Ekim 2024-28 Şubat 2025 dönemini kapsayan 2025 su yılı yağışları, 2024 su yılı yağışlarının altında gerçekleşmiştir. Türkiye geneli 2025 su yılı yağışı 221.4 milimetre, uzun yıllık ortalama yağış (1991-2020) 313.0 mm ve 2024 yılı aynı dönem su yılı yağışı 336.4 mm’dir. 2025 su yılı yağışı beş aylık dönemde normaline göre yüzde 29, geçen yıl aynı dönem yağışlarına göre yüzde 34 azalma göstermiştir. Yalnız şubat ayı dikkate alındığında, Türkiye geneli şubat ayı yağışı uzun yıllık ortalamaların altında, geçen yıl şubat ayı yağışının üzerinde gerçekleşmiştir. 2025 yılı Şubat ayı yağışı 40.0 mm, şubat ayı uzun yıllık ortalamaları (1991-2020) 59.8 mm, 2024 yılı Şubat ayı yağışı 34.5 mm’dir. Genel olarak 2025 yılı yağışları uzun yıllık ortalamaların altında gerçekleşmiştir Bu gerçekleşme ülkemizin bölgesel değerlendirmesinde önemli farklılıklar göstermiştir. Özellikle şubat ve mart aylarında Karadeniz Bölgesi diğer bölgelere göre daha yüksek yağış almış, diğer bölgelerde uzun yıllık ortalamaların altında gerçekleşmektedir. Geçen yıl aynı dönem yağışlarına göre ise Karadeniz Bölgesi hariç tüm bölgelerde azalma gözlenmiştir. Uzun yıllık ortalamalara göre en fazla azalma yüzde 56 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde meydana gelmiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde su yılı yağışları son 65 yılın en düşük seviyesine inmiştir. Yalnız şubat ayı değerlendirildiğinde bölge genelinde Karadeniz Bölgesi hariç tüm bölgeler uzun yıllık ortalamalar altında yağış almış, bu ortalamalara göre en fazla azalma yüzde 74 ile Ege Bölgesi’nde gerçekleşmiştir" diye konuştu.

"Ülkemizin belli bölgelerinde düşen yağış miktarlarında azalma ve kuraklık riski devam etmekte"

Yoldan Çıkan Otomobil Elektrik Direğine Çarptı Yoldan Çıkan Otomobil Elektrik Direğine Çarptı

Karadeniz Bölgesi mart ayında da yeter yağışı aldığını ancak Türkiye’nin belli bölgelerinde düşen yağış miktarlarında azalma ve kuraklık riski devam ettiğini söyleyen Demir, "Özellikle ülkemiz tarımında önemli bir yere sahip, Akdeniz, Ege, İç Anadolu Bölgelerimizin nisan ve mayıs aylarında alacağı yağış miktarları önemli hale gelmiştir. Yağış dağılımının mevcut trendde devam etmesi halinde su kaynaklarımız ve tarımsal sulama açısından önemli riskler taşımakta, su kaynaklarımızın yaz aylarında şehirlerimizde ve yerleşim birimlerimizde içme suyu ve tarımsal üretimde ihtiyaç duyulan sulama açısından yetersiz kalma riskine karşılık bugünden gerekli hazırlık ve tedbirlerin alınması zorunlu hale gelmektedir. Özellikle kar yağışını yetersiz alan bölgelerimizde yeraltı suyu beslenmesindeki eksiklikler nedeniyle, yeraltı suyu kullanımları iyi planlanmalı ve takip edilmelidir" şeklinde konuştu.

"Yaz aylarında yaşanma ihtimali olan sıkıntılara karşı hazırlıklı olunmalı"

Türkiye açısından gelecek dönemde 2- 3 ay içerisinde düşecek yağış miktarlarının dağılımlarının oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Demir, "Bu anlamda tüm yerel yönetimlerin, meteoroloji müdürlükleri ile yakın diyalog halinde kendi bölgelerindeki yağış dağılım ve değişimlerini takip etmeleri ve bölgesel ihtiyaçlarına göre mevcut kaynaklarının yeterlilik analizlerini ve alınacak tedbirleri uzman görüşleri ve danışmanları aracılığı ile planlanmalıdır. Aksi takdirde yaz ve sonbahar başlarında yaşanabilecek kaynak yetersizliklerine karşı hazırlıksız yakalanma riskleri aratacaktır. Şubat ve mart aylarında düşen yağışlar Karadeniz ve Marmara Bölgeleri başta olmak üzere belli bölgelerimizde önemli bir rahatlama sağladığı gözlenmektedir. Bu bölgelerde mayıs ve haziran yağışları mevcut kaynakların yeterliliğinin belirlenmesinde önemli olacaktır. Özellikle Başta İstanbul olmak üzere önemli metropolleri içinde barındıran Marmara Bölgesi’nde yerleşim yerlerinde içme ve kullanma suyu planlamaları bu trende göre gerçekleştirilmeli, yaz aylarında yaşanma ihtimali olan sıkıntılara karşı hazırlıklı olunmalıdır" açıklamasında bulundu.

"3 ve 6 aylık kuraklık analizlerine göre yüzde 70’ine yakını kurak bir periyot geçirmekte"

Prof. Dr. Yusuf Demir şunları söyledi:

"Kısaca son aylarımızda belli bölgelerimizde düşen yağışlar bizi rehavete kaptırmamalı, son yıllarda yaşanan kuraklık trenlerine paralel devam eden 2025 yılı yağışlarındaki dağılım yaz aylarına hazırlıklı girmemizi zorunlu hale getirmektedir. Ülkemizin son 3 ve 6 aylık kuraklık analizlerine göre yüzde 70’ine yakını kurak bir periyot geçirmektedir. Özellikle kar yağışlarının belli bölgelerimizde yetersiz yağması, yeraltı suyu beslenmesindeki riskleri artırmaktadır. İç Anadolu Bölgemiz başta olmak üzere tüm tarımsal bölgelerimizde yeraltı suyu kullanımları iyi planlanmalıdır. Ülkemizin önemli bir bölümünde yaz kuraklığı riski aratarak devam etmektedir. Yerel yönetimler, sulama birlikleri ve ilgili kurumlarımızın bu sürece karşı eylem planlarını bugünden hazırlamaları kaçınılmazdır. Aksi takdirde sıkıntı anında hazırlanacak eylem planları ve alınacak tedbirler yetersiz kalabilir. Bir damla suyun bile önemli olduğu, her alanda tasarrufun ilke haline getirilmesi gereken bir sürece giriyoruz. Tüm topluma suyu anlatmak ve kullanmayı öğretmek bir vatan borcudur. Aksi takdirde çocuklarımızın ve torunlarımızın yaşayacağı dünyayı kendi ellerimizle yaşanmaz hale getiririz."

Kaynak: İHA