<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gündem Artvin</title>
    <link>https://gundemartvin.com</link>
    <description>Gündem Artvin</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://gundemartvin.com/rss/bilim" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 19 Apr 2026 08:41:58 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/rss/bilim"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Egzersiz DNA'yı genç tutuyor: Hücresel yaşlanma yavaşlıyor]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/egzersiz-dnayi-genc-tutuyor-hucresel-yaslanma-yavasliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/egzersiz-dnayi-genc-tutuyor-hucresel-yaslanma-yavasliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim dünyasından gelen çarpıcı veriler, düzenli egzersizin yalnızca kas ve kalp sağlığına değil, doğrudan hücresel yaşlanma sürecine de etki ettiğini ortaya koydu. 2025 yılında yayımlanan tıbbi araştırmalarda, fiziksel aktivitenin epigenetik yaşlanmayı yavaşlatabildiği, hatta bazı biyolojik yaş göstergelerinde kısmi gerileme sağlayabildiği belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>'Samsun'da en çok kitap yazan doktor' olarak bilinen Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, egzersizin bağışıklık sisteminden beyin sağlığına, kilo kontrolünden DNA düzeyindeki yaşlanma süreçlerine kadar geniş etkilerini ele aldığı 27'nci kitabını yayımladı. Çok sayıda bilimsel çalışmaya atıf yapılan 'Egzersiz yap, kilo ver, insülin direnci' isimli eserde, sağlıklı yaşamın bilinçli ve sürdürülebilir bir süreç olduğuna dikkat çekildi.</p>

<p>Egzersizin yalnızca kas ve kalp sağlığını güçlendirmekle kalmadığını vurgulayan Dinççağ, 2025 yılında yayımlanan bir çalışmada fiziksel aktivitenin epigenetik yaşlanmayı yavaşlatabildiğinin ve kısmen tersine çevirebildiğinin gösterildiğini belirterek, 'Hücresel düzeyde yaşlanma belirteçlerinde olumlu değişmeler görüldü' dedi.</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivitenin beyin sağlığı üzerindeki etkilerine de değinen Dinççağ, Alzheimer hastalığı ile ilişkili protein birikiminin egzersiz yapan kişilerde daha az olduğunun tespit edildiğini kaydetti. Egzersizin hem bedensel hem de zihinsel sağlığı doğrudan etkilediğini ifade eden Dinççağ, hareketli yaşam tarzının demans riskini azaltmada potansiyel koruyucu rol oynayabileceğini dile getirdi.</p>

<p>'İnsanın karşılaştığı birçok hastalığın nedeni hareketsiz yaşam'</p>

<p>Hareketsiz yaşamın, modern çağın en büyük sağlık sorunlarından biri haline geldiğini belirten Dinççağ, sedanter hayat tarzının obezite, tip 2 diyabet, osteopeni ve kalp-damar hastalıkları gibi pek çok rahatsızlığın temel nedenleri arasında yer aldığını söyledi. Egzersizin bağışıklık sistemi üzerinde güçlendirici etkisi bulunduğunu ifade eden Dinççağ, hormonal denge, kan şekeri kontrolü, kolesterol düzeyleri, tansiyon ve damar iç yüzey sağlığı üzerinde de olumlu sonuçlar doğurduğunu kaydetti.</p>

<p>'Egzersiz, parasız ve etkili bir tedavi yöntemi'</p>

<p>Fiziksel aktivitenin aynı zamanda moral ve motivasyon açısından güçlü bir destek sunduğunu dile getiren Dinççağ, son 10 yılda yapılan çok sayıda bilimsel araştırmanın egzersizin 'parasız ama etkili bir tedavi yöntemi' olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Prestijli tıp dergilerinde yayımlanan makalelerin, düzenli egzersizin yaşam süresi ve yaşam kalitesi üzerindeki belirgin katkılarını doğruladığını söyledi.</p>

<p>'Süreci pes etmeden yönetmek başarıyı getirecek'</p>

<p>ABD'nin Chicago kentinde düzenlenen Amerikan Klinik Onkoloji Derneği toplantısında paylaşılan ve dünyanın en saygın tıp dergilerinden birinde yayımlanan verileri hatırlatan Dinççağ, egzersizin ölüm riskini yüzde 37, yeni ya da tekrarlayan tümör riskini ise yüzde 28 oranında azalttığının bildirildiğini aktardı. Bu sonuçların, fiziksel aktivitenin yalnızca koruyucu değil, tedaviye destekleyici bir unsur olduğunu da gösterdiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kilo verme sürecinin kısa vadede sonuç alınacak bir durum olmadığını belirten Dinççağ, özellikle fazla kilolu ve obez bireylerin hayatlarında birden fazla kez diyet ve spor denemelerine rağmen istedikleri sonuca ulaşamadıklarının görüldüğünü söyledi. Bu durumun zaman zaman hayal kırıklığı ve küskünlük oluşturduğunu ifade eden Dinççağ, 'Kilo verme çabası bir süreçtir. Bu süreci bilerek ve isteyerek, pes etmeden yönetmek başarıyı getirecektir' diye konuştu.</p>

<p>'Sağlıklı yaşam kendi tercihimizdir'</p>

<p>Egzersiz yapmanın da kuralları olduğunu belirten Dinççağ, öncelikle niyet ve gönüllülüğün önemli olduğunu kaydetti. Uygun giysi ve ayakkabı seçiminin bile egzersizin sürdürülebilirliği açısından etkili olduğunu vurgulayan Dinççağ, ısınma hareketleri ile başlayan, en az 30-40 dakika süren ve soğuma egzersizleri ile tamamlanan programların tercih edilmesi gerektiğini anlattı.</p>

<p>Son yıllarda yapılan çalışmalarda ağırlık çalışması, esneme ve yürüyüş gibi farklı aktivitelerin erken ölüm riskini yüzde 19 oranında azalttığının ortaya konulduğunu aktaran Dinççağ, egzersiz miktarı kadar çeşitliliğinin de önemli olduğuna dikkat çekti. Orta ve yüksek yoğunlukta yapılan egzersizin beynin biyolojik yaşını düşürdüğünü ve adeta 'gençlik aşısı' etkisi oluşturduğunu söyleyen Dinççağ, günde fazladan 20 dakikalık fiziksel aktivitenin tip 2 diyabet, felç, zatürre ve kolon polipleri gibi ciddi rahatsızlıklarda hastaneye yatış riskini kayda değer oranda azalttığının bildirildiğini söyledi.</p>

<p>Egzersizin sadece kas ve kalp sağlığını değil, DNA düzeyindeki yaşlanma süreçlerini de etkilediğini yineleyen Dinççağ, bilinçli ve düzenli hareketin hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini artırdığını belirterek, 'Sağlıklı yaşam kendi tercihimizdir' sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/egzersiz-dnayi-genc-tutuyor-hucresel-yaslanma-yavasliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2026/02/agency/iha/egzersiz-dnayi-genc-tutuyor-hucresel-yaslanma-yavasliyor.jpg" type="image/jpeg" length="83513"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kızılırmak Deltası zengin biyoçeşitliliği ile farklı türlere ev sahipliği yapıyor]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/kizilirmak-deltasi-zengin-biyocesitliligi-ile-farkli-turlere-ev-sahipligi-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/kizilirmak-deltasi-zengin-biyocesitliligi-ile-farkli-turlere-ev-sahipligi-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ornitoloji Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kiraz Erciyas Yavuz, Kızılırmak Deltası'nın zengin biyoçeşitliliğiyle önemli sulak alanlardan biri olduğunu, hem bu zenginliğin korunması hem de yöre halkının faaliyetlerini devam ettirmesi için koruma çalışmalarının sürdüğünü söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Yavuz, AA muhabirine, sulak alanların dünya üzerindeki ekosistemler içinde hayati bir yere sahip olduğunu anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sulak alanların, dünya kara yüzeyinin yaklaşık yüzde 6'sını oluşturmasına rağmen, bitki ve hayvan türlerinin yaklaşık yüzde 40'ına ev sahipliği yaptığına işaret eden Yavuz, bu alanların biyolojik çeşitlilik açısından son derece üretken ekosistemler olduğunu ifade etti.</p>

<p>Biyolojik çeşitliliğin kaynağı, çok üretken ekosistemler olan sulak alanların, taşkın kontrolünü sağladıklarını, karbonu tutan ekosistemler olduklarını anlatan Yavuz, 'Bizim normalde para vererek, üstüne emek ve enerji harcayarak elde edebileceğimiz faydaları sağlıyorlar. Bu nedenlerle sulak alanların devamlılığı, korunması son derece önem arz ediyor.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>- 'Türkiye'deki sulak alanların durumu çok iyi değil'</p>

<p>Türkiye'de RAMSAR Sözleşmesine taraf 14 sulak alan bulunduğuna işaret eden Prof. Dr. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Türkiye, uluslararası arenada bu 14 sulak alanı korumak için taahhütte bulunmuştur. Türkiye'de Doğa ve Milli Parklar tarafından şu ana kadar tescillenmiş 138 sulak alan bulunuyor. Maalesef Türkiye'deki sulak alanların durumu çok iyi değil, kuruyorlar, kaybediyoruz. Yanlış tarım uygulamaları var. Kentleşmeler yaygınlaşıyor. Tarım alanına dönüştürülüyor. Habitat kaybımız var. Giderek bu oran hızlanıyor. 1900'lerin başlarından itibaren günümüze kadar dünya sulak alanlarının yüzde 64'ü kaybedilmiş ve son yıllarda iklim değişikliğinin de etkileriyle birlikte bu oran daha da hızlanarak artıyor.'</p>

<p>- 'Kızılırmak Deltası Avrupa'nın da önemli sulak alanlarından biri'</p>

<p>Prof. Dr. Yavuz, Kızılırmak Deltası'nın hem Türkiye'de hem de Avrupa'da oldukça önemli olduğunu, alanda biyoçeşitlik açısından son derece zengin bir yapı bulunduğunu vurguladı.</p>

<p>Kızılırmak Deltası'nın bitki çeşitliliği hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yavuz, 'Bitki çeşitliği 600 civarındadır. Orada yaşayan yöre halkı tarım, hayvancılık, saz üretimi faaliyetlerinde bulunuyorlar. İnsanlar alanı etkin kullanmış ve halen kullanmaya devam ediyorlar. Dolayısıyla hem biyoçeşitliliğin koruması hem de yöre halkının fayda sağlayarak orada faaliyetlerini devam ettirmesi açısından da Kızılmak Deltası koruma çalışmaları devam ediyor.' dedi.</p>

<p>- 'UNESCO Doğal Miras Alanı statüsünde geçici listeye giren tek sulak alan'</p>

<p>Yavuz, Kızılırmak Deltası'nda farklı kuruluşların araştırmalarını sürdürdüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti:</p>

<p>'Kızılmak Deltası doğal alan statüsünde Türkiye'de UNESCO Doğal Miras Alanı statüsünde geçici listeye girmiş tek alan. Öyle değerlendirildiğinde hem Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hem de Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları tarafından oldukça yoğun araştırma ve çalışmaların yapıldığı bir alan. O yüzden de kuş türü sayısına baktığımızda, Türkiye'de 500 civarında kuş türü tanımlanmışken, Kızılırmak Deltası'nda 360 civarında kuş türünün tanımlandığını görüyoruz. Bunların yaşamlarının yani üremek, kışlamak ve beslenmek gibi önemli yaşamsal evrelerini Kızılmak Deltası'nda geçirdiğini görüyoruz. Ve bunların devam ettirilebilmesi için de biz Ornitoloji Araştırma Merkezi olarak sahada restorasyon çalışmaları yürütüyoruz, bahsettiğim kurumların da desteğini alarak.'</p>

<p>Kuş türleri, yılkı atları, mandaları, subasar ormanları, sazları, su papatyaları ile bilinen Kızılırmak Deltası'nda dünyada azalım gösteren türler de olduğuna dikkati çeken Yavuz, şunları kaydetti:</p>

<p>'Kızılırmak Deltası'nda kum zambağı var aslında Türkiye genelinde yaygın ama yine hızla kumul alanların tahrip edilmesi nedeniyle yok olan türlerden birisi. Göl soğanı var. Kilyos moru var. Bunlar nadir, az bulunan türler. Kızırmak Deltası'nda da devam ettiriyor varlığını. Nesli kritik seviyede tehlike altında bulunan dişli sazancık balığı var. Kuş türlerinden ise nesli tehlike altındaki kuş türlerinden elmabaş patka var. Burada ürüyor, burada kışlıyor, göç sırasında yüksek sayılara burada ulaşıyor. 16 farklı kuş türü var burada yaşamının önemli kısmını devam ettiren ve nesli tükenme tehdidiyle karşı karşıya olan. Üveyik yine hassas olan, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan tür, yüksek sayılarla üreyen, bunun yanı sıra göç sırasında büyük sürüler halinde Kızılmak Deltası'nı kullanan bir tür. Kızılırmak Deltası bu türler için önemli bir yaşam kaynağıdır.'</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/kizilirmak-deltasi-zengin-biyocesitliligi-ile-farkli-turlere-ev-sahipligi-yapiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2026/02/agency/aa/kizilirmak-deltasi-zengin-biyocesitliligi-ile-farkli-turlere-ev-sahipligi-yapiyor.jpg" type="image/jpeg" length="52709"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Endometrium kanserlerinde güncel tanı ve tedavi uygulamaları tartışıldı]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/endometrium-kanserlerinde-guncel-tani-ve-tedavi-uygulamalari-tartisildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/endometrium-kanserlerinde-guncel-tani-ve-tedavi-uygulamalari-tartisildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi’nde "Endometrium Kanserlerinde Multidisipliner Yaklaşım: Rutin Pratikte Güncel Tanı ve Tedavi Uygulamaları" başlıklı bilimsel program gerçekleştirildi. Alanında uzman hekimlerin katıldığı toplantı, güncel tanı yöntemlerinden tedavi protokollerine kadar birçok başlıkta önemli bilgilerin paylaşıldığı oturumlara sahne oldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>OMÜ Tıp Fakültesi Dekanlık Mavi Salon’da düzenlenen programın açılışı Dr. Mehmet Kefeli tarafından yapıldı. Etkinlik, 15.00–18.15 saatleri arasında iki ayrı oturum şeklinde gerçekleştirildi. Oturumda, moderatörlüğünü Dr. Bahaddin Yılmaz ve Dr. Nilgün Özbek Okumuş’un yaptığı bölümde; Endometrial hiperplazide yönetim ve kanser riskinin öngörülmesine ilişkin sunumu Dr. Mesut Ünal gerçekleştirdi. Ardından Dr. Murat Danacı, endometrium kitlelerinin görüntüleme bulguları ile tanısal yaklaşımları ele aldı. Son olarak Dr. Mehmet Kefeli, endometrium tümörlerinde güncel tanısal yaklaşımları ve prognostik biyobelirteçleri anlattı. Oturum soru-cevap bölümüyle tamamlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2. Oturumda ise moderatörler Dr. Feyyaz Özdemir ve Dr. Yasin Durmuş oldu. Dr. Fatma Özmen, endometrium kanserinde cerrahi yöntemleri ve hangi hastada hangi cerrahinin uygulanması gerektiğini anlattı. Dr. Alparslan Serarslan, endometrium kanserinin yönetimindeki güncel yaklaşımları sundu. Dr. Cemil Gündüz ise moleküler sınıflandırma temelli tedavi seçeneklerini paylaştı. Program, yine soru-cevap bölümüyle devam etti.</p>

<p>Etkinlik, kapanış bölümünün ardından sona erdi. OMÜ’de düzenlenen bilimsel toplantının, kadın genital kanserlerinin tanı ve tedavisinde güncel uygulamaların katılanlara aktarılması açısından önemli bir katkı sunduğu belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/endometrium-kanserlerinde-guncel-tani-ve-tedavi-uygulamalari-tartisildi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/11/agency/iha/endometrium-kanserlerinde-guncel-tani-ve-tedavi-uygulamalari-tartisildi.jpg" type="image/jpeg" length="83684"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim dünyası, aşırı işlenmiş gıdaların tüm organlara zarar verdiğini ortaya koydu]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/bilim-dunyasi-asiri-islenmis-gidalarin-tum-organlara-zarar-verdigini-ortaya-koydu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/bilim-dunyasi-asiri-islenmis-gidalarin-tum-organlara-zarar-verdigini-ortaya-koydu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası bir araştırma, aşırı işlenmiş gıdaların vücuttaki tüm organ sistemlerine zarar verdiğini ve insanların bu tür gıdaları biyolojik olarak sindirmeye uyum sağlayamadığını ortaya koydu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın dört bir yanından 43 uzman, The Lancet'te yayımlanan üç makalelik seride, aşırı işlenmiş gıdaların günlük beslenme düzeni içindeki artışı ve bunların çeşitli hastalıklarla olan ilişkisini ele aldı.</p>

<p>100'den fazla uzun vadeli araştırmanın sonuçlarından elde edilen bulgulara göre, tüm dünyada aşırı işlenmiş gıdaların hızla taze gıdaların yerini aldığı ve bu durumun pek çok kronik hastalık riskini artırdığı tespit edildi.</p>

<p>Bu gıdaların küresel ölçekte insan sağlığı için büyük bir tehdit oluşturduğuna ve insan vücudundaki tüm organ sistemlerine zarar verdiğine dikkati çekilen araştırmada, aşırı işlenmiş gıdalardan oluşan beslenme şeklinin, fazla yemeyi tetiklediği, yetersiz beslenmeye yol açtığı ve kişiyi zararlı kimyasallar ile katkı maddelerine daha fazla maruz bıraktığı değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Serinin yazarlarından Sao Paulo Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Carlos Monteiro, The Guardian'a yaptığı açıklamada, bu bulguların aşırı işlenmiş gıdalarla mücadele için acil önlem alınması gerektiğini gösterdiğini vurguladı.</p>

<p>Serinin ilk makalesinde, aşırı işlenmiş gıdaların vücuttaki tüm organ sistemlerine zarar verdiğine ilişkin kanıtların yer aldığını aktaran Monteiro, 'Bulgular, insanların bu tür gıdaları tüketmeye biyolojik olarak uyum sağlamadığını güçlü biçimde gösteriyor.' ifadesini kullandı.</p>

<p>Monteiro, aşırı işlenmiş gıdaların dünya genelindeki beslenme alışkanlıklarını yeniden şekillendirdiğine ve geleneksel yemeklerin yerini aldığına dikkati çekerek, bu durumun güçlü küresel şirketler tarafından desteklendiğini ifade etti.</p>

<p>Serinin ikinci makalesinde aşırı işlenmiş gıdaların pazarlama ve tüketim faaliyetlerini düzenlemek amacıyla çeşitli politikaların önerildiğine işaret eden Monteiro, üçüncü makalede ise bu gıdaların yüksek tüketiminin bireysel tercihlerin değil küresel şirketlerin yönlendirmelerinin bir sonucu olduğuna işaret edildiğini anlattı.</p>

<p>Araştırmanın bir diğer yazarı North Carolina Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barry Popkin ise aşırı doymuş yağ, şeker ve tuzun yanı sıra işlenmiş gıdaların belirteçlerinin paketlerin ön yüzüne eklenmesini talep ettiklerini belirtti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/bilim-dunyasi-asiri-islenmis-gidalarin-tum-organlara-zarar-verdigini-ortaya-koydu</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Nov 2025 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/11/agency/aa/bilim-dunyasi-asiri-islenmis-gidalarin-tum-organlara-zarar-verdigini-ortaya-koydu.jpg" type="image/jpeg" length="43332"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırmaya göre, günde en az 3 bin adım atmak Alzheimer'ın ilerlemesini yavaşlatabilir]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/arastirmaya-gore-gunde-en-az-3-bin-adim-atmak-alzheimerin-ilerlemesini-yavaslatabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/arastirmaya-gore-gunde-en-az-3-bin-adim-atmak-alzheimerin-ilerlemesini-yavaslatabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan araştırmada, günde 3 bin veya daha fazla adım atmanın, Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatabileceği belirlendi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de Mass General Brigham Hastanesinden bilim insanlarının yürüttüğü araştırmada, yaşları 50 ile 90 arasında değişen 296 kişi 14 yıl boyunca takip edildi.</p>

<p>Bu kapsamda, katılımcıların bilişsel performansları her yıl ölçüldü, adım sayıları pedometrelerle kaydedildi ve beyinlerindeki amiloid ile tau protein düzeyleri PET taramalarıyla incelendi.</p>

<p>Buna göre, başlangıçta beyinlerinde yüksek miktarda amiloid bulunan kişilerde Alzheimer riski daha fazlaydı, ancak bu kişiler arasında daha fazla yürüyenlerde bilişsel gerileme oranı daha yavaş ve tau birikimi daha geç ilerledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genellikle sağlıklı bir yaşam tarzı için günde 10 bin adım atılması tavsiye edilse de araştırmada, günde 3 ila 5 bin adım atan kişilerde bilişsel gerilemenin ortalama 3 yıl, 5 ila 7 bin adım atanlarda ise 7 yıl geciktiği tespit edildi.</p>

<p>Araştırmanın ortak yazarlarından Dr. Wai-Ying Wendy Yau, sonuçların az miktarda egzersizin bile fayda sağladığını göstermesinin cesaret verici olduğunu belirtti.</p>

<p>Çalışmanın sonuçları 'Nature Medicine' dergisinde yayımlandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/arastirmaya-gore-gunde-en-az-3-bin-adim-atmak-alzheimerin-ilerlemesini-yavaslatabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Nov 2025 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/11/agency/aa/arastirmaya-gore-gunde-en-az-3-bin-adim-atmak-alzheimerin-ilerlemesini-yavaslatabilir.jpg" type="image/jpeg" length="83459"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nörolojik hastalıklarda kök hücre tedavisi standart değil, deneysel aşamada]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/norolojik-hastaliklarda-kok-hucre-tedavisi-standart-degil-deneysel-asamada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/norolojik-hastaliklarda-kok-hucre-tedavisi-standart-degil-deneysel-asamada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Canpolat: - 'Kök hücre tedavisi çoğu nörolojik hastalık için standart bir tedavi değil, deneysel bir tedavidir. Öncelikle hastalarda standart tedavi yöntemleriyle çözüm bulunamadığı zaman deneysel tedavi uygulamaları kapsamında gerçekleştirilebilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Canpolat, nörolojik hastalıklarda kök hücre tedavisinin standart değil, deneysel bir tedavi olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Canpolat, AA muhabirine, kök hücre tedavisine ilişkin çalışmaların dünyada ve Türkiye'de devam etmekte olduğunu söyledi.</p>

<p>Bu tedavinin çoğu nörolojik hastalık için henüz deneysel aşamada olduğuna işaret eden Canpolat, 'Kök hücre tedavisi çoğu nörolojik hastalık için standart bir tedavi değil, deneysel bir tedavidir. Öncelikle hastalarda standart tedavi yöntemleriyle çözüm bulunamadığı zaman deneysel tedavi uygulamaları kapsamında gerçekleştirilebilir.' ifadesini kullandı.</p>

<p>Canpolat, kök hücre tedavisinin 'her derde deva oluyor' şeklinde algılanmaması gerektiğini dile getirerek, 'Gerek medya etkisi gerek çalışmacıların yayınladığı bilimsel veriler ile endüstrinin bu alanla aşırı ilgilenmesi bazen sansasyonel haberlere yol açabiliyor.' dedi.</p>

<p>Yakın bir gelecekte bu tedaviye yönelik sonuçların daha iyi görülebileceğini vurgulayan Canpolat, bu aşamada hekimler olarak süreci takip ettiklerini belirterek, hastaların da bilimsel veriler ışığında hareket etmeleri gerektiğine dikkati çekti.</p>

<p>Canpolat, hasta ve hasta yakınlarının etkinliği kanıtlanmamış tedavi süreçlerine karşı tedbirli olmaları gerektiğini dile getirerek, şunları kaydetti:</p>

<p>'Kök hücre her derde deva değildir, bilimsel etik çerçevede kullanımı önemlidir. Bu noktada özellikle akademik yönden bu çalışmaları yürüten hekimlerimize güvenilmeli. Sansasyonel haberlere çok fazla itibar edip daha etkinliği net kanıtlanmamış, mekanizması net bir şekilde açıklanmamış süreçlere özellikle yönelirken dikkat etmeleri gerekiyor. Yakın zamanlarda okuduğumuz bir makalede 'kök hücre turizmi' diye bir kavram geçiyordu. Hastalar farklı farklı şekilde bu tedavilere yönlendirilebildiği belirtiliyor ve bu noktada hastaların dikkat etmesi gerektiği vurgulanıyordu. Kanıtlanmış, mekanizmaları bilinen tedavileri biz hastalarımıza öneriyoruz. Bunun için de şu anda sürecin devam ettiğini belirtmek istiyorum.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/norolojik-hastaliklarda-kok-hucre-tedavisi-standart-degil-deneysel-asamada</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Oct 2025 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/10/agency/aa/norolojik-hastaliklarda-kok-hucre-tedavisi-standart-degil-deneysel-asamada.jpg" type="image/jpeg" length="51868"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk bilim insanlarından gözdeki sarı nokta hastalığı için özgün ilaç]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/turk-bilim-insanlarindan-gozdeki-sari-nokta-hastaligi-icin-ozgun-ilac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/turk-bilim-insanlarindan-gozdeki-sari-nokta-hastaligi-icin-ozgun-ilac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Biyotıp ve Genom Merkezinde (İBG) görevli bilim insanları, retinadaki görme bozukluğundan kaynaklanan ve halk arasında sarı nokta olarak bilinen hastalığı tedavi amacıyla özgün ilaç geliştirdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Boğaziçi Üniversitesinde moleküler biyoloji ve genetik ile kimya bölümlerinde lisans, Koç Üniversitesinde kimya ve biyoloji mühendisliği alanında yüksek lisans eğitimi alan Sibel Kalyoncu Uzunlar, ABD'deki kimya ve biyokimya doktorasının ardından 7 yıl önce Türkiye'ye döndü.</p>

<p>Hastalıkların önlenmesi, tanısı ve tedavisi için yenilikçi teknoloji ve ürünleri geliştirmek amacıyla İzmir'de kurulan tematik araştırma merkezi İBG'de görevli araştırma grup lideri Dr. Uzunlar, gözde 'makula' bölgesinin bozulmasıyla ortaya çıkan, halk arasında sarı nokta hastalığı olarak bilinen bir çeşit retina hastalığının tedavisi için 2020'de ilaç çalışmalarına başladı. Uzunlar'ın projesine bir biyoteknoloji şirketi de destek verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmalar sonucunda elde edilen özgün ilaca, destek veren şirket VSY Biotechnology'nin yönetim kurulu başkanı Dr. Ercan Varlıbaş'ın soyadından yola çıkılarak 'Varliciment' ismi verildi.</p>

<p>'Piyasadaki ilaçlara göre daha efektif'</p>

<p>Dr. Sibel Kalyoncu Uzunlar, AA muhabirine, çalışmasının 5 yıl gibi kısa bir sürede olumlu sonuçlanmasından mutluluk duyduğunu söyledi.</p>

<p>Sarı nokta hastalığının genellikle yaşlılarda görüldüğünü anlatan Uzunlar, bir zaman sonra retinadaki damarların büyümeye ve sızdırmaya başladığını, bu durumun tedavi edilmemesi halinde körlüğe yol açtığını kaydetti.</p>

<p>Dr. Uzunlar, hastalığın tedavisi için kullanılan ilaçların hepsinin ithal olduğunu ifade ederek, 'Geliştirdiğimiz ilaç, proteine bağlanarak artık o damarlanmanın oluşumunu engelliyor ve durduruyor. Bu sayede körlüğü de engellemiş oluyor. Hasta 1-2 ayda bir enjekte edilerek ömür boyu bu ilacı kullanmak zorunda ama aynı zamanda görme yetisini de kaybetmiyor. Geliştirdiğimiz ilaç daha küçük bir molekül olduğu için proteine daha iyi bağlanıyor. Yaptığımız bilimsel çalışmalarda, hücre deneylerinde piyasadaki ilaçlara göre daha efektif olduğunu gösterdik.' diye konuştu.</p>

<p>'İlk önce hayvan deneylerinin tamamlanması gerekiyor'</p>

<p>ABD'den dönerken en büyük hedefinin Türkiye'de bir ilaç geliştirmek olduğunu dile getiren Uzunlar, şunları kaydetti:</p>

<p>'Aslında ilk orijinal biyoteknolojik ilaç geliştirdik. Piyasaya geçebilmesi için hayvan deneylerinin tamamlanması gerekiyor. Bu tamamlandıktan sonra klinik araştırmalar başlıyor. Bu da insan deneyleri demek aslında. Faz 1, 2 ve 3 şeklinde. Bu da eğer başarılı şekilde tamamlanırsa artık piyasaya sürülmüş oluyor. Türkiye'de daha önce ne yazık ki orijinal bir ilaç keşfedilmedi ama bu değişecek. Türkiye'ye dönme amacım bu. Şu an onun için çalışıyorum. Muadillerine göre daha etkili olduğunu gösterdik ve daha ucuz olacak Türkiye'de üretileceği için.'</p>

<p>Dr. Gülçin Çakan Akdoğan ise geliştirdikleri ilacın insan hücreleri, zebra balığı ve farklı deney modellerinde yapılan çalışmalarda etkili olduğunu belirlediklerini söyledi.</p>

<p>Çalışmaya destek veren biyoteknoloji şirketinin yönetim kurulu başkanı Dr. Ercan Varlıbaş da 'Ülkemizden dünyaya büyük bir atılım olacak. Hem gururlu ve hem de heyecanlıyız.' dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/turk-bilim-insanlarindan-gozdeki-sari-nokta-hastaligi-icin-ozgun-ilac</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Sep 2025 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/09/agency/aa/turk-bilim-insanlarindan-gozdeki-sari-nokta-hastaligi-icin-ozgun-ilac.jpg" type="image/jpeg" length="77315"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Tüylü Kekreçiçeği' yeni tür olarak bitki florasına eklendi]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/tuylu-kekrecicegi-yeni-tur-olarak-bitki-florasina-eklendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/tuylu-kekrecicegi-yeni-tur-olarak-bitki-florasina-eklendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu Küre Dağları Milli Parkı'nda kayalık yamaçlarda gözlemlenen yeni keşif 'Tüylü Kekreçiçeği'nin, Türkiye bitki florasına kaydedildiğini bildirdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yumaklı, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, yeni keşfedilen bitki türüne ilişkin bilgi verdi.</p>

<p>'Anadolu'nun En'leri' arasına yeni bir keşif olan 'Tüylü Kekreçiçeği'nin de eklendiğini aktaran Yumaklı, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>'Küre Dağları Milli Parkı'nda kayalık yamaçlarda gözlemlenen bu zarif bitki, floramıza kaydedildi. Dünyada 3 bitki coğrafyasının kesiştiği bir konumda bulunan ülkemiz, 4 bini endemik olmak üzere, 13 bin bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Ayrıca, çok sayıda kültür bitkisinin de orijin merkezi durumunda. Doğanın bu eşsiz mirasını koruyor, gelecek nesillere aktarmak için var gücümüzle çalışıyoruz.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Yumaklı'nın paylaşımında, bilimsel adı 'Draba lasiocarpa' olan sarı çiçekli bitkinin, Küre Dağları Milli Parkı'nda üç farklı lokalitede yapılan arazi çalışmalarında, yaklaşık 850 birey olarak gözlemlendiği kaydedildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/tuylu-kekrecicegi-yeni-tur-olarak-bitki-florasina-eklendi</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Sep 2025 16:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/09/agency/aa/tuylu-kekrecicegi-yeni-tur-olarak-bitki-florasina-eklendi.jpg" type="image/jpeg" length="12799"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hypatia Bilim Festivali Seferihisar’da Devam Ediyor]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/hypatia-bilim-festivali-seferihisarda-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/hypatia-bilim-festivali-seferihisarda-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Seferihisar’da 3 Eylül’de başlayan Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, paneller, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleriyle devam ediyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali İzmir’in Seferihisar ilçesinde devam ediyor. 3 Eylül’de başlayan festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı amaçlayan oturumları, atölyeleri, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleriyle katılımcıların yoğun ilgisini gördü.<br />
Festivalin ilk günü, 3 Eylül Çarşamba, “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” oturumuyla başladı. Gün boyunca “Türkiye’de Bilim Kurgu Sineması” başlıklı özel oturum, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” film gösterimi ve “Bilim İletişimi Hackathonu” yarışması düzenlendi. Amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara yönelik “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri ilk günün öne çıkan başlıkları oldu.<br />
4 Eylül Perşembe günü ise yapay zekâ teknolojileri ve felsefesi üzerine gerçekleştirilen oturumların ardından “Yapay Zekâ ve Google Algoritmaları”, “Evrende Gizli Yapıtaşları: Temel Parçacıklar” ve “Astrobiyoloji ve Evrende Yaşam” sunumları yapıldı. Günün ilerleyen saatlerinde bilim ve iletişimde toplumsal cinsiyet eşitliği, evrim ve belgesel gösterimleri katılımcılarla buluştu. Teleskopla güneş gözlemi ve çocuklara özel “Oyna, Dans Et, Keşfet!” ile “Benim Bruno’m” atölyeleri de büyük ilgi gördü.</p>

<p><img alt="Hypatia Bilim Festivali Seferihisar’da Devam Ediyor (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://gundemartvincom.teimg.com/gundemartvin-com/uploads/2025/09/medya/eylul-2025/hypatia-bilim-festivali-seferihisarda-devam-ediyor-3.jpg" width="1599" /><br />
Festivalin üçüncü günü, 5 Eylül Cuma, yerin altından uzayın derinliklerine uzanan bir programla devam etti. “Virüsler ve Gen Terapisi”, “Bilim Felsefesi ve Fizik”, “Uzay Hukuku”, “James Webb Teleskobu” ve “Dinamik Gezegen: Dünya” sunumları günün en dikkat çeken etkinlikleri arasında yer aldı. Akşam saatlerinde “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeseli izlendi. Çocuklar için “Gençler İçin Yapay Zekâ” atölyesi, arkeoloji çalışmaları ve alçı boyama etkinlikleri yapıldı. Günün sonunda teleskoplarla yapılan gökyüzü gözlemleri katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı.<br />
Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda süren Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilim ve sanatı buluşturmaya devam edecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Hypatia Bilim Festivali Seferihisar’da Devam Ediyor (4)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://gundemartvincom.teimg.com/gundemartvin-com/uploads/2025/09/medya/eylul-2025/hypatia-bilim-festivali-seferihisarda-devam-ediyor-4.jpg" width="1600" /><img alt="Hypatia Bilim Festivali Seferihisar’da Devam Ediyor (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://gundemartvincom.teimg.com/gundemartvin-com/uploads/2025/09/medya/eylul-2025/hypatia-bilim-festivali-seferihisarda-devam-ediyor-2.jpg" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ALİ ERAY ÇELİK</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/hypatia-bilim-festivali-seferihisarda-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Sep 2025 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/09/medya/eylul-2025/hypatia-bilim-festivali-seferihisarda-devam-ediyor-1.jpg" type="image/jpeg" length="53462"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim ve İletişim Festivali başladı]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/bilim-ve-iletisim-festivali-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Seferihisar ilçesinde Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’in Seferihisar ilçesinde düzenlenen festival, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp toplumla buluşturmayı hedefliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beş gün sürecek etkinliklerde oturumlar, atölyeler, film gösterimleri ve gökyüzü gözlemleri yer alacak.</p>

<p>3-7 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin açılışına Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in yanı sıra Türkiye ve dünyadan tanınmış bilim insanları katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda bilimin halka ulaşmasının önemine vurgu yapıldı.</p>

<p><img alt="Bilim ve İletişim Festivali başladı-2" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://gundemartvincom.teimg.com/gundemartvin-com/uploads/2025/09/medya/eylul-2025/i-m-g-20250904-w-a0002.jpg" width="1599" /></p>

<p>Festival, bilimi günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmayı ve bilgiye erişimi demokratikleştirmeyi amaçlıyor. Seferihisar Akarca Kamp Alanı’nda başlayan etkinlik, cumartesi akşamına kadar sürecek.</p>

<p>Festivalin ilk günü “Türkiye ve Dünyada Bilim İletişimi” başlıklı oturumla başladı. Gün boyunca Çağan Türkan’ın “Empatik Beyin” sunumu, İren Dicle Aytaç’ın “Türkiye’de Bilim-Kurgu Sineması” oturumu ve akşam saatlerinde “Bir Zamanlar Gelecek 2121” film gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca “Bilim İletişimi Hackathonu”, amatör telsizcilik atölyesi, gökyüzü tanıtımı ve çocuklara özel “Güneş Gözlemi” ile “Steam” etkinlikleri yapılacak.</p>

<p><img alt="I M G 20250904 W A0001" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://gundemartvincom.teimg.com/gundemartvin-com/uploads/2025/09/medya/eylul-2025/i-m-g-20250904-w-a0001.jpg" width="1599" /></p>

<p>Festival, yalnızca bilimsel içeriklerle sınırlı kalmayacak; belgesel gösterimleri, müzik etkinlikleri ve gökyüzü gözlemleriyle kültürel bir şenlik atmosferi sunacak. Çocuklara özel programlar da bilimin yeni nesillerle buluşmasını sağlayacak.</p>

<p>Etkinliklerde Prof. Dr. Çiler Dursun, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Prof. Dr. Erkan Saka, NASA’dan Dr. Ayşegül Tümer ve Dr. Umut Yıldız gibi isimler yer alacak. Festival boyunca elliden fazla panel, atölye ve sunum yapılacak.</p>

<p>Programda ayrıca “Eko Eko Eko” belgesel gösterimi, “Bir Zamanlar Gelecek: 2121” filmi ve “Öz: Kuantumun Öyküsü” belgeselinin galası da bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Hypatia Bilim ve İletişim Festivali, 7 Eylül’e kadar bilimi sanatla buluşturmaya devam edecek. Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: www.hypatiabilimfestivali.com</p>

<p>Festival programı için: https://www.hypatiabilimfestival.com/program</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ali Eray ÇELİK</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/bilim-ve-iletisim-festivali-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Sep 2025 07:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/09/medya/eylul-2025/i-m-g-20250904-w-a0003.jpg" type="image/jpeg" length="61079"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsanlardaki Genetik Mutasyondan Her Tür Virüse Karşı Koruma Geliştirilebilir]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/insanlardaki-genetik-mutasyondan-her-tur-viruse-karsi-koruma-gelistirilebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/insanlardaki-genetik-mutasyondan-her-tur-viruse-karsi-koruma-gelistirilebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de araştırmacılar, insanlarda ender görülen genetik mutasyondan yola çıkarak geliştirdikleri deney aşamasındaki tedavi yönteminin, gelecekte her çeşit virüs salgınına karşı koruma sağlayabileceğini tespit etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Columbia Üniversitesinden yapılan açıklamaya göre, araştırmacılar, az sayıda kişide rastlanan ancak virüslere karşı koruyucu özellik gösteren genetik bir mutasyona yönelik çalışma yürüttü.</p>

<p>Araştırmacılar, insan vücudunda bağışıklık düzenleyici rol oynayan 'ISG15' proteininde eksikliğe neden olan bu mutasyonun antiviral etkilerini laboratuvar ortamında taklit etmeye çalıştı.</p>

<p>Mutasyonu inceleyerek geliştirdikleri deneysel tedavi yöntemini kobaylara ve farelere burun damlası şeklinde uygulayan araştırmacılar, insanlardaki antiviral etkinin denek hayvanlarıda da geçici olarak ortaya çıktığını gözlemledi.</p>

<p>Araştırmacılar, deneysel tedavinin, grip ve Kovid-19 salgınına neden olan virüslerin denek hayvanlarının vücudunda çoğalmasını kısa süreliğine engellediğini ve hastalığın şiddetini azalttığını kaydetti.</p>

<p>Tedavinin her türlü virüse karşı işe yarayabileceğine işaret eden araştırmacılar, geliştirdikleri bu teknolojinin gelecekteki virüs salgınlarına karşı koruma amaçlı kullanılabileceğini öngörüyor.</p>

<p>Öte yandan, yöntemin bazı özelliklerinin henüz geliştirilmesi gerektiği ve 3 ila 4 gün olduğu tahmin edilen antiviral korumanın tam olarak ne kadar sürdüğünün bilinmediği belirtiliyor.</p>

<p>Araştırma 'Science Translational Medicine' dergisinde yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/insanlardaki-genetik-mutasyondan-her-tur-viruse-karsi-koruma-gelistirilebilir</guid>
      <pubDate>Wed, 20 Aug 2025 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/08/agency/aa/insanlardaki-genetik-mutasyondan-her-tur-viruse-karsi-koruma-gelistirilebilir.jpg" type="image/jpeg" length="96245"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnternete erişimde mobilin payı yüzde 60 ile rekor kırdı]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/internete-erisimde-mobilin-payi-yuzde-60-ile-rekor-kirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/internete-erisimde-mobilin-payi-yuzde-60-ile-rekor-kirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akıllı telefon dünyasında yaşanan gelişmelerin ardından temmuzda internete erişimde mobilin payı yüzde 60 ile rekor seviyeye ulaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AA muhabirinin web trafiği analiz sitesi Statcounter'den elde ettiği verilere göre, dünyada bilgisayar kullanma ve internete giriş anlamında büyük bir dönüşüm yaşandı.</p>

<p>Sitedeki verilere bakıldığında, internete erişimde masaüstü bilgisayarların payı 2009 yılında yüzde 99,3 olarak gerçekleşirken, mobil cihazların payı ise yüzde 0,7 olarak kaydedildi.</p>

<p>İnternete erişimde en büyük kırılmalardan biri 2016 yılında görüldü. Cep telefonlarının ve tabletlerin yaygınlığının artmasıyla Aralık 2016'da mobilden internete erişimin payı yüzde 50'yi aşarak masaüstünü ilk defa geçti. Aynı tarihte tabletten erişim yaklaşık yüzde 5, masaüstünün payı ise yüzde 45 oldu.</p>

<p>Temmuz 2025'te ise tablet ve akıllı telefonların internete erişim payı yüzde 60'ı geçerek rekor kırdı. Aynı dönemde internete erişimde dizüstü bilgisayarların kullanımı yüzde 40'a düştü.</p>

<p>Türkiye'de akıllı telefonların internete erişimdeki payı ise dünya ortalamasının üzerinde yer alıyor. Türkiye'de mobil internet trafiği payı temmuzda yüzde 76,8 olurken, masaüstü yüzde 22 ve tablet ise yüzde 1,2 olarak gerçekleşti.</p>

<p>Verilere göre, kullanıcılar tüm cihazlar göz önünde bulundurulduğunda yüzde 68 ile en çok Chrome tarayıcısı ile internete girerken, onu yüzde 16 ile Safari ve yüzde 5 ile Edge takip etti.</p>

<p>Akıllı telefonlar teknoloji dünyasının merkezine yerleşti</p>

<p>1970'li yıllardan bu yana kullanılan cep telefonları eklenen yeni özellikler sayesinde kullanımlarını her geçen gün artırdı. İlk yıllarında tuşlu yapısı ve antenleri ile ön plana çıkan cep telefonları, pahalılığı sebebiyle sadece gerekli durumlarda sesli görüşme ve mesajlaşma aracı olarak görülüyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başlangıçta 'çaldır kapat' şeklindeki haberleşmede de kullanılan telefonlar, zaman içinde kamera, dokunmatik, internet ve sosyal medya uygulamaları gibi yeni özelliklerin eklenmesiyle ilk yıllarındaki görüntüsünden çok farklı noktaya geldi.</p>

<p>Cep telefonu tarihindeki en büyük kırılmalardan biri Apple tarafından 2007'de çıkarılan ilk iPhone modeliyle oldu. Bu telefon, dokunmatik ekranı, işletim sistemi ve internet kullanımı kolaylığı ile cep telefonlarında standartları yeniden belirledi.</p>

<p>İlk iPhone, mobil cihazlarda tam teşekküllü bir internet tarayıcısı (Safari) sunarak, 'masaüstü sınıfında web deneyimi' vadediyordu. O zamana kadar mobil cihazlardaki internet sayfaları basit ve işlevsiz olarak görülürken, yeni iPhone ile kullanıcılar, bilgisayarda olduğu gibi web sayfalarına tam olarak erişebilmişti.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/internete-erisimde-mobilin-payi-yuzde-60-ile-rekor-kirdi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 Aug 2025 14:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/08/agency/aa/internete-erisimde-mobilin-payi-yuzde-60-ile-rekor-kirdi.jpg" type="image/jpeg" length="64848"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsanlar, Günde On Binlerce Mikroplastik Parçacığı Soluyor Olabilir]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/insanlar-gunde-on-binlerce-mikroplastik-parcacigi-soluyor-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/insanlar-gunde-on-binlerce-mikroplastik-parcacigi-soluyor-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa'da yapılan yeni bir araştırmada, insanların günde ortalama 68 bin adet mikroplastik parçacığı soluyor olabileceği tespit edildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>The Hill'in haberine göre, Fransa'daki Toulouse Üniversitesi ile Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) araştırmacıları tarafından yapılan ve "PLOS One" dergisinde yayımlanan çalışmada, insanların günlük yaşamlarında düşündüklerinden çok daha fazla mikroplastik parçacığını soluduklarına işaret edildi.</p>

<p>Bilim insanları, bu kapsamda, çok sayıda ev ve otomobillerdeki çeşitli hava örnekleri toplayarak mikroplastik yoğunluğunu ölçtü.</p>

<p>Raman spektroskopisi adlı yöntemle yapılan ölçümlerde, ev içi hava örneklerinde ortalama metreküpte 528 parçacık, araç içi örneklerde ise 2 bin 238 parçacık mikroplastik bulundu.</p>

<p>Araştırmada, insanların günde ortalama 68 bin adet 1 ila 10 mikrometre büyüklüğünde mikroplastik parçacığı soluma ihtimalinin olabileceği, bunun ise önceki araştırmalarda solunduğu tespit edilen miktardan 100 kat daha fazla olduğu belirtildi.</p>

<p>Bilim insanları, solunan parçacıkların büyük bölümünün gözle görülemeyecek kadar küçük olduğuna ve bu nedenle fark edilmeden akciğerlere kadar ulaşabildiğine dikkati çekti.</p>

<p>Araştırmacılar, her gün solunan binlerce mikroplastik parçacığın akciğerlerde toksik maddeler salarak kana karışabileceği ve birçok hastalığa yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Araçların sınırlı havalandırmaları nedeniyle daha fazla mikroplastik birikmesine müsait olduğuna işaret eden araştırmacılar, uzun yolculuklarda maruz kalınan mikroplastik miktarının ise artabileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/insanlar-gunde-on-binlerce-mikroplastik-parcacigi-soluyor-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 31 Jul 2025 12:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/07/agency/aa/insanlar-gunde-on-binlerce-mikroplastik-parcacigi-soluyor-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="98874"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin İlk Deniz Bakteri İzolatlarını İçeren Mikrobiyal Gübresi Geliştirildi]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/turkiyenin-ilk-deniz-bakteri-izolatlarini-iceren-mikrobiyal-gubresi-gelistirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/turkiyenin-ilk-deniz-bakteri-izolatlarini-iceren-mikrobiyal-gubresi-gelistirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Üniversitesi (İÜ) ile İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşanın (İÜC) paydaşlığındaki İstanbul Teknokent'te Türkiye'nin denizlerindeki bakterilerle geliştirilen mikrobiyal gübresi, Tarım ve Orman Bakanlığı ruhsatıyla tescillendi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Üniversitesi (İÜ) ile İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşanın (İÜC) paydaşlık yaptığı İstanbul Teknokent'te (ENTERTECH), Türkiye'nin ilk deniz bakteri izolatlı mikrobiyal gübresi üretildi.</p>

<p>İÜ Su Bilimleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülşen Altuğ ve ekibince yürütülen çalışma sonucunda Türkiye'nin denizlerindeki bakterilerle geliştirilen mikrobiyal gübre, Tarım ve Orman Bakanlığı ruhsatıyla tescillendi.</p>

<p>Bilimsel kanıta dayalı verilerle geliştirilen ve günde 400 litre üretilen mikrobiyal gübre, toprağın kalitesini artırıp kimyasallardan arındırılmasını ve düzenli kullanımda daha az gübre kullanımına ihtiyaç duyulmasını sağlıyor.</p>

<p>Topraksız tarım, sera ve tarla gibi çeşitli tarım ortamlarında farklı ekinlerde denenen mikrobiyal gübre başarılı sonuçlar verdi.</p>

<p>"Denizlerin dibinden insanlığın hizmetine sunuldu"</p>

<p>Prof. Dr. Altuğ, AA muhabirine, 2000 yılından bu yana Türkiye denizlerinde bakteriyolojik araştırmalar yürüttüklerini söyledi.</p>

<p>Çalışmalarda başlangıçta deniz bakteriyolojisi üzerine odaklandıklarını belirten Altuğ, "Elde ettiğimiz yararlı deniz bakterilerinin deniz ekosistemindeki zorlu koşullara adaptasyon yeteneklerini tespit ederek, neyi nerede nasıl kullanacağımızın verilerini oluşturuyor ve yararlı bakterileri farklı sektörlerde kullanabilecek katma değerli ham madde ve ürünlere dönüştürüyoruz." dedi.</p>

<p>Altuğ, 2000 yılından 2015'e kadar gerçekleştirdikleri bilimsel çalışmaların, bakterilerin tanımlanması ve kullanım alanlarının belirlenmesi açısından temel veriler sağladığını, bundan sonraki süreçte İstanbul Üniversitesi Teknokent bünyesinde ürüne dönüşme sürecinin başladığını anlattı.</p>

<p>Üniversite bünyesindeki projelerle belirli bir aşamaya geldiklerini aktaran Altuğ, "Daha sonra bu proje sonuçlarının hayata geçmesi amacıyla İstanbul Teknokent bünyesinde prototiplerinin oluşturulması, üretim optimizasyonu, büyük hacimli üretim, saha denemeleri, belgelendirme çalışmalarıyla bakterilerin patent tabanlı gerçek ürüne dönüşmesi sürecine geçtik." diye konuştu.</p>

<p>Prof. Dr. Altuğ, mikrobiyal gübre ürünlerinin, deniz bakteri izolatlarının güçlü enzimatik özelliklerinden yararlanıp binlercesinin arasından seçilerek geliştirildiğini, çalışmaların arkasında 25 yıllık bilimsel veriyle oluşturulan üretim altyapısının bulunduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:</p>

<p>"Yüzde 100 yerli ham maddeyle üretilen mikrobiyal gübre, aynı zamanda içeriğinde yer alan yararlı deniz bakterilerinin dirençlilik özellikleri nedeniyle toprağın zararlı kimyasallardan arındırılmasına ve mikrobiyal floranın iyileşmesine katkı sunarak toprağı rehabilite ediyor. Bu bakteriler, denizde karşılaştıkları kirleticilere karşı direnç geliştirmiş olduklarından, ağır metallere dirençli olmaları, toksik bileşenleri dönüştürme yetenekleri, tuzluluk ve pH değişimlerine karşı toleranslı olmaları, güçlü enzimatik özellikleri, zararlı mikroorganizmaları engelleme yetenekleriyle adeta denizin dinamik koşullarında özel eğitimden geçmiş organizmalar. Onlar, mavi büyüme kapsamında değerlendirilebilecek son derece kıymetli deniz canlı kaynakları olarak denizlerin dibinden insanlığın hizmetine sunuldu."</p>

<p>"Toprağın kalitesini artırıyor"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmaların üniversitede geliştirilen patent tabanlı yerli ürünlerin dünyada süratle gelişen biyolojik tabanlı ürünler pazarına girmek için fırsatlar sunduğunu aktaran Altuğ, şu anda günde 400 litre mikrobiyal gübre üretimi yaptıklarını, sıvı formda üretilen bakterilerin ülke ihtiyaçları doğrultusunda Teknokent bünyesinde daha da geliştirilip yeni ürünler için çalıştıklarını vurguladı.</p>

<p>Mikrobiyal gübrenin meyve ve sebze gibi ürünlerden meyve ağaçlarına kadar tüm ekinler için kullanılabildiğini anlatan Altuğ, "Toprağın kalitesini artırıyor, kimyasallardan arındırıyor ve düzenli kullanımda daha az gübre kullanımına ihtiyaç duyuluyor." bilgisini verdi.</p>

<p>Prof. Dr. Altuğ, yapılan denemelere göre gübrenin tohum çimlenmede yüzde 50, bitki gelişiminde yüzde 30-40 artış sağladığını, aynı zamanda ürünlerin organik hacminde artış ve raf ömründe uzama gözlendiğini dile getirerek, "Ürün Türkiye'de ruhsat almış ilk deniz bakterisi içeren gübredir. Bu ürün, aynı zamanda deniz bakterilerinin tarım sektöründe nasıl kullanılabileceğine dair önemli bir ilk örnek oluşturuyor." şeklinde konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/turkiyenin-ilk-deniz-bakteri-izolatlarini-iceren-mikrobiyal-gubresi-gelistirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Jul 2025 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/07/agency/aa/turkiyenin-ilk-deniz-bakteri-izolatlarini-iceren-mikrobiyal-gubresi-gelistirildi.jpg" type="image/jpeg" length="48047"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Kacır, Türkiye'nin Antarktika'da Daha Aktif Rol Oynamaya Hazırlandığını Söyledi]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/bakan-kacir-turkiyenin-antarktikada-daha-aktif-rol-oynamaya-hazirlandigini-soyledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/bakan-kacir-turkiyenin-antarktikada-daha-aktif-rol-oynamaya-hazirlandigini-soyledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin Antarktika'da daha aktif rol oynamaya hazırlandığını belirterek, hedeflerinin Antarktika Antlaşmalar Sistemi'nde danışman ülke statüsünü elde edebilmek olduğunu söyledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İtalya'nın ev sahipliği yaptığı 47. Antarktika Antlaşması İstişare Toplantısı (ATCM) için Milano'da bulunan Bakan Kacır, Türkiye'nin Milano Başkonsolosluğu'nda Antarktika Antlaşması Danışman Ülkeleri'nin heyet başkanlarına yönelik resepsiyon verdi.</p>

<p>Resepsiyonda 28 ülkenin temsilcileriyle bir araya gelen Bakan Kacır, yaptığı konuşmada, Türkiye’nin son yıllarda Antarktika’ya yönelik çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.</p>

<p>"Şimdiye dek edindiğimiz bilimsel uzmanlık, diplomatik birikim ve kurumsal olgunluk temelinde Türkiye, Antarktika Antlaşması kapsamında danışman ülke statüsü başvurusunu yapmaya hazırlanıyor." diyen Kacır, bu adımın bu kıtanın geleceğinde daha aktif rol üstlenmelerini sağlayacağını ve sahip olduklarını daha fazla paylaşmaları için yeni fırsatlar sunacağını söyledi.</p>

<p>Resepsiyonda konuklara Türkiye'nin Antarktika'daki bilimsel çalışmalarının anlatıldığı video gösterildi, Türk mutfağının öne çıkan lezzetlerinden ikram edildi.</p>

<p>"İnsanlığın geleceğinde Antarktika'nın çok önemli bir rolü olacak"</p>

<p>Milano'da ATCM’ye yönelik temaslarını değerlendiren Bakan Kacır, "Malumunuz Antarktika, beyaz kıta, aslında insanlığın geleceği için çok büyük bir kıymet taşıyor. Hem bilimsel araştırmalar hem stratejik çalışmalar için insanlığın geleceğinde Antarktika'nın çok önemli bir rolü olacak. Türkiye olarak bizler de bu süreçte özellikle bilimsel araştırma çalışmalarını önceliklendiriyoruz." dedi.</p>

<p>Kacır, Türk bilim insanlarının 2017'den bu yana Antarktika'ya seferler düzenlediğini dile getirerek, şunları söyledi:</p>

<p>"Aynı zamanda Kuzey Kutbu'na, arktike seferler gerçekleştiriyoruz. Şimdiye kadar 200'den fazla bilim insanımız, 150'den fazla bilimsel araştırma projesini bu seferlerde icra etme imkanı buldu. Son yıllarda lise öğrencilerimizi de TEKNOFEST kapsamında TÜBİTAK eliyle gerçekleştirdiğimiz kutup araştırmaları yarışmasında derece elde eden öğrencilerimizi de yine bu seferlere dahil ediyor ve onların da araştırma vizyonlarının kutuplara uzanmasını mümkün kılıyoruz."</p>

<p>Bakan Kacır, Türkiye’nin Antarktika bağlamındaki hedeflerine işaret ederek, "Tabii Türkiye olarak hedefimiz, Antarktika Antlaşmalar Sistemi'nde danışman ülke statüsünü elde edebilmek. Bunun için diğer ülkelerle ortak çalışmalarımızı çok önemsiyoruz. Bizim seferlerimize, bilimsel araştırma çalışmalarımıza diğer ülkelerden bilim insanlarının katılımı ve bizim bilim insanlarımızın da diğer ülkelerin araştırma programlarına dahil olması konusunda karşılıklı çalışmalar yürütüyoruz. 13 ülkeyle bu konuda ortaklaşa çalışmalar yürütmek üzere mutabakat zabıtları imzaladık." diye konuştu.</p>

<p>Bugün Türkiye’nin Milano Başkonsolosluğu’nda ilgili ülke temsilcilerini ağırladıklarını anlatan Kacır, "Onlara özellikle Türkiye'nin kutup vizyonunu, Antarktika vizyonunu anlatmak, bu vizyon kapsamında ortaya koymayı hedeflediğimiz uluslararası işbirliklerinden söz etme imkanı bulduk. Ümit ediyorum ki önümüzdeki dönemde, yakın gelecekte Türkiye olarak uluslararası arenada Antarktika başlıklı çalışmalarda da daha görünür adımlar atma imkanına sahip olacağız." ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Türkiye'nin bilimsel araştırma vizyonu, Türkiye'nin sınırlarından ibaret değil"</p>

<p>Bakan Kacır, Türkiye’nin hem kutup bölgelerinde hem de uzay çalışmalarıyla bilimsel vizyonunu genişlettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde hedefimiz, Antarktika'ya bir Türk bilim üssü kurmak ve bu üste hem Türk bilim insanlarının hem diğer ülke bilim insanlarının beyaz kıtanın ve insanlığın geleceğine yönelik özellikle iklim değişikliği başlığında araştırmalar, bilimsel çalışmalar yürütmesine ev sahipliği yapmak. Türkiye'nin bilimsel araştırma vizyonu, Türkiye'nin sınırlarından ibaret değil. Malumunuz gerek uzay çalışmalarıyla gerek kutup çalışmalarıyla bu vizyon hem yeryüzünde hem ötesinde çok daha ileri düzeylere erişmiş durumda. Bundan da büyük bir mutluluk duyuyoruz."</p>

<p>Türk bilim insanlarının engin vizyonla küresel düzeyde etki uyandıracak çalışmalar yapmasının Türkiye için çok değerli olduğunu vurgulayan Bakan Kacır, "Halihazırda danışman ülke statüsünde olmayan gözlemci üyeler arasında Türkiye, Antarktika başlıklı bilimsel çalışmalarda açık ara lider konumunda. Bu da önümüzdeki dönemde Türkiye'nin danışman üye olması konusunda en büyük gücümüz." dedi.</p>

<p>Kacır, TÜBİTAK çatısı altında faaliyet gösteren Kutup Araştırmaları Enstitülerinin öncülüğünde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gösterdiği hedefler doğrultusunda Türkiye'yi kutup çalışmalarının öncü ülkeleri arasında konumlandırmak üzere gayretlerini sürdüreceklerini sözlerine ekledi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/bakan-kacir-turkiyenin-antarktikada-daha-aktif-rol-oynamaya-hazirlandigini-soyledi</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Jun 2025 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/06/agency/aa/bakan-kacir-turkiyenin-antarktikada-daha-aktif-rol-oynamaya-hazirlandigini-soyledi.jpg" type="image/jpeg" length="66171"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kazım Karabekir’de Bilim Rüzgarı Esti]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/kazim-karabekirde-bilim-ruzgari-esti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/kazim-karabekirde-bilim-ruzgari-esti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kazım Karabekir Anadolu Lisesi’nde düzenlenen TÜBİTAK 4006 Bilim Fuarı, öğrencilerin yıl boyunca üzerinde çalıştığı projelerle adeta bir bilim şölenine dönüştü]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fuar kapsamında toplam 20 proje, ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.</p>

<p>Robotik tasarımlardan çevre duyarlılığına, kültürel mirastan sağlığa kadar birçok farklı alanda hazırlanan projeler, hem akademik hem de toplumsal katkı sağlayacak nitelikteydi.</p>

<p>Öğrenciler, doğadan ilham alan robotlardan biyokaçakçılıkla mücadeleye, atalık tohumların korunmasından lavanta bitkisinin faydalarına kadar geniş bir yelpazede çalışmalarını sergiledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarihi camilerin belgelenmesi, kültürel mirasın korunması ve sokak hayvanlarının yaşam koşullarının iyileştirilmesi gibi toplumsal konulara da projelerde yer verildi. Öğrencilerin araştırma, üretme ve çözüm geliştirme becerilerini gözler önüne seren fuar, katılımcılardan tam not aldı.<img alt="Kazım Karabekir’de Bilim Rüzgarı Esti 4" class="detail-photo img-fluid" src="https://gundemartvincom.teimg.com/gundemartvin-com/uploads/2025/05/medya/mayis-2025/tubitak-bilim-fuari.jpg" / width="4988" height="2835">Fuarın açılış töreninde konuşan İl Milli Eğitim Müdür Vekili Kenan Güray, “Özellikle 20 projenin bu okulda gerçekleştirilmiş olması büyük bir başarı. Bu başarıda emeği geçen başta okul müdürümüz olmak üzere tüm koordinatör öğretmenleri ve öğrencileri tebrik ediyorum. Projelerin ülkemiz adına hayırlı işlerde kullanılmasını ve daha büyük projelere ilham olmasını temenni ediyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kazım Karabekir Anadolu Lisesi’nde estirilen bilim rüzgarı, hem öğrencilerin emeğini hem de bilime olan ilgilerini gözler önüne serdi.&nbsp;</p>

<p>Fuara gelen ziyaretçiler, projeleri yakından inceleyerek öğrencilerden ve danışman öğretmenlerden detaylı bilgi alma imkânı buldu.<img alt="Kazım Karabekir’de Bilim Rüzgarı Esti 3" class="detail-photo img-fluid" src="https://gundemartvincom.teimg.com/gundemartvin-com/uploads/2025/05/medya/mayis-2025/i-m-g-4160.jpeg" / width="4000" height="2252"><img alt="Kazım Karabekir’de Bilim Rüzgarı Esti 2" class="detail-photo img-fluid" src="https://gundemartvincom.teimg.com/gundemartvin-com/uploads/2025/05/medya/mayis-2025/i-m-g-4161.jpeg" / width="4000" height="2252"><img alt="Kazım Karabekir’de Bilim Rüzgarı Esti 1" class="detail-photo img-fluid" src="https://gundemartvincom.teimg.com/gundemartvin-com/uploads/2025/05/medya/mayis-2025/i-m-g-4162.jpeg" / width="4000" height="2252"></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ayşe ÖZDER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ARTVİN, Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/kazim-karabekirde-bilim-ruzgari-esti</guid>
      <pubDate>Wed, 21 May 2025 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/05/medya/mayis-2025/i-m-g-4163.jpeg" type="image/jpeg" length="48730"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Polen Taneleri Faili Meçhul Suçların Aydınlatılması İçin İncelenecek]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/polen-taneleri-faili-mechul-suclarin-aydinlatilmasi-icin-incelenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/polen-taneleri-faili-mechul-suclarin-aydinlatilmasi-icin-incelenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanlığı bünyesinde kurulacak Adli Palinoloji Laboratuvarı'nda, şüpheliden veya mağdurdan elde edilen polenler incelenerek özellikle faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması sağlanacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kriminal Daire Başkanlığı bünyesinde kurulma çalışmaları süren Adli Palinoloji Laboratuvarı, suçların çözümünde yeni bir dönem başlatacak.</p>

<p>Olay yerlerinden elde edilen polen örneklerini adli delil olarak kullanacak polisler, özellikle faili meçhul cinayet soruşturmalarının seyrini değiştirecek. Laboratuvarda, şüpheliden veya mağdurdan gelen polenler incelenerek, ortak polenler tespit edilmesi halinde aralarında bağlantı kurulacak.</p>

<p>Parmak izi, DNA, kamera kaydı gibi hiçbir delilin olmadığı durumlarda dahi, sadece cesedin kıyafetleri ve üzerindeki tozların incelenmesiyle cinayetin nerede işlendiği tespit edilebilecek.</p>

<p>Laboratuvar sayesinde polenlerin izi sürülerek faili meçhul bir cinayetin aydınlatılmasının yanı sıra, ele geçirilen uyuşturucu maddelerin de hangi ülkede üretildiğine dair önemli tespitler yapılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan hassas incelemelerle bitkilerden üretilen narkotik maddelerin hangi şartlarda ve hangi dönemlerde üretildiğine dair önemli tespitler yapılarak olayların çözülmesinde katkı sağlanacak.</p>

<p>Kolluk kuvveti bünyesinde ilk laboratuvar</p>

<p>Gölbaşı'nda bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü yerleşkesinde kurulma çalışmaları devam eden Palinoloji Laboratuvarında görevli komiser Dr. Murat Öğdür, kolluk kuvvetleri bünyesinde kurulacak laboratuvarın Türkiye'nin yanı sıra dünyada da ilk olma özelliği taşıyacağını söyledi.</p>

<p>Öğdür, "Dünyanın ve Türkiye'nin kolluk bünyesindeki ilk Adli Palinoloji Laboratuvarı'nı kuruyoruz. Burada olay yerlerinden, şüpheliden ve mağdurdan gelen polenler incelenerek ortak polen bulunması halinde olaylar aydınlatılacak." dedi.</p>

<p>Uyuşturucu ekilen bölge açığa çıkarılabiliyor</p>

<p>Polen izlerini sadece cinayet olaylarında değil, narkotik olaylarda da adalete ışık tutacağını belirten Öğdür, örnekleri ele geçirilen narkotik maddelerin yapılan analizlerinde hangi bölgelerde yetiştirildiğine dair bilgilere de ulaşılabileceğini kaydetti.</p>

<p>Komiser Öğdür, "Özellikle bitkisel kökenli narkotik maddeler üzerinde yapılacak incelemelerde bitkinin üretildiği bölge yakınında bulunan mısır, karpuz, mercimek gibi bitki izlerinden yola çıkarak yetiştirildiği yer hakkında istihbari bilgi sağlanabilecek. Bu da uyuşturucu ile mücadele alanında narkotik ekiplerine önemli katkı sağlayacak." diye konuştu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/polen-taneleri-faili-mechul-suclarin-aydinlatilmasi-icin-incelenecek</guid>
      <pubDate>Wed, 14 May 2025 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/05/agency/aa/polen-taneleri-faili-mechul-suclarin-aydinlatilmasi-icin-incelenecek.jpg" type="image/jpeg" length="50362"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanlarının "doğumda anne karnındaki riski önceden gösteren" projesi patent aldı]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/bilim-insanlarinin-dogumda-anne-karnindaki-riski-onceden-gosteren-projesi-patent-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/bilim-insanlarinin-dogumda-anne-karnindaki-riski-onceden-gosteren-projesi-patent-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Atatürk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayla Kanbur'un, doğumda amniyotik sıvı içerisinde dışkı bulaşı kaynaklı renk değişimini ve kanamayı zar yırtılmadan tespit etmek için hazırladığı proje tescillendi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Kanbur ve aynı bölümden Prof. Dr. Serap Ejder Apay ile mühendislik fakültesinden Prof. Dr. Bülent Çavuşoğlu, Dr. Öğretim Üyesi Dilruba Geyikoğlu ve Dr. Öğr. Üyesi Ömer Çoban tarafından hazırlanan "Doğum Sürecinde Amniyotik Mayide Non-Invaziv Mekonyum ve Kan Tarama Cihazı Geliştirilmesi" projesi, Türk Patent ve Marka Kurumunca "buluş" kategorisinde tescil aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğum süreci başladığında amniyotik (bebeğin içinde bulunduğu zar) sıvı içerisindeki renk değişimini ve kanamayı, sıvıyı saran zar yırtılmadan algılayan cihaz için çalışma yapan akademisyenler, topladıkları amniyotik sıvı örneklerini bilgisayar ortamında uzun süre test edip başarılı sonuçlar elde etti.</p>

<p>Proje kapsamında uluslararası patent için de başvuruda bulunan bilim insanları, yakın zamanda klinik deneylere başlamayı planlıyor.</p>

<p>Anne karnında dışkısını yutan bebeklerde ciddi sağlık sorunları görülüyor</p>

<p>Prof. Dr. Kanbur, AA muhabirine, anne ve bebek sağlığını olumsuz yönde etkileyebilecek konular üzerine çalıştıklarını söyledi.</p>

<p>Doğum eyleminde bazen bebeklerin gaitasını (dışkı) içlerinde bulundukları amniyotik sıvının içine yaptığını ve plasentadaki (bebeğin eşi) kanamayla bebek ve annede sıkıntılar çıktığını anlatan Kanbur, "Amniyotik sıvı dediğimiz o sıvıyı, etrafını saran zar yırtılmadan görme şansımız yok. Bebekler anne karnındayken bu sıvıyı yutuyor, eğer bebekler bu sıvıya gaitasını yaparsa sıvının yutulmasıyla birlikte bu akciğere yapışmaya başlıyor. Bebek doğduktan sonra akciğer fonksiyonlarının bozulmasına, ciddi solunum sıkıntısı ve fazla miktarda bulaş söz konusu ise ciddi beyin ve böbrek hasarı gibi problemlere ve doğum sonrası uzun süre yoğun bakımda yatmasına sebep oluyor. Bunu engelleyebilmek, anne ve bebe sağlığını korumak için bunu erken dönemde tespit edecek cihaz arayışına girdik." dedi.</p>

<p>"Bilgisayar ortamında ön testlerini yaptık"</p>

<p>Patent aldıkları çalışma kapsamında TÜBİTAK üzerinden cihaz prototipini üretip gerekli izinleri alarak klinik çalışmalar yapacaklarını, ardından Türkiye'de kullanılmasını hedeflediklerini ifade eden Kanbur, "Doğum eylemi başladıktan ve rahim ağzı açıklığı belli miktara ulaştıktan sonra vajinal ultrason probuna benzeyecek nitelikteki ucunda renk sensörüyle bu amniyotik sıvı içerisindeki renk değişimlerini algılayabilecek cihaz tasarladık. Bununla ilgili amniyotik sıvı örneklerini toplayarak mühendislik fakültesindeki hocalarla bilgisayar ortamında ön testlerini yaptık ve buna bağlı olumlu sonuçlar elde ettik." diye konuştu.</p>

<p>Kanbur, çalışmanın önemine işaret ederek, şunları kaydetti:</p>

<p>"Dünyada zar açılmadan ve amniyotik sıvı boşalmadan bu durumu (bebeğin dışkı bulaşını) tespit eden cihaz yok. Cihazımız, doğum eyleminde yapılan vajinal muayene esnasında çok rahat şekilde uygulanabilecek ve bu amniyotik sıvı içerisindeki renk değişimini algılayabilecek. Bunu doğumhanede çalışan ebe ve kadın doğum hekimleri kullanacak. Literatürde bebeğin anne karnındayken doğum eyleminde amniyotik sıvıya gaitasını yapma oranı yüzde 5 ile 30 arasında görülmekte olup, bebeğin eşinden kaynaklı kanamalar ise anne bebek ölümlerindeki en önemli sebeplerden birisi olarak kabul edilmektedir."</p>

<p>"Laboratuvar deneylerinin sonuçları yüzümüzü güldürdü"</p>

<p>Prof. Dr. Serap Ejder Apay da anne ve bebeğin hayatını kurtarması adına projenin çok kıymetli olduğunu söyledi.</p>

<p>Deney sonuçlarına değinen Apay, "Laboratuvar deneylerinin sonuçları yüzümüzü güldürdü, çok umut verdi. Klinik deneyleri de geçtiğimizde hem ülkemiz hem de dünyadaki sağlık camiası, tıbbi cihaz üreticileri bununla ilgilenecek." ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/bilim-insanlarinin-dogumda-anne-karnindaki-riski-onceden-gosteren-projesi-patent-aldi</guid>
      <pubDate>Sat, 03 May 2025 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/05/agency/aa/bilim-insanlarinin-dogumda-anne-karnindaki-riski-onceden-gosteren-projesi-patent-aldi.jpg" type="image/jpeg" length="97521"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trabzon’da Akrep Zehri Üzerine Çalışmalar Yürütülüyor]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/trabzonda-akrep-zehri-uzerine-calismalar-yurutuluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/trabzonda-akrep-zehri-uzerine-calismalar-yurutuluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi’ndeki (KTÜ) bilim adamları akrep zehri üzerinde çalışma yürütüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akrep analizlerinin, kalite karakterizasyon testleri ile medikal alanlarda kullanılabilmesi için titizlikle çalışan akademisyenler, preklinik çalışmaları ile akrep zehrinin tıbbi açıdan insanlığın hizmetine sunulmasına yönelik çalışmalar da yapacak.</p>

<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi’ndeki (KTÜ) İlaç ve Farmasötik Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (İLAFAR) Araştırma Uygulama Merkezi’nde akademisyenler akrep zehri üzerinde çalışmalara başladı. Akrep üretimi yapan bir firmayla imzalanan protokol ile KTÜ’lü bilim adamları akrepten yapılan sağımlarda elde edilen zehirler üzerinde incelemelerde bulunuyor. Akademisyenler tarafından titizlikle yürütülen projede akreplerden elde edilen venomun farmakolojik aktivitesi ile etkin bileşiklerinin geliştirilmesi, karakterizasyon testleri, analizlerin yapılması, ve yurt dışına ihraç edilecek venomlarda içerik analizleri ve kalite karakterizasyon testleri yapılarak raporlanacak. Firma tarafından akreplerde yapılan sağımların ardından hazırlanan özel kutular ile Trabzon’a getirilen zehirler eksi 75’in üzerinde tutulan ultra derin dondurucularda korunuyor. Yapılan çalışmaların yanı sıra KTÜ’lü akademisyenler Anadolu’nun önemli endemik değerlerinin başında gelen akrebin tıbbi açıdan insanlığın hizmetine sunulmasına yönelik araştırmalar da yapacak.</p>

<p>Yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler veren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve KTÜ İLAFAR Müdürü Prof. Dr. Sena Sezen, bilimsel çalışmalara başlayacaklarını belirterek, "Doğada bulunan bir takım canlıların içerdiği bileşiklerin ilaç olma potansiyelleri veya farklı sektörlerde kullanılma potansiyelleri çok önemli, kritik bir konu. Bu kapsamda biz yakın bir zamanda ülkemizde bulunan doğal akrep türünün yasal olarak üretimini yapan bir firmamız ile işbirliği başlattık. Onların ürettiği akreplerden elde ettikleri zehirlerle ilgili bir takım çalışmalar yapacağız. Karakterizasyonu ve çeşitli bilimsel araştırmalara başlayacağız" dedi.</p>

<p>Akrep zehrinin önemli bir potansiyeli olduğunu kaydeden Sezen, "Akrep ve akrep zehri çok enteresan ve kritik önemli bir konu. Çeşitli sektörlerde kullanılabiliyor. Ülkemizde 2020 yılında çıkan yönetmelikten sonra kontrollü ve izinli bir şekilde bunların üretimini yapan kısıtlı sayıda çiftlikler var. Akrep zehrinin çok önemli bir potansiyeli var. İhracat potansiyelleri çok yüksek. Ancak, bunun ihracat edilebilmesi için bir takım özelliklerinin bazı testleri ile öncelikli kontrol edilmesi gerekiyor. Biz işbirliği yaptığımız firmada öncelikle elde ettikleri akrep zehirlerinin bu standart testler açısından değerlendirmesini yapabileceğiz. Bizim İyi Laboratuvar Uygulamaları kısaca İLU dediğimiz bir akreditasyona sahip olmamız bu açıdan yapılan testlerimizin yurtdışına ihraç planları olan ürünler açısından önemli bir güven kaynağı. Bu zehirlerle ilgili üniversitemizde analizlerini yapacağız" diye konuştu.</p>

<p>"Akrep zehrini direk kanser tedavisinde onaylanmış bir yeri yok"</p>

<p>Akrep zehrinin preklinik araştırmalar yapılması rağmen kanser tedavisinde onaylanmış bir yeri olmadığını belirten Sezen, "Bu konuda çok bilimsel araştırmalar var. Preklinik dediğimiz laboratuvar seviyesinde pek çok araştırmalar yapılmasına ve bilimsel yayınlar olmasına rağmen şuan akrep zehri veya ondan elde edilen bir bileşiğin kanser tedavisinde onaylanmış bir yeri henüz yok. Devam eden bir tane klinik çalışma var. Ama onlarında sonuçları yayınlanmadan bu amaçla kullanıldığını söylemek bilimsel olmaz, yani bunu söylemek için çok erken. Özellikle yılan, örümcek ve kertenkele gibi diğer canlılardan elde edilen zehirler ya da bir takım bileşiklerden ilaç elde edildi ve şuan dünyada yaklaşık 10-11 tane bu kaynaklı üretilmiş ve ruhsatlı/onaylı ilaçlar var. Ama şu aşamada akrep zehri için bunu söyleyemiyoruz. Akrep zehrinden klinik onayı yapılmış, klinik araştırması yapılmış, onaylanmış ve ilaç olarak kullanılan henüz bir ürün yok" şeklinde konuştu.</p>

<p>"Klinik araştırmalar yapıldıktan sonra ilaç ve tedavi adına bir şeyler söyleyebiliriz"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmaların ikinci boyutunda akrep zehri üzerinde preklinik çalışmalarında yapılacağını vurgulayan Sezen, "İşbirliğimizin kapsamında elde edilen akrep zehrinin bir takım analizlerini yapıp istenilen kalitede olduğunu teyit edeceğiz. Buradaki testlerle beraber ürünün ihraç edilmesi sağlanacak. Bu işbirliğimizin birinci boyutu. Daha sonra merkezimizdeki araştırmalarda kullandığımız preklinik deney hayvanları testlerimizde ülkemizde üretilen bu akrep zehrini deneyeceğiz. Bunlarla ilgili tedavi edici bir etki söylemek için çok erken. Henüz preklinik araştırmalar aşamasındayız. Burada olumlu sonuç alırsak, klinik araştırmaları olacak ancak ondan sonra biz ilaç adına bir şeyler söyleyebiliriz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Bir akrepten en fazla bir kaç damla zehir elde edebiliyorsunuz"</p>

<p>Akrep zehrinin eksi 75 ve üzerindeki ultra derin doldurucularda saklandığını belirten Sezen, "Akrep zehirleri sağılarak elde edilen hafif kolloidal yapıda dediğimiz sıvılardır. Bu sıvı içerisinde pek çok proteinler, enzimler, organik maddeler ve tuzlar diye tanımladığımız inorganik maddeler var. Bu venom sağıldığı zaman mutlaka ultra derin dondurucu dediğimiz eksi 75 ve üzerinde saklanması gerekiyor. Bu aşamada bize gönderilen ürünleri burada saklıyoruz. Buradan çıkarttıklarımızla test yapıyoruz ve bütün saklama sürecinde eksi 80’de yürütüyoruz. Ürünün sağlam ve bozulmadan kaldığını göstermemiz gerekiyor. Bir akrepten bir seferde en fazla birkaç damla zehir elde edebiliyorsunuz ve bir akrepten en fazla ayda bir kez sağım yapılıyor. Dolayısıyla bunların bir ihracat potansiyeli olması için binlerce akrep sağılarak elde edilen en fazla 50 mili litre kadar ürününüz oluyor, bu açıdan çok kıymetli ve zor elde edilen bir üründen bahsediyoruz. Bunun üzerinde çalışma yapılacak" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/trabzonda-akrep-zehri-uzerine-calismalar-yurutuluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 May 2025 09:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/05/agency/iha/trabzonda-akrep-zehri-uzerine-calismalar-yurutuluyor.jpg" type="image/jpeg" length="29629"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Atıkla Beslenen Böcek: Tarımda Yeni Dönem Başlayabilir]]></title>
      <link>https://gundemartvin.com/atikla-beslenen-bocek-tarimda-yeni-donem-baslayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gundemartvin.com/atikla-beslenen-bocek-tarimda-yeni-donem-baslayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuzhan Yanar, hemen her tür organik atığı tüketebilen ve gübresiyle tarım yapılabilen "siyah asker sineği"nin ülke ekonomisi ve çevre yönetimi açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek yetkililere çağrıda bulundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doç. Dr. Oğuzhan Yanar, özel laboratuvar ortamlarında üretilebilen bu böcek türünün, biyolojik atıkların geri dönüşümünde büyük rol oynayabileceğini vurguladı. Siyah asker sineğinin atıkları kısa sürede organik gübreye dönüştürerek hem tarımsal verimliliğe katkı sağladığını hem de çevre kirliliğini azalttığını kaydeden Yanar, bu böceğin biyoteknoloji ve sürdürülebilir tarım açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Yanar, "Bu türün biyolojik döngüye katkısı çok büyük. Hem atık yönetimi hem de sürdürülebilir tarım için devlet destekli projelerle üretiminin teşvik edilmesi gerekiyor. Ayrıca protein bakımından zengin larvaları, hayvan yemi olarak da kullanılabiliyor" dedi.</p>

<p>Sıfır atık konusunun her geçen gün önem kazandığı Türkiye’de, hemen hemen her atığı yiyebilen ’siyah asker sineği böceği’ üreten Doç. Dr. Oğuzhan Yanar, böcek hakkında ortaokul öğrencilerini bilgilendirdi. Canik İmam Hatip Ortaokulu’na ekibi ile birlikte giden Doç. Dr. Oğuzhan Yanar, öğrencilere siyah asker sineğini anlattı. Uygulamalı bir eğitim yapan Yanar, çocukların yediği elma, armut gibi meyvelerin atıklarını böceklerin olduğu kutuya koydu. Böcekler dakikalar içinde atıkları yemesi, öğrencileri de şaşırttı.</p>

<p>"40 günlük bir yaşam döngüsü içerisinde çok hızlı atık tüketim oranlarına sahip"</p>

<p>Böcek ile ilgili bilgi veren Oğuzhan Yanar, "Siyah Asker Sineği son derece kıymetlidir. 40 günlük bir yaşam döngüsü içerisinde çok hızlı atık tüketim oranlarına sahiptir. Sonrasında organik bir gübre ortaya çıkıyor. Böceğin kendisi de sonrasında tavuk, balık yemi haline gelebiliyor. Bunların yanı sıra başka kıymetli ürünlerde elde etmek mümkündür. Bizim şiddetle bu tür projeleri hayata geçirmemiz gerekiyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın son günlerde yaptığı projeleri görüyoruz. Bu projeler arasında bizim böcek projemizin olmasını düşünüyoruz. Yerel idarelere sesleniyoruz. Bu konu hakkında bilginiz olsun. Bizi dinleyin. O kadar çok üretim var ki ve bunun sonucunda çöpe giden o kadar çok şey var. Biz ne kurtarabilirsek o kar mantığıyla bakıyoruz. Bu böcekle ciddi şeyleri kurtarabileceğimizi düşünüyoruz. Özellikle istenmeyen gazların, karbon monoksit, metan gazı gibi gazların azaltılmasında sera etkisi oluşturabilecek gazların miktarının azaltılmasında son derecek etkili olduğunu biliyoruz. Yaptığımız çalışmalarla bunları tespit ettik. Bunun yanı sıra bu böceğin çok kaliteli bir gübre olduğunu biliyoruz. Sağlıklı bir tarım için olmazsa olmaz bir gübrenin ortaya çıktığını biliyoruz. Bu çocuklar gelecekleri büyükleri. Zaman zaman bugünün büyüklerine anlatıyoruz ama anlamıyorlar. Bugün yaptığımız etkinlik fazlasıyla amacına ulaştı. Çocuklarımıza daha az çöp noktasında ve attıkları çöpün geri dönüştürebilirliği noktasında çok faydalı bir bilgi verdik. Canlı bir şekilde böceklerimizi getirdik ve onların da bunu görmelerini sağladık. Bu bilgilendirmelere devam edeceğiz" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Okulda verilen konferans sonrasında Canik İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Kamil Kesmen tarafından, Doç. Dr. Oğuzhan Yanar’a plaket takdim edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://gundemartvin.com/atikla-beslenen-bocek-tarimda-yeni-donem-baslayabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Apr 2025 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemartvincom.teimg.com/crop/1280x720/gundemartvin-com/uploads/2025/04/agency/iha/atikla-beslenen-bocek-tarimda-yeni-donem-baslayabilir.jpg" type="image/jpeg" length="68928"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
