Ramazan ayı yalnızca gündüzleri tutulan oruçla değil, geceleri yapılan ibadetlerle de anlam kazanır. Bu mübarek gecelerin en önemli ibadetlerinden biri teravih namazıdır. Hadis âlimlerinden İmam Nevevî, Peygamber Efendimizin Ramazan gecelerini ihya etmeyi vacip kılmadığını; ancak müminleri buna teşvik ettiğini ifade eder. Ona göre Ramazan’ı ihya etmek, özellikle geceleri namazla değerlendirmek demektir.
Nitekim Sahih-i Müslim’de yer alan bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:
“Kim Ramazan ayını iman ederek ve sevabını yalnızca Allah’tan bekleyerek ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.”
Teravih namazı da işte bu ihyanın en güzel yollarından biridir. Gündüzünü oruçla geçiren mümin, gecesini de namazla süsleyerek Ramazan’ın manevi iklimini daha derinden yaşar. Cenab-ı Hak kullarına bağışlanma kapılarını açmak için böyle mübarek vakitler sunmaktadır. Sahih-i Buhari’de geçen kudsî bir hadiste Rabbimiz şöyle buyurur:
“Kulum bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir zira yaklaşırım; kulum bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak gelirim.”
Teravih namazının cemaatle kılınması da İslam geleneğinde önemli bir yer tutar. Peygamber Efendimiz birkaç gece sahabeye cemaatle teravih kıldırmış, daha sonra farz olabileceği endişesiyle buna devam etmemiştir. Daha sonra halife olan Hz. Ömer, Müslümanların mescitte dağınık şekilde namaz kıldıklarını görünce onları bir imam arkasında toplamış ve bu güzel uygulama sahabenin ittifakıyla devam etmiştir.
Sahabe döneminden itibaren teravih namazı genellikle yirmi rekât olarak kılınmış ve bu uygulama günümüze kadar sürmüştür. Bununla birlikte yorgunluk veya benzeri durumlarda daha az rekât kılınması da mümkündür. Önemli olan, bu mübarek geceleri ibadetle değerlendirmektir.
Ramazan ayı, mümin için yeni bir başlangıç fırsatıdır. Oruçla gündüzlerimizi, teravihle gecelerimizi süsleyebilirsek hem kalplerimiz arınır hem de Rabbimizin affına daha çok yaklaşmış oluruz. Cenab-ı Hak bizleri Ramazan gecelerini hakkıyla ihya eden kullarından eylesin. 🌙