Kur’ân Okumak mı, Kur’ân’la Yaşamak mı?

Abone Ol

Kur’ân-ı Kerîm, Müslüman için yalnızca okunacak bir kitap değil; anlaşılacak, yaşanacak ve hayatın merkezine konulacak bir rehberdir. Bu nedenle “Kur’ân okumak mı, Kur’ân’la yaşamak mı?” sorusu aslında bir tercih değil, bir bütünün iki parçasıdır. Kur’ân’ı okumak bir başlangıçtır; asıl hedef ise onu hayatın her alanında yaşayabilmektir.
Kur’ân okumak büyük bir ibadettir ve bunun sevabı çok büyüktür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Kur’ân okumanın değerini şu sözleriyle ifade etmiştir: “Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16)
Bu hadis bize Kur’ân okumanın ne kadar büyük bir sevap olduğunu göstermektedir. Bir harf bile okunsa Allah katında karşılıksız kalmaz. Bu nedenle Müslüman, Kur’ân ile bağını sürekli canlı tutmalı ve onu okumayı ihmal etmemelidir.
Ancak Kur’ân sadece sevap kazanmak için okunan bir kitap değildir. Asıl amacı insanın hayatını değiştirmek, onu doğruya yönlendirmek ve Allah’ın rızasına ulaştırmaktır. Kur’ân’ın mesajı hayata yansımadığında, okunması eksik kalmış olur.
Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Kur’ân ile amel etmenin değerini şu şekilde anlatmıştır:
“Kim Kur’ân-ı Kerîm’i okur ve onunla amel ederse, kıyâmet günü ebeveynine bir tâc giydirilir. Bu tâcın ışığı, güneş dünyâdaki bir eve konulduğunda onun vereceği ışıktan daha güzeldir. Öyleyse, Kur’ân-ı Kerîm ile bizzat amel edenin ışığı nasıl olur, düşünebiliyor musunuz?” (Ebû Dâvûd, Vitr, 14/1453)
Bu hadis, Kur’ân ile yaşamanın ne kadar büyük bir fazilet olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kur’ân’ın hükümlerini hayatına uygulayan bir insan, yalnız kendisine değil, ailesine de büyük bir nimet kazandırmaktadır.
Kur’ân’la yaşamak; onun emirlerini yerine getirmek, yasaklarından sakınmak, helâli helâl, haramı haram kabul etmek demektir. Yani Kur’ân sadece dilde değil, kalpte ve davranışlarda da yer bulmalıdır.Bu gerçeği Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şu hadis-i şerifiyle de vurgulamıştır: “Kim Kur’ân’ı okur, onu güzelce ezberler, helâlini helâl, haramını haram kabul eder ve bunlara uyarsa, Allâh bu sâyede o kimseyi cennetine koyar. Âilesinden hepsi cehennemi hak etmiş on kişiye şefaat etme hakkı verir.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 13/2905; Ahmed, I, 148)
Bu hadis, Kur’ân’ı yalnızca okumakla kalmayıp onun hükümlerine uyan kimselerin ne kadar büyük bir müjdeye sahip olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak Kur’ân okumak ile Kur’ân’la yaşamak birbirinden ayrı değildir.
Kur’ân okumak kalbi aydınlatır, Kur’ân’la yaşamak ise hayatı güzelleştirir. Okunan Kur’ân anlaşılır ve hayata geçirilirse gerçek anlamını bulur. Müslüman için en güzel yol; Kur’ân’ı düzenli olarak okumak, anlamaya çalışmak ve onun öğretilerini hayatına yansıtmaktır. Çünkü Kur’ân, sadece sayfalarda
değil, müminin ahlâkında ve davranışlarında da görülmelidir.
Gerçek saadet de işte o zaman gerçekleşir: Kur’ân’ı okuyarak kalbi beslemek ve Kur’ân’la yaşayarak hayatı güzelleştirmek. Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan bu
mübarek ayda rabbim cümlemizi Kur’an’ın ve güzel peygamberimiz(sav)’in yolunda daim eylesin. Bizleri nice ramazanlara da afyetle, huzurla, sevdiklerimizle birlikte eriştirsin. Tefrikadan, ifrat ve tefritten ülkemizi ve milletimizi muhafaza eylesin. Ramazan-ı şerifimiz mübarek olsun.


Merkez Camii İmam-Hatibi
Muhammet AÇAR