FETÖ soruşturması sonrasında Hazine'ye devredilip, daha sonra Varlık Fonu'na aktarılan ve adı "Türkiye Altın İşletmeleri A.Ş." olarak değiştirilen Koza Altın, bakanlıktan aldığı izinlerle Artvin'deki madencilik faaliyetlerini genişletiyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Koza Altın'ın Artvin'de gerçekleştireceği dört ayrı maden projesi için "Çevresel Etki Değerlendirmesi ( ÇED) gerekli değildir" kararı verdi. Bu karar, madencilik faaliyetlerinin ekolojik dengeye ve yerel halka etkilerini detaylıca inceleme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor.

Koza Altın, toplamda 79.42 hektarlık (yaklaşık 111 futbol sahası) bir alanda madencilik yapacak. Bu alanlar, özellikle Yaylalar ve Yüncüler köylerinde yoğunlaşıyor.

Yaylalar Köyü'nde iki farklı maden sahası bulunuyor:

"Ekrem İmamoğlu Halkın Umudu Olmuş" "Ekrem İmamoğlu Halkın Umudu Olmuş"

22.43 hektarlık alanda altın madeni kurulacak. Burada çıkarılan cevher, bölgede geçici olarak depolandıktan sonra şirketin diğer tesislerine sevk edilecek.

17.35 hektarlık bir başka bölgede ise gümüş ve bakır madeni açılacak. Bu madende ayda en fazla dört kez dinamitle patlatma yapılması planlanıyor. Ancak çalışma alanına en yakın konutun sadece 25 metre mesafede bulunması, bölge halkı için ciddi bir tehlike oluşturuyor.

Yüncüler Köyü'nde de benzer bir tablo var:

16.63 hektarlık alanda altın ve demir madeni kurulacak. Burada 612 bin ton kazı yapılacak ve çıkan 283 bin 500 tonluk kısmı cevher olarak değerlendirilirken, 328 bin 717 tonluk bölüm atık olarak kalacak.

23.01 hektarlık bir diğer maden sahasında da demir ve altın madeni işletilecek.

ÇED Yönetmeliği'ne göre 25 hektarın altında kalan madencilik projeleri için ÇED raporu zorunluluğu bulunmuyor. Bu durumu avantaja çeviren Koza Altın, her bir başvurusunu 25 hektardan az olacak şekilde planlayarak detaylı bir çevresel etki değerlendirmesinden kaçınıyor. Bu sayede halkın katılımının sağlandığı toplantılar ve detaylı bilimsel araştırmalar gibi yasal zorunluluklardan muaf tutuluyor.

Bölgedeki madencilik faaliyetleri, ekolojik dengeye zarar vermekle kalmayıp, yerel halkın göç etmesine de sebep olabilir. Artvin gibi doğal güzellikleriyle bilinen bir bölgede yoğun madencilik faaliyetleri, su kaynaklarının kirlenmesine, tarım alanlarının zarar görmesine ve hava kirliliğini artırmasına neden olabilir.

Ayrıca, patlatmalar nedeniyle evlerde ve tarım arazilerinde oluşabilecek zararlar halkı ekonomik açıdan da olumsuz etkileyebilir. Bölgedeki yurttaşlar, özellikle tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan köylüler, bu durumun kendi yaşam alanlarını ve ekonomik geçimlerini tehdit ettiğini dile getiriyor.

Artvin'deki ekoloji aktivistleri ve yerel halk, madencilik faaliyetlerine karşı yıllardır süren bir mücadele veriyor. Daha önce Cerattepe'de yaşanan direniş, Artvinlilerin madenciliğe karşı ne kadar duyarlı olduğunu göstermişti. Şimdi ise Yaylalar ve Yüncüler köylerinde benzer bir tehditle karşı karşıya kalındı.

Bazı çevreciler, Koza Altın'ın bu projelerinin yargıya taşınması için girişimlerde bulunmaya hazırlandıklarını belirtiyor. Ancak, bölgede madenciliğe verilen devlet destekleri ve hukuki süreçlerin uzunluğu, bu mücadeleyi zorlaştırabilir.

Artvin'deki madencilik faaliyetleri sadece ekonomik değil, aynı zamanda ekolojik ve sosyal boyutlarıyla da tartışma konusu olmuş durumda. "ÇED gerekli değildir" kararlarının ardına saklanan madencilik projeleri, bölge halkının geleceğini tehlikeye atarken, doğal çevrenin tahribatına da yol açıyor. Artvin'de yaşayanlar ve ekoloji savunucuları, bu projelerin uzun vadeli etkilerini şimdiden sorgulamaya başlamış durumda.

Editör: ALİ ERAY ÇELİK