Artvin'in Şavşat ilçesine bağlı Dereiçi ve Çukur köyleri sınırları içerisinde kurulması planlanan açık ocak maden projesine karşı açılan davada kritik süreç devam ediyor. Mahkemenin görevlendirdiği bilirkişi heyetinin bölgede inceleme yapacağı gün köylüler, yaşam alanlarını savunmak için maden sahası yakınında bir araya geldi.
Dava müdahilleri ve bölge halkı, projeye verilen "ÇED Gerekli Değildir" kararına itiraz ettiklerini belirterek, açık ocak işletmeciliği ve patlatmalı üretimin bölgenin doğal yapısını geri dönülmez şekilde tahrip edeceğini savundu.
"Maden sahası yerleşim yerlerine 400 metre uzaklıkta"
Dava müdahillerinden ve Dereiçi Köyü heyeti üyelerinden Ömer Meydan, proje dosyasına göre madenin açık ocak yöntemiyle işletileceğini ve ayda yaklaşık 15 patlatma yapılmasının planlandığını söyledi.
Maden sahasına bazı mahallelerin kuş uçuşu yaklaşık 400 metre mesafede bulunduğunu belirten konuşmacı, projenin yalnızca Dereiçi ve Çukur köylerini değil, çevredeki yaklaşık 10 köyü de etkileyeceğini ifade etti.
"Bizim itirazımız tam da bu noktada başlıyor. Burada açık ocak madenciliği yapılacak ve iki günde bir patlatma gerçekleştirilecek. Bunun ortaya çıkaracağı tozun, suyumuzu, toprağımızı ve havamızı kirleteceği ortada. Bölgede yaşayan insanlar tarım, hayvancılık, arıcılık ve meyvecilikle geçimini sağlıyor. Bu faaliyetlerin tamamı bu projeden olumsuz etkilenecek."
Konuşmacı, bilirkişi heyetinin sahada yapacağı incelemenin büyük önem taşıdığını belirterek, köylülerin hem davanın tarafı hem de yaşam alanlarının savunucusu olarak süreci takip ettiklerini söyledi.
"Hayvancılık bu bölgenin yaşam biçimi"
Bölge sakinlerinden Nizamettin Gümüş ise Dereiçi ve çevresinde hayvancılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda kuşaktan kuşağa aktarılan bir yaşam biçimi olduğunu söyledi.
Çok sayıda ailenin büyükbaş hayvancılık yaptığını belirten Gümüş, yaz aylarında hayvanların yaylalarda bulunduğunu anlatarak şunları söyledi:
"Burada hayvancılık çok rahat yapılabiliyor. Çünkü suyumuz var, meralarımız var, doğamız çok zengin. Biz bu hayvancılıkla büyüdük. Kendi imkânlarımızla üretim yaptık. Maden gelirse bu doğa da, bu hayvancılık da zarar görecek. Biz bunu istemiyoruz."
"Temiz hava almak için geldiğimiz köyümüzde nefes alamayacağız"
Dereiçi Köyü Başkapı Mahallesi'nden Erkin Uzun ise maden sahasının heyelan riski taşıyan bir bölgede bulunduğunu öne sürerek, bu alanda patlatmalı madencilik yapılmasının ciddi riskler doğuracağını savundu.
Uzun, köylerine her yıl temiz hava almak ve doğayla buluşmak için geldiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Buraya insanlar nefes almak için geliyor. Maden çalışması başladığında burada nefes alabilecek miyiz? Bahçemizden dut koparıp yiyebilecek miyiz? Salatalığımızı dalından koparıp tüketebilecek miyiz? Toz nedeniyle bunların hiçbirini yapamayacağız."
Geçmişte yapılan sondaj çalışmaları sırasında bile toz nedeniyle bazı meyvelerin tüketilemediğini iddia eden Uzun, açık ocak işletmesinin etkilerinin çok daha büyük olacağını savundu.
"Rüzgâr yalnızca bu mahalleyi değil, karşı mahalleyi ve çevredeki köyleri de etkileyecek. Şavşat doğasıyla öne çıkan bir ilçe. Biz bu güzelliklerin madencilik uğruna yok edilmesini istemiyoruz."
Köylüler bilirkişi raporunu bekliyor
Bölge halkı, "ÇED Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle açılan davanın sürdüğünü belirterek, bilirkişi heyetinin hazırlayacağı raporun yargılama sürecinde önemli rol oynayacağını ifade etti.
Köylüler, hukuki mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini vurgulayarak, amaçlarının yalnızca kendi köylerini değil, bölgenin su kaynaklarını, tarım alanlarını, meralarını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını korumak olduğunu dile getirdi.