Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı ardından protokol konuşmalarıyla devam etti.
Programın açılış konuşmasını yapan Başhekim Opr. Dr. Volkan Soysal, kanserin yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekerek mücadelede üç temel basamağın farkındalık, erken teşhis ve doğru tedavi olduğunu vurguladı. Soysal, “İnsanların bunun farkında olması, sağlıklı yaşamı desteklemesi, kendi sağlıklarını düşünmesi gerekiyor. Diğeri erken teşhis, yine Sağlık Bakanlığımız KETEM aracılığıyla erken teşhisin vatandaşımıza ulaşmasını sağlıyor. Aslında KETEM vatandaşlarımızı arayıp gelip testlerimizi yaptırın diyor. Üçüncü de yine sağlık sistemimizin en önemli basamaklarından biri olan devlet hastanelerinin, üniversitelerin doğru tedaviye halkımızın ulaşma imkânını sağlıyor. Yine en son olarak da hatta vatandaşlarımızı bilinçlendirmek için sağlıklı yaşam merkezleri, sağlıklı hayat merkezleri var. Burada hem doğru beslenme, fizik tedavi, günlük spor aktiviteleri, doğru beslenmenin önemi anlatılıyor ki vatandaşlarımıza bu farkındalığı oluşturabilelim. Hem erken teşhis hem bilinçlendirme hem de tedavide çok büyük emeği olan sağlık çalışanlarımıza da teşekkür ederim” ifadelerine yer verdi.
Artvin İl Sağlık Müdürü Yunuz Arslan ise kanserin günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, hastalığın görülme sıklığının arttığına dikkat çekti. Kanserin büyük ölçüde çevresel faktörlerden kaynaklandığını ifade eden Arslan, düzensiz beslenme, hareketsiz yaşam ve teknoloji kullanımının risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi. Arslan, “Eğer bir hastalık önlenebiliyorsa, erken teşhis edilebiliyorsa ve tedavisi varsa, bu halk sağlığı sorunudur ve bunun ile sonuna kadar mücadele edeceğiz. Her ülkenin tarama testleri farklı. Bizde 3 tane kanser taraması var, biliyorsunuz: meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolon kanseri. Çünkü bizim ülkemizde bunlar sık görülüyor. Sık görüldüğü için de taramaya değer. İkinci bir şey de erken teşhise imkân vermesi lazım. Mesela akciğer kanserini taramıyoruz. Çünkü herkesi taraman lazım, radyasyon alacak. Bunlar değer görmüyor bakanlıkta ama rahim ağzı kanserini, meme kanserini, kolon kanserini çok basit testlerle tarıyoruz ve erken teşhise imkân veriyor. Bu üç kanserin de tedavisi mümkün ve toplumda belki tanıyorsunuz; bir sürü insan bunu yeniyor. Biz de Artvin’de ne yapıyoruz? KETEM aracılığıyla kanser erken teşhis eğitim merkezimizle bu hizmeti sunuyoruz. Eğer aile hekiminize giderseniz ve yaş durumunuz uygunsa, kendi yapabileceği testleri kendisi yapıyor. Yapamayacağı testler için de hastaneye sizleri yönlendiriyor” dedi.
Artvin Devlet Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Efe Hasdemir de kanser vakalarında artış yaşandığını belirterek en sık görülen kanser türleri arasında akciğer, meme, kolorektal, prostat ve tiroid kanserlerinin yer aldığını ifade eden Hasdemir, erken tanının tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını vurguladı. Hasdemir, kanserlerin yüzde 30 ila 50’sinin yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğine dikkat çekerek, sigara kullanımı, obezite, yetersiz beslenme ve hareketsiz yaşamın başlıca risk faktörleri olduğunu belirtti. Türkiye’de uygulanan tarama programları hakkında bilgi veren Hasdemir, özellikle smear testi, mamografi ve kolorektal taramaların erken teşhis açısından kritik rol oynadığını ifade etti.
Katılımcılardan söz alan Nurgül Bağdatlı, 4. evre meme kanseriyle mücadele ettiğini belirterek yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı: “2 yıl önce bunun tanısını aldım. Bunu özellikle söylemek istiyorum; çok yakından kaybettiğimiz hastalarımız vardı. Ben korkudan, bütün belirtiler bende olmasına rağmen doktora gitmedim. Aileme bu acıyı yaşatmak istemedim. Bana bugün sorsalar ‘kanser hastası mı olmak istersin, yoksa kanser hastası yakını mı?’ diye, ben kanser hastası olmayı tercih ederim. Çünkü yakını daha çok acı çekiyor, bunu biliyorum. Sakladım ama bu çok şey ifade etmiyor bir gün zaten ortaya çıkıyor. Yapmamız gereken şey bununla yüzleşmeyi bilmek. Ben kanseri grip gibi gördüm. Rize’de acilde öğrendim kanser olduğumu ve eşimin isteğiyle Ankara’ya giderek 2 yıl tedavi gördüm. Ama eğer bu hastalıkla daha erken yüzleşseydim, belki de tedavim bitmiş olacaktı.”
Program, konuşmaların ardından düzenlenen müzik dinletisi ve katılımcılara yapılan ikramlarla sona erdi.