İHLAS: Az Amelin Çok Olması

Abone Ol

İnsan çoğu zaman, çok yapınca çok kazanacağını zanneder. Oysa dinimizin bize öğrettiği hakikat şudur: Allah katında çokluk değil, samimiyet makbuldür. Amelin büyüğü küçüğü değil, kimin için ve nasıl yapıldığı önemlidir. İslam’ın temeli üç sacayağı üzerine kuruludur: ilim, amel ve ihlas. Velilerden İmam-ı Rabbânî’nin ifade ettiği gibi, ebedî saadet bu üç esasla mümkündür. İlim yol gösterir, amel yürütür; fakat ihlas ruh verir. Ruhsuz beden nasıl bir cesetten ibaretse, ihlassız amel de dışarıdan ne kadar parlak görünürse görünsün, özden mahrum bir yorgunluk olarak kalır.
İhlas; ibadetleri ve hayırlı işleri yalnızca Allah emrettiği için yapmak, O’nun rızasından başka hiçbir beklenti taşımamaktır. Ne övgü, ne takdir, ne makam, ne de dünyevî bir çıkar… Kalbi, amele karışabilecek gizli hesaplardan arındırmaktır. Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) şöyle buyurur: “Amelini ihlâslı yap; az da olsa sana yeter.”¹ Demek ki Allah katında kemmiyet değil, keyfiyet esastır. Nice küçük görünen amel vardır ki samimiyetle yapıldığında dağlar kadar sevaba dönüşür. Nice büyük görünen işler de vardır ki içine riya karıştığında bir toz zerresi gibi savrulur gider.
İhlasın zıddı riyadır; yani gösteriştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in şu uyarısı ne kadar sarsıcıdır: “Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; kalplerinize ve amellerinize bakar.”² Demek ki asıl imtihan, kalpte yaşanıyor. Hadislerde anlatıldığı üzere kıyamet günü ilk hesaba çekilecek kimseler arasında bir şehit, bir âlim ve bir zengin vardır. Her biri büyük işler yapmıştır. Fakat Allah Teâlâ onlara “Bunları insanlar ‘ne kahraman’, ‘ne büyük hoca’, ‘ne cömert’ desin diye yaptın” buyurur. Yani “desinler” için yapılan her amel, dünyada alkışını alır; ahirete ise bir şey bırakmaz.
Bugün sosyal medya çağında bu uyarı daha da anlamlıdır. Hayrın bile ilan edildiği, iyiliğin bile paylaşıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Elbette teşvik için yapılan paylaşımlar vardır; fakat her birimiz kalbimize şu soruyu sormalıyız: “Bunu gerçekten Allah için mi yapıyorum, yoksa görünmek için mi?” Kur’an-ı Kerim’de şeytanın insanları saptıracağı bildirilirken bir istisna yapılır:
“Ancak ihlâsa erdirilmiş kulların müstesnâ.” (Hicr, 40) Yine tasavvuf büyüklerinden Zünnûn-ı Mısrî’nin şu sözü ne kadar da çarpıcıdır: “Bütün insanlar ölüdür, âlimler müstesnâ. Âlimler de uykudadır, ilmiyle amel edenler müstesnâ. Onlar da tehlikededir; ancak ihlâslılar kurtuluşa daha yakındır.” Yani mesele sadece bilmek ya da yapmak değil; samimiyeti koruyabilmektir.
İhlas, en çok zor anlarda belli olur. Hz. Ali (r.a.), bir savaşta tam düşmanını etkisiz hale getirecekken, adam yüzüne tükürür. Bunun üzerine kılıcını indirir. Sebebini soranlara şu cevabı verir: “Seni Allah için öldürecektim. Fakat yüzüme tükürünce nefsim işin içine karıştı.” İşte ihlas; öfkenin kabardığı anda bile nefsini aradan çekebilmektir.
Bir başka ibretli örnek de Ali Zeynelâbidîn’dir. Vefat ettiğinde sırtındaki yaraların, geceleri gizlice fakirlere taşıdığı erzak çuvallarından olduğu anlaşılır. Medine halkı yardımların kimden geldiğini ancak o öldükten sonra fark etmiştir. İşte gizli kahramanlık budur: Sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi. Hz. Aişe validemizin anlattığına göre, ibadette aşırıya kaçan birini överken
Peygamberimiz (s.a.v.) şu ölçüyü koyar: “Allah’a en sevimli amel, az da olsa devamlı olandır.”³ Bu söz bize iki şey öğretir: Birincisi istikrar, ikincisi ihlas. Çünkü devamlılık ancak gösterişten uzak bir samimiyetle mümkündür. Yine Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “Allah ancak samimiyetle ve sadece rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder.”⁴ Bazen bir yetimi sevindirmek, bir gönlü almak, bir yolda taşı kaldırmak; ihlasla yapıldığında nice büyük işlerden daha kıymetli olabilir. Önemli olan, kalbin Allah ile olan bağını koruyabilmektir.
Son Söz Bugün hepimizin kendine sorması gereken soru şu: Yaptıklarımız gerçekten Allah için mi? Namazımız, sadakamız, hizmetimiz, ilmimiz… İçinde ne kadar ihlas var? Unutmayalım ki; ilim rehberdir, amel yolculuktur, ihlas ise o yolculuğun ruhudur. Ruh giderse geriye sadece şekil kalır. Rabbimiz bizleri, diliyle söylediğini kalbi tasdik eden; az da olsa ihlasla amel eden kullarından eylesin. Çünkü bazen bir avuç samimiyet, bir ömürlük gösterişten daha ağır gelir.

¹ Şuabu'l-İman, Beyhakî; ayrıca bkz. Kenzü'l-Ummâl.
² Sahih-i Müslim, Birr, 34.
³ Sahih-i Buhari, Rikak, 18; Sahih-i Müslim, Müsafirin, 215.
⁴ Sünen-i Nesai, Cihad, 24.

Burak ARIK
Kemalpaşa İlçe Vaizi