Sendika üyeleri ilk olarak sendika binasında bir araya geldi. Ardından halkın yoğun olduğu bölgelerde sözlü duyurular yaparak bilgilendirme çalışması gerçekleştiren grup, daha sonra sendika binası önünde toplanarak Hopa Belediye Meydanı’na yürüdü. Yürüyüşün ardından meydanda kitlesel bir basın açıklaması yapıldı.
Basın açıklamasını Tüm Emeklilerin Sendikası adına Muhammet Oral okudu. Açıklamada, emeklilerin ekonomik olarak zor durumda olduğu vurgulanarak hükümetin politikaları eleştirildi.
Oral, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 2025 yılı bütçesinde emekliler için planlanan harcamaların tamamının yapılmadığını belirterek, “HÜKÜMET yine şaşırtmadı. Sıra emeklilere gelince para yok dediler. Gabar'da petrol çıkacak dediler, olmadı. Şimdi de savaş var diyor, bahane üstüne bahane üretmeye devam ediyorlar. Her şey üretiyorlar, bir tek çözüm üretemiyorlar. SGK yönetimi geçen yıl emekliler için harcamayı planladığı 451 milyar TL’yi harcamamıştır. 2025 yılı bütçesinde SGK toplam 5,5 trilyon lira harcama yapmayı planlamış, ancak yıl sonunda yapılan harcama 5 trilyon 54 milyar lira olmuştur. Yani bütçede öngörülen miktarın 451 milyar lirası emeklilere harcanmamıştır. Bu tablo çok açıktır: Emeklinin hakkı gasp edilmiştir.”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon verilerine de değinen Oral, yılın ilk iki ayında emeklilerin gelirlerinin yaklaşık yüzde 8 oranında eridiğini ifade etti.
Açıklamada, “ Emeklileri açlığa ve yoksulluğa mahkûm edenler bugün utanmadan “kaynak yok” demeye devam etmektedir. TÜİK, Şubat ayı enflasyonunu açıkladı. Ocak ayında %4,84, Şubat ayında %2,96 olarak açıklanan enflasyonla birlikte daha yılın ilk iki ayında emeklilerin gelirleri yaklaşık %8 oranında erimiştir. Ancak bu ülkede yaşayan herkes biliyor ki açıklanan rakamların hayatın gerçekleriyle hiçbir ilgisi yoktur. Pazarda, markette, mutfakta yaşanan enflasyon TÜİK tablolarının çok üzerindedir. Emeklilerin alım gücü her geçen gün düşerken hükümet temsilcileri Türkiye’nin artık “yüksek gelirli ülkeler seviyesine ulaştığını” söyleyebilmektedir. Eğer Türkiye gerçekten yüksek gelirli bir ülke ise soruyoruz: Neden milyonlarca emekli açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır? Neden emeklilere gelince “kaynak yok” denilmektedir? Gerçek çok açıktır. Bu ülkede; faize milyarlar vardır, yol, köprü ve şehir hastanelerini işleten şirketlere garanti ödemeleri vardır, sermayeye teşvikler, vergi afları ve kamu kaynakları vardır. Ama konu emekliler olduğunda karşımıza sürekli aynı bahane çıkarılmaktadır: “Bütçe imkânları sınırlı.” Bu kabul edilemez.
23 yılı aşkın süredir ülkeyi yönetenlerin uyguladığı beceriksiz ekonomik politikaların faturası emeklilere çıkartılamaz. Bugün ortaya çıkan tablonun sorumluluğunu emeklilere yüklemek açık bir siyasal ve ekonomik iflastır. Emekliler bayram gelsin istemez duruma düşmüştür. Çünkü; bugün milyonlarca emekli için bayram demek; kredi kartı borcu, ertelenen faturalar, boş mutfak dolapları demektir. Mahcubiyet demektir. Bayram ikramiyeleri ise artık birkaç günlük mutfak harcamasını bile karşılamayan sembolik ödemelere dönüşmüştür. Bu tablo yalnızca ekonomik bir sorun değildir. Bu aynı zamanda büyük bir vicdan ve adalet sorunudur. Emeklilerin büyük bölümü BES-AR araştırmasına göre açlık sınırının yarısından az aylık alıyor. Ortalama emekli aylığı asgari ücretin 4 bin lira altındadır. Temel gıda, kira ve enerji giderleri hızla artmaktadır. Emekli maaşları yıllardır sistemli biçimde erimektedir. Bayram ikramiyeleri emeklilerle alay eder düzeye düşmüştür. Emekliler bu ülkenin yükü değildir. Emekliler bu ülkenin yıllarca çalışarak bu ülkenin zenginliğini üreten insanlarıdır. Bugün talep ettiğimiz şey emeğimizin ve hakkımızın karşılığıdır” ifadelerine yer verdi.
Basın açıklamasında ayrıca emeklilerin talepleri de sıralandı. Buna göre sendika; “ Bayram ikramiyesi adı altında verilen ödenek yılda 4 kez ve asgari ücret düzeyinde olmalıdır. Bu durumda en düşük emekli aylığı bir nebze de olsa açlık sınırına yaklaşabilir. En düşük emekli aylığı yeni işe başlayan memur maaşına eşitlenmelidir. Emekli maaşlarında yıllardır biriken reel kayıplar derhal telafi edilmelidir. Büyümeden emeklilere pay verilmelidir. Emeklilerin sendika hakkının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Emekliyi yoksulluğa mahkûm eden politikalardan vazgeçilmelidir. Emeklinin yüzü gülmeden bu ülkeye bayram gelmez. Emekliler haklarını alacak; bu kara düzeni ve kötülüğün iktidarını demokratik mücadeleyle değiştirecektir. Sandıkta görüşeceğiz” dedi.






