Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okulları hedef alan saldırıların ardından yükselen tepkiler, Hopa’da da yankı buldu. Eğitim camiası ve vatandaşların katıldığı etkinlikte, yaşanan şiddet olaylarına karşı ortak duruş sergilendi.
Türk Eğitim-Sen Artvin Şube Başkanı Sinan Okan yaptığı basın açıklamasında, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede meydana gelen silahlı saldırıda 16 kişinin yaralandığını ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan benzer bir saldırıda ise 8 öğrenci ve 1 öğretmenin hayatını kaybettiğini hatırlattı. Okan, hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek saldırıları en güçlü şekilde kınadıklarını ifade etti.
Eğitimde şiddetin giderek arttığına dikkat çeken Okan, bu durumun eğitim camiasında ciddi endişelere yol açtığını belirtti. Okulların güvenli ve huzurlu ortamlar olması gerektiğini vurgulayan Okan, mevcut tablonun kaygı verici olduğunu dile getirdi.
Açıklamada, okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiği vurgulanarak her okula güvenlik görevlisi tahsis edilmesi, kamera sistemlerinin yaygınlaştırılması ve giriş-çıkış kontrollerinin sıkılaştırılması çağrısında bulunuldu.
Okan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir. Adeta ABD’de ve farklı ülkelerde yaşanan okul saldırılarına benzer bir tablonun ülkemizde de görülmesi çok ürkütücüdür. Bu durum, eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Biz ne ara, öğretmeninin önünde ceket ilikleyen öğrencilerin bugün silahla okullara girip öğretmenlerine kurşun sıkabildiği bir noktaya geldik? “Eti senin, kemiği benim” anlayışından; öğretmeni tehdit eden, hatta fiziksel şiddet uygulayan, öğretmeni katleden veli ve öğrenci profiline nasıl ulaştık? Öğrencilerimiz nasıl oldu da çeteleşmenin tuzağına düştü, mafyavari oluşumların içine sürüklendi, bu karanlık düzene teslim oldu? Bakınız; okullar öğrencilere bilgi kazandıran, onları geleceğe hazırlayan; eğitimcilerimizin huzur ve güven içinde görev yaptığı, toplumsal değerlerimizin yaşatıldığı kurumlardır. Ancak okulların şiddet olaylarıyla anılması, ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması vazgeçilmez bir zorunluluktur. Bu noktada şiddetin önlenmesine yönelik güvenlik tedbirlerinin eksiksiz biçimde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Okulların kamera sistemleriyle donatılması, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği sağlanması, giriş-çıkış kontrollerinin düzenli şekilde yapılması ve okul yönetimlerinin bu konuda daha güçlü biçimde desteklenmesi hayati öneme sahiptir. Aynı zamanda okullardaki disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmeli, öğretmenin etkisi ve eğitim sürecindeki rolü güçlendirilmelidir. Okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri etkin hale getirilmelidir. Bu tedbirler alınmış olsaydı bugün Fatma Nur Çelik öğretmenimizi kaybetmeyecek, Siverek’te yaşadığımız elim hadiseyle karşı karşıya gelmeyecektik.”
Okul-aile iş birliğinin artırılmasının önemine de değinilen açıklamada, “Bununla birlikte okul-aile iş birliği artırılmalı, velilerin eğitim sürecine katılımı mutlaka sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki öğrencilerin psikolojik gelişimleri ve sosyal ilişkileri, sorunların erken tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması açısından büyük önem taşımaktadır. Tabii ki bu noktada en önemli tedbirlerin başında yasal düzenlemeler gelmektedir. Türk Eğitim-Sen olarak, okullarda şiddetin önlenmesine yönelik 2019 ve 2023 yıllarında iki kez kanun teklifi hazırlayarak, milletvekilleri aracılığıyla TBMM’ye ilettik. Bunun yanısıra, caydırıcı tedbirlerin alınması amacıyla Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda düzenleme yapılması için yoğun girişimlerde bulunduk ve bu sürecin hayata geçirilmesini sağladık. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a mektup gönderdik, iş bırakma eylemleri gerçekleştirdik ve çok sayıda basın açıklaması düzenledik. Ancak bugün gelinen noktada, şiddete yönelik alınan tedbirlerin ve mevcut uygulamaların yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Eğitim kurumlarımızda görev yapan her bir öğretmenimizin, eğitim çalışanımızın ve eğitim gören her öğrencimizin hayatı ve güvenliği en kıymetli öncelik olmalıdır. Bu nedenle okulların güvenliğinin sağlanması, şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur” ifadelerine yer verildi.
Eğitim kurumlarında şiddete karşı kapsamlı bir “Güvenlik Zirvesi” düzenlenmesi çağrısında da bulunan Okan, tüm paydaşların bir araya gelerek sorunun çok yönlü ele alınması gerektiğini ifade etti. Okan, “Öğretmenlik Meslek Kanunu ile artırılan cezaların etkin ve tavizsiz bir şekilde uygulanması sağlanmalı; bunun yanı sıra caydırıcı ve etkili tedbirler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Devletimizin ve toplumumuzun bu konuda etkin rol üstlenmesi, şiddeti önleyici kapsamlı tedbirlerin hayata geçirilmesi bir zorunluluktur. Unutulmamalıdır ki, öğretmenin itibarı, devletimizin ve milletimizin itibarıdır! Bu itibarın sarsılması, toplumumuzun temel değerlerinin yerle yeksan olması anlamına gelir. Eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddetten korumak hepimizin asli görevidir. Eğitimcilerin statülerinin yükseltilmesi, onlara kıymet verilmesi, okul ortamının şiddetten uzak tutulması geleceğimize yapılacak en önemli yatırımdır. Toplumumuzda çocuklarımıza kötü örnek teşkil edecek her türlü dizi, film ve yayın içerikleri durdurulmalıdır. Yayınlar düzenli olarak titizlikle denetlenmelidir. Çocuklarımızın oynadığı oyunlar, youtube, tiktok gibi platformlardaki içerikler ile sanal medya da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Çeteleşmeyi özendiren, mafyavari oluşumları teşvik eden ve şiddeti sıradanlaştıran yapımların önüne geçilmelidir. Şayet eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddet sarmalından uzak tutamazsak, okullarımız güvenli alanlar olmaktan çıkar ve adeta Teksas’a döner; böylece geleceğimiz de ciddi şekilde tehdit altına girer. Öğretmenler ve öğrenciler, okullarında kendilerini güvende hissetmeli; eğitim kurumlarında huzur içinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebilmelidir. Unutulmamalıdır ki her eksikliğin bir telafisi vardır. Bilgi öğrenilerek, yetersizlik çabayla, yokluk emekle giderilebilir. Ancak insanın içindeki değerlerin, vicdanın ve ahlakın aşınması; en derin ve en tehlikeli kayıptır. Bu kayıp, yalnızca bireyi değil, bütün bir toplumu karanlığa sürükler.
Bu sebeple insanın en büyük sorumluluğu; önce kendi vicdanını korumak, sonra da çevresine karşı dürüst ve saygın kalabilmektir. Çünkü insan bozulduğunda kaybolan sadece bir birey değil; insanlığa duyulan inançtır” dedi.
Etkinliğin ardından, hayatını kaybeden eğitimciler ve öğrenciler anısına Atatürk Anıtı’na karanfiller bırakıldı.






