ARTSO’dan Gazetecilere 10 Ocak Buluşması
ARTSO’dan Gazetecilere 10 Ocak Buluşması
İçeriği Görüntüle

Yıldırım, açıklamasında Demokrat Parti’nin yalnızca bir siyasi parti olarak değil, milletin demokrasi ve adalet talebinin kurumsal bir iradeye dönüştüğü tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.
7 Ocak 1946’da kurulan Demokrat Parti’nin, uzun yıllar süren tekçi anlayışa, keyfi yönetime ve vesayetçi zihniyete karşı milletin “Yeter! Söz milletindir.” iradesinin siyasal ifadesi olarak doğduğunu ifade etti.
Demokrat Parti’nin kuruluşuyla birlikte Türk siyasal hayatına hür seçimler, çoğulculuk, hesap verebilirlik ve millet egemenliği kavramlarını kazandırdığını belirten Yıldırım, devletin sahibinin millet olduğunun bu dönemde fiilen hayata geçirildiğini kaydetti.
Verilen mücadelenin yalnızca iktidar olmak için değil; demokrasiyi yerleştirmek, adaleti tesis etmek ve refahı toplumun tüm kesimlerine yaymak amacıyla yürütüldüğünü dile getirdi.
Açıklamada, merhum Celal Bayar ve Adnan Menderes öncülüğünde Demokrat Parti’nin, milletin taleplerini merkeze alan bir yönetim anlayışı benimsediği belirtilerek; yol, baraj, okul, sanayi ve tarım alanlarında yapılan hamlelerle Türkiye’nin kalkınmasına önemli katkılar sağlandığı ifade edildi. Bu anlayışın, aynı zamanda millet iradesini devletin üzerinde tutan güçlü bir demokrasi pratiği ortaya koyduğu vurgulandı.
Sevinç Yıldırım, Demokrat Parti’nin demokrasi yürüyüşünün, millet iradesinden rahatsız olan çevreler tarafından kesintiye uğratıldığını belirterek, Başbakan Adnan Menderes ile Bakanlar Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun demokrasi mücadelesinin bedelini canlarıyla ödediğini hatırlattı. Bu fedakârlığın, Demokrat Parti’nin ve Türk demokrasisinin hafızasında onurlu bir yere sahip olduğunu ifade etti.
Günümüze ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yıldırım, aradan geçen 80 yıla rağmen Türkiye’nin yeniden tek adam anlayışı, keyfi yönetim, hukuksuzluk ve yoksullaşma sarmalıyla karşı karşıya kaldığını savundu. Devlet aklının yerini şahsi heveslerin aldığı, kurumların işlevsizleştirildiği ve millet iradesinin yok sayıldığı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu belirterek, Demokrat Parti’nin hangi şartlarda ve neye karşı kurulduğunun bugün daha net görüldüğünü dile getirdi.
Demokrat Parti’nin dün olduğu gibi bugün de herkes için demokrasi, adalet, hürriyet ve refah mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Yıldırım, çözümün güçlendirilmiş demokratik düzen, bağımsız yargı, eşit vatandaşlık hukuku ve millet iradesine dayanan bir yönetim anlayışından geçtiğini ifade etti.
Açıklamasının sonunda Demokrat Parti’nin “doğruluğu ispat edilmiş” bir siyasal çizginin temsilcisi olduğunu belirten Yıldırım, partinin geçmişinden aldığı güçle Türkiye’nin yeniden refah üreten, özgürlükleri güvence altına alan ve adaleti tesis eden bir ülke olmasına öncülük etmeye kararlı olduğunu söyledi.
Yıldırım, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Demokrat Parti’nin Kurucu Genel Başkanı ve 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı, Şehit Başbakan Adnan Menderes’i, Şehit Bakanlar Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’yu, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i ve demokrasi mücadelesini ömür boyu sürdüren tüm Demokratları rahmet, minnet ve saygıyla andı.
Demokrat Parti’nin 80. yaşını kutlayan Yıldırım, demokrasi mücadelesinin dün olduğu gibi bugün de dimdik ayakta olduğunu vurguladı.

Muhabir: Ayşe ÖZDER