Şavşat'ın Çukur ve Dereiçi köyleri sınırları içerisinde Agara Madencilik tarafından yapılması planlanan madencilik projesine ilişkin açılan davada bilirkişi keşfi gerçekleştirildi. Keşif sonrası açıklama yapan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurtoğlu ile davanın avukatı Bedrettin Kalın, projenin yalnızca ÇED alanıyla sınırlı olmadığını, tüm Çağlayan Vadisi'ni etkileyecek bir madencilik faaliyetinin önünü açacağını belirterek projenin iptal edilmesi gerektiğini ifade etti.
Dava kapsamında gerçekleştirilen keşif çalışmasının ardından konuşan Doç. Dr. Oğuz Kurtoğlu, bilirkişi incelemesinin verimli geçtiğini belirterek, mevcut Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuyla bölgede madencilik yapılmasının mümkün olmadığını söyledi.

Kurtoğlu, "Burada 3-4 köyü doğrudan etkileyecek bir madencilik faaliyeti söz konusu. Yapılan savunmada hukuki ve bilimsel açıdan söylenmesi gereken her şey dile getirildi. Türkiye'de hukukun gereği yerine getirilecekse, bu ÇED raporuyla burada madencilik yapılması mümkün değildir. Yeni bir ÇED süreci işletilmelidir. Bilirkişilerin de buna uygun bir değerlendirme yapacaklarına inanıyorum" dedi.
Bölgenin ekolojik açıdan taşıdığı öneme dikkat çeken Kurtoğlu, Çağlayan Vadisi'nin Kafkasya Ekolojik Bölgesi'nin en değerli alanlarından biri olduğunu vurgulayarak, "Burası Avrupa'da koruma önceliği taşıyan 100 önemli orman alanından biri. Türkiye'de bu nitelikte yalnızca dokuz alan bulunuyor. Doğu Karadeniz'de ise sadece iki bölge bu kapsama giriyor. Karçal Dağları ve çevresi, biyolojik çeşitlilik açısından son derece özel bir alan. Bu doğal yapıyı insan eliyle yeniden oluşturmak mümkün değil. Bir kez bozulduğunda geri dönüşü de yok" ifadelerini kullandı.
"ÇED Alanı Küçük Gösteriliyor, Hedef Tüm Ruhsat Sahası"
Davacıların avukatı Bedrettin Kalın ise keşfin olumlu geçtiğini belirterek, projenin yalnızca iki köyü değil, tüm Çağlayan Vadisi'ni kapsayan bir madencilik sürecinin başlangıcı olduğunu söyledi.
Kalın, "Proje iki köy sınırları içerisinde gibi görünse de aslında Çağlayan Vadisi'nin tamamını etkileme potansiyeli taşıyor. Küçük bir alanda başlayıp zaman içerisinde kapasite artışlarıyla genişlemesi hedeflenen bir madencilik projesinden söz ediyoruz. Bu nedenle vadideki bütün köyler davaya müdahil oldu. Toplam 254 davacımız bulunuyor. Muhtarlarımızın tamamının davaya sahip çıkması da bölgenin geleceği açısından son derece önemli" dedi.
Madencilik ruhsatının büyüklüğüne dikkat çeken Kalın, ruhsat sahasının 1.679 hektar olduğunu, buna karşın ÇED raporunun yalnızca 19 hektarlık bölüm için hazırlandığını belirtti.
"Bu yöntem madencilik projelerinde sıkça uygulanıyor" diyen Kalın, şöyle devam etti:
"ÇED sürecini daha kolay geçirmek ve kamuoyundaki tepkiyi azaltmak amacıyla proje alanı küçük gösteriliyor. Ardından kapasite artırımlarıyla faaliyet sahası genişletiliyor. Burada da aynı yöntem uygulanıyor. Ruhsat alanının önemli bölümlerinde, ÇED sahasının dışında dahi sondaj çalışmaları yapılmış durumda. Bu da şirketin genişleme niyetini açıkça ortaya koyuyor."
Kalın, bilirkişi heyetinin saha incelemesini dikkatle gerçekleştirdiğini belirterek, hazırlanacak bilirkişi raporunun yaklaşık bir ay içerisinde mahkemeye sunulmasının beklendiğini kaydetti.
Davacılar, hem ekolojik hem de hukuki gerekçeler doğrultusunda Agara Madencilik'in Çağlayan Vadisi'nde gerçekleştirmeyi planladığı madencilik faaliyetinin iptal edilmesini talep ediyor.




