Tertip komitesinde yer almayan ve kürsü hakkı bulunmayan Birleşik Kamu-İş Artvin Temsilcisi ve Eğitim-İş Artvin Şube Başkanı Mehmet Mahir Yıkıcı, buna rağmen emek örgütleri arasında birlik ve dayanışmanın önemine dikkat çekti.
Yıkıcı, 1 Mayıs’ta alanda kendilerine söz verilmemesine rağmen yaptıkları açıklamada, emek mücadelesinin bölünmesinin kimseye fayda getirmeyeceğini belirterek, “Bazen duruş göstermenin konuşmaktan daha değerli olduğu anlar vardır” dedi.
Bu yıl emekçilerin yoğun saldırılar altında olduğunu ifade eden Yıkıcı, ayrışmış bir görüntü yerine dayanışmayı büyütmenin önemine inandıklarını söyledi. Bu nedenle ortak alana gelme kararı aldıklarını dile getiren Yıkıcı, önümüzdeki yıl daha güçlü ve coşkulu bir 1 Mayıs için birlikte hareket etme temennisinde bulundu.
Birleşik Kamu-İş Artvin Temsilciliği önünde toplanan grup adına basın açıklamasını Eğitim-İş Artvin Şube Yönetim Kurulu Üyesi Gökay Demiral okudu.
Demiral, 1 Mayıs’ın emeğin sömürüye, özgürlüğün baskıya ve adaletin hukuksuzluğa karşı sesini yükselttiği bir gün olduğunu belirterek, “İnsanca bir yaşam talep eden milyonların iradesini haykırmak için buradayız” dedi.
Ülkede eğitimden sağlığa, adaletten ekonomiye birçok alanda gerileme yaşandığını savunan Demiral, artan açlık ve yoksulluk sınırlarının kamu emekçilerinin yaşadığı geçim sıkıntısını gözler önüne serdiğini ifade etti.
Demiral, “Konfederasyonumuzun AR-GE birimi Kamu-Ar’ın Nisan ayı verileri, içinde bulunduğumuz sefaleti tüm çıplaklığıyla belgelemektedir: Açlık sınırı 36 bin lirayı aşmış, yoksulluk sınırı ise 109 bin liraya dayanmıştır! TÜİK’in o makyajlı, gerçeklikten kopuk rakamlarıyla kamu emekçisinin sofrasındaki lokma her gün biraz daha küçültülmektedir. Kamu emekçisi artık ayın sonunu değil, ayın başını bile getiremez haldedir. Bu düzende bırakın rahat bir yaşam sürmeyi, onurlu bir emeklilik hayali kurmak bile artık imkansız hale getirilmiştir. Son Toplu Sözleşmesi sürecinde bir kez daha şahit olduk ki; o masa bir müzakere masası değil, iktidarın belirlediği ve "sarı sendikaların" figüranlık yaptığı bir müsamere sahnesidir! Kamu emekçisini ve emeklisini sefalet zamlarına imza atarak satanları, bu orta oyununu kuranları Kamu-İş olarak defalarca ifşa ettik, yine ediyoruz! Emekçinin gasp edilen haklarını geri almak için Meclis’e sunduğumuz kanun teklifleri, on milyonlarca yurttaşın nefes almasını sağlayacakken, halkın temsilcisi olduğunu iddia edenler tarafından görmezden gelinmiştir. Bizim sunduğumuz çözüm teklifleri raflarda tozlanırken, saray ekonomisi halkın cebindeki son kuruşa göz dikmiştir. Devletin ciddiyeti liyakatsiz kadroların elinde can çekişirken; kamu emekçisi işyerlerinde mobbing, keyfi soruşturma ve angarya altında ezilmektedir. Unutulmamalıdır ki; kamu emekçisi devletin dinamosudur! Dinamonun durduğu yerde devletin işleyişi de durur.
Grev hakkı istiyoruz! Eşit işe eşit ücret istiyoruz! Kamu emekçilerine yapılan tüm ödemelerin emekli aylığı hesabında esas alınmasını istiyoruz! Enflasyon farkının aylık ve bilimsel yöntemlerle belirlenmesini istiyoruz! İnsanca yaşayacak ücretler ve insani koşullarda çalışmak istiyoruz! Tüm gelişmeler göstermektedir ki bizim haklarımızı almamızın asıl yolu hileli masalardan değil kalabalık meydanlardan geçmektedir; tam da buradan geçmektedir. Bakın yerin altından cevahir söken maden işçilerinin yerin üstünde hakları için verdiği büyük mücadele, emek mücadelesinin atar damarının meydanlar olduğunu hepimize bir kez daha göstermiştir. Bu vesileyle bu 1 Mayıs’a direnişle, mücadeleyle giren işçi sınıfının her bir unsurunu saygıyla ve dayanışmayla selamlıyoruz. Sadece emek cephesinde değil, her alanda karanlık bir kuşatma altındayız. Onlarca suç kaydı olanlar sokaklarda yeni suçlar işlemeye devam ederken seçilmiş siyasetçiler bulanık soruşturmalarla tutuklanıyor. Kalemini satmayan gazeteciler, hakikatten yana söz söyleyen aydınlar, emekçinin hakkı için mücadele veren sendikacılar şafak operasyonlarıyla evlerinden alınıyor. Yani bizlerin hem seçme ve seçilme hakkı gasp ediliyor hem de yine Anayasal güvence altındaki haber alma hakkımız, ifade özgürlüğümüz ve örgütlenme hürriyetimiz çiğneniyor. Adalet yok, eğitim yok, güvenlik yok, geçim yok, öyle ki artık oylarımız uyduruk soruşturmalarla yok sayılabildiğine göre bir seçim dahi yok! Vergiler haraç düzeyine geldi, kaşıkla verilen ücret zamları vergi kepçesiyle geri alınıyor. Ama gözleri doymuyor, sadece cebimizden değil geleceğimizden, kaynaklarımızdan da çalıyorlar. Derelerimizi, yeraltı kaynaklarımızı, ormanlarımızı satan zihniyet şimdi daha da arsızlaştı. Bizim paralarımızla yapılan, biz geçerken yine para ödediğimiz köprüler ve yolları da satmak için kolları sıvadılar. Memleketi parsel parsel satıp pişkin pişkin yüzümüze bakıyorlar. Bu yağma düzeni böyle gidemez! “Yok öyle yağma!” diyeceğiz ve bunu hep birlikte, en kararlı biçimde, gür bir sesle söyleyeceğiz arkadaşlar, emek ve cumhuriyet düşmanlarının kulaklarını tıkayamayacağı kadar gür bir sesle! Sesimizi o kadar yükseltebilmemizin tek yolu da bir olmaktan geçiyor. İnsanca bir yaşam ve insanlık onuruna yaraşır ücretler için verdiğimiz kavga, Cumhuriyet ve demokrasi için verdiğimiz ve vereceğimiz mücadeleden ayrı değildir. Ortadoğu’da, özellikle de İran hattında yükselen savaş çığlıkları; emperyalizmin "demokrasi" maskesiyle kanlı ellerini coğrafyamıza uzattığını göstermektedir. Komşularımızdan en büyük farkımız, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik ve bağımsız Cumhuriyet’tir. Bugün bağımsızlığımızı korumanın yolu, laikliğe ve Cumhuriyet değerlerine her zamankinden daha sıkı sarılmaktan geçer. Emeğin hakkına, Cumhuriyet’e, soframızdaki ekmeğe ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmanın tek bir yolu vardır: Örgütlü Mücadele! Gelin; Bu 1 Mayıs’ı sadece bir kutlama değil, direnişi büyütmenin, sömürü düzenine "dur" demenin dönüm noktası yapalım. Bizler sustukça sefalet artacak, bizler durdukça karanlık büyüyecektir. "Ekmek, adalet ve özgürlük için kamu emekçileri omuz omuza!" diyoruz. Büyük usta Nazım’ın dediği gibi: "Hürriyet kavgası bu... Başka bir dünya, başka bir hayat, başka bir güneş... Ve biz, o hayatın, o güneşin altında El ele, omuz omuza olacağız!" Tüm işçi sınıfının 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlu olsun! Tüm kamu emekçilerini haklarımızı birlikte savunmak, mücadeleyi büyüterek onurlu bir gelecek kurmak ve etrafımızı kuşatan karanlığı yırtmak için Kamu-İş saflarında omuz omuza vermeye davet ediyoruz!”




