Daştan, özellikle artan enflasyon baskısı, finansal piyasalardaki dalgalanmalar ve jeopolitik gerilimlerin yatırımcıları güvenli varlıklara yönlendirdiğini ifade etti.
Dr. Öğr. Üyesi Erhan Daştan yaptığı değerlendirmede, tarih boyunca kriz ve belirsizlik dönemlerinde güvenli liman olarak görülen altının günümüzde de benzer bir rol üstlenmeye devam ettiğini vurguladı.
Küresel ölçekte yaşanan savaşlar, bölgesel çatışmalar ve büyük güçler arasındaki siyasi gerilimlerin yalnızca uluslararası siyaseti değil, finansal piyasaları da doğrudan etkilediğini belirten Daştan, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmaların yatırımcıların risk algısını artırdığını söyledi.
Bu tür dönemlerde yatırımcıların portföylerini korumak amacıyla güvenli varlıklara yöneldiğini dile getiren Daştan, altının bu noktada yeniden ön plana çıktığını ifade etti.
Türkiye’de Altın Kültürü Güçlü
Türkiye açısından altının yalnızca bir yatırım aracı olmadığını vurgulayan Daştan, altının aynı zamanda köklü bir tasarruf kültürünün parçası olduğunu belirtti.
Yapılan değerlendirmelere göre Türkiye’de toplam altın stokunun yaklaşık 4 bin tonun üzerinde olduğuna dikkat çeken Daştan, bu miktarın önemli bir bölümünün hane halkının elinde bulunan tasarruflardan oluştuğunu söyledi.
Türkiye’de 3 bin tonun üzerinde altının “yastık altında” tutulduğunun tahmin edildiğini belirten Daştan, bu birikimin değerinin yüz milyarlarca dolara ulaştığını ifade etti. Bu durumun altının Türkiye’de yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda büyük bir servet birikimi olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.
Yatırımcı Davranışlarında Zamanlama Sorunu
Altın piyasasında dikkat çeken bir diğer önemli konunun yatırımcı davranışları olduğunu belirten Daştan, Türkiye’de birçok bireysel yatırımcının altına genellikle fiyatlar hızla yükseldikten sonra yöneldiğini ifade etti.
Yatırımcıların çoğu zaman yükseliş dönemlerinde fırsatı kaçırma endişesiyle piyasaya girdiğini söyleyen Daştan, bu durumun yanlış zamanlamaya ve kısa vadede zararlara yol açabildiğini dile getirdi.
Son yıllarda altın fiyatlarında yaşanan sert yükselişlerin birçok yatırımcının zirve seviyelere yakın noktalardan alım yapmasına neden olduğunu belirten Daştan, piyasalarda yaşanan doğal düzeltme hareketleri sonrasında bazı yatırımcıların kısa vadede zarar ettiğinin görüldüğünü ifade etti.
Altın Yatırımında Strateji Önemli
Altın yatırımında en kritik konulardan birinin doğru zamanlama ve strateji olduğunu vurgulayan Daştan, finansal piyasaların doğası gereği dalgalı olduğunu ve altının da bu dalgalanmalardan etkilendiğini söyledi.
Jeopolitik gelişmeler, küresel krizler veya merkez bankalarının faiz kararlarının altın fiyatlarında kısa sürede güçlü hareketler yaratabildiğini ifade eden Daştan, fiyatların hızlı yükseldiği dönemlerde yapılan alımların kısa vadede riskli olabileceğine dikkat çekti.
Daha sağlıklı bir yatırım yaklaşımının çoğu zaman piyasada geri çekilmelerin yaşandığı dönemleri değerlendirmek ve uzun vadeli bir perspektifle hareket etmek olduğunu belirten Daştan, tarihsel verilerin de altın fiyatlarının güçlü yükseliş trendleri içerisinde zaman zaman önemli düzeltmeler yaptığını gösterdiğini söyledi.
Bu tür dönemlerin sabırlı ve uzun vadeli düşünen yatırımcılar için daha rasyonel giriş noktaları oluşturabileceğini ifade etti.
Belirsizlikler Altına Talebi Artırabilir
Önümüzdeki dönemde küresel ekonomideki belirsizliklerin kısa vadede tamamen ortadan kalkmasının beklenmediğini belirten Daştan, jeopolitik riskler, merkez bankalarının para politikaları ve küresel ekonomik dengelerde yaşanan değişimlerin altın fiyatları üzerinde etkili olmaya devam edeceğini dile getirdi.
Bu nedenle altın yatırımının yatırımcıların gündeminde kalmayı sürdüreceğinin açık olduğunu belirten Daştan, yatırım kararlarında yalnızca fiyat hareketlerine odaklanılmaması gerektiğini söyledi.
“Bilinçli Yatırım Davranışı Önemli”
Değerlendirmesinin sonunda Türkiye’de altının yalnızca geleneksel bir tasarruf aracı olmadığını, aynı zamanda büyük bir ekonomik potansiyeli temsil eden stratejik bir servet birikimi olduğunu vurgulayan Daştan, şu ifadeleri kullandı: “Yatırım kararlarında piyasa dinamiklerini doğru okumak, panik alımlarından kaçınmak ve uzun vadeli bir strateji benimsemek büyük önem taşımaktadır. Belirsizliklerin arttığı bir dünyada altın hâlâ güçlü bir değer saklama aracı olabilir; ancak doğru zamanlama ve bilinçli yatırım davranışı bu sürecin en kritik unsuru olmaya devam edecektir.”





