“Emekliye açlık, yandaşa saltanat; bu yağma düzeni yıkılacak” sloganıyla yapılan açıklama, Artvin’de çok katlı otopark önünde düzenlendi.
Gerçekleştirilen basın açıklamasında emekli maaşları, artan hayat pahalılığı ve sosyal haklara ilişkin talepler dile getirilerek kamuoyuna çağrıda bulunuldu.
Tüm Emekliler Sendikası Artvin Temsilcisi Perihan Karakuş, emeklilerin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal tabloya ilişkin sert açıklamalarda bulundu.
Türkiye’de emekliliğin, iktidarın bilinçli tercihleri sonucu onurlu ve güvenceli bir yaşam dönemi olmaktan çıkarıldığını vurgulayan Karakuş, milyonlarca emeklinin açlık, yoksulluk ve barınma kriziyle karşı karşıya bırakıldığını söyledi.
Karakuş, emeklilerin yaşadığı sorunların ekonomik zorunluluklardan değil, tek adam rejimi altında uygulanan neoliberal politikaların bir sonucu olduğunu ifade ederek, “Bu ülkede emeklilik artık huzurun ve güvencenin değil, açlıkla ölmemek için verilen mücadelenin adıdır. Yıllarca çalışmış, üretmiş, bu ülkenin değerlerini yaratmış emekçiler bugün bilinçli bir sınıf politikasıyla sefalete itilmiştir” dedi.

“Bu Bir Yönetim Hatası Değil, Bilinçli Bir Tercih”
Tek adam rejimiyle birlikte sosyal devlet anlayışının tasfiye edildiğini belirten Karakuş, kamusal kaynakların sermayeye ve ayrıcalıklı bir kesime aktarıldığını, emeklilerin ise “yük” olarak görüldüğünü söyledi.
“Bu yaşananlar bir yönetim hatası değil, açıkça bilinçli bir tercihtir” diyen Karakuş, Mart 2025 itibarıyla Türkiye’de emekli ve hak sahiplerinden oluşan 16,8 milyonu aşkın nüfusun 4,5 milyonunun 16 bin 881 TL gibi sefalet düzeyinde bir aylıkla yaşamaya mahkûm edildiğini hatırlattı. Dul ve yetim aylıklarının ise bunun çok daha altında olduğunu vurguladı.
Bu rakamların açlık sınırının bile altında kaldığını ifade eden Karakuş, “Bunun adı derin yoksulluktur. Emeklilere fiilen ‘aç kal’ deniyor, sendika hakkı gasp edilerek ‘sus’ deniyor. Bu, emekçilerin yaşam onuruna yönelmiş açık bir saldırıdır” diye konuştu.
Asgari Ücret ve Yoksulluk Gerçeği
2026 yılı için açıklanan 28 bin 75 TL’lik net asgari ücretin iktidar tarafından “iyileştirme” olarak sunulduğunu belirten Karakuş, bu rakamın daha açıklandığı anda açlık sınırının altına düştüğünü söyledi.
Dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenme giderinin dahi asgari ücreti aştığını, barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim harcamalarıyla birlikte yoksulluk sınırının 100 bin TL bandına dayandığını ifade eden Karakuş, “Asgari ücret artık bir geçim ücreti değil, yoksulluğun taban ücreti haline getirilmiştir” dedi.
Türkiye’de çalışanların yaklaşık yarısının asgari ücret ve civarında gelirle yaşamak zorunda bırakıldığını dile getiren Karakuş, “Milyonlarca emekçi daha çalışırken yoksullaştırılıyor, emeklilik ise bu yoksulluğun derinleştirilmiş hali olarak dayatılıyor. Bu tesadüf değil, neoliberal bir yoksullaştırma stratejisidir” ifadelerini kullandı.
“Enflasyona Ezdirmedik” Söylemine Tepki
İktidarın “asgari ücreti enflasyona ezdirmedik” söyleminin gerçeği yansıtmadığını savunan Karakuş, 2024 yılında resmi enflasyonun yüzde 44,4 olmasına rağmen asgari ücret artışının yüzde 30’da kaldığını, 2025’te ise beklenen yaklaşık yüzde 31’lik enflasyona karşı artışın yüzde 27 ile sınırlı tutulduğunu söyledi.
Asgari ücretin yalnızca resmi enflasyon oranında artırılması durumunda bile 32 bin 156 TL olması gerektiğini belirten Karakuş, aradaki yaklaşık 4 bin 100 TL’lik farkın emeğin nasıl bilinçli biçimde ezdirildiğinin açık kanıtı olduğunu dile getirdi.
TÜİK ve Zam Eleştirisi
TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerinin gerçek hayat pahalılığını yansıtmadığını ifade eden Karakuş, gıda, kira, enerji ve sağlık harcamalarındaki gerçek artışların gizlendiğini, düşük zamların bu “makyajlı” verilerle meşrulaştırıldığını söyledi. Ocak 2026’da işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yapılması planlanan yüzde 12–13, memur emeklilerine ise yüzde 18 civarındaki artışların bir iyileştirme değil, yoksulluğun kalıcı hale getirilmesi anlamına geldiğini vurguladı.
Barınma Krizi Derinleşiyor
Ekonomik yıkımın barınma krizini de büyüttüğünü belirten Karakuş, büyük şehirlerde binlerce emeklinin pansiyonlarda, ucuz otel odalarında, sağlıksız yapılarda hatta kamusal alanlarda yaşamaya zorlandığını söyledi. Sosyal konut üretmeyen ve barınmayı piyasanın insafına bırakan anlayışın, emekliler için barınma hakkını fiilen ortadan kaldırdığını ifade etti.
“Emekliye Sefalet, Yandaşa Kıyak”
Tüm bu tabloya rağmen üst düzey bürokratlar için gündeme gelen yüksek seyyanen zamları da eleştiren Karakuş, “Emekliye gelince bütçe disiplini deniliyor, sermayeye ve bürokrasiye gelince ayrıcalık ve saltanat devreye sokuluyor. Bu bir çelişki değil, rejimin sınıfsal karakteridir” dedi.
Tüm Emekliler Sendikası’nın Talepleri
Perihan Karakuş, Tüm Emekliler Sendikası olarak taleplerinin net olduğunu belirterek şunları sıraladı:
- Tüm emeklilere derhal 20 bin TL seyyanen zam yapılması,
- Bu artışın kök aylık oyunlarına kurban edilmeden tüm emekli aylıklarına eşit şekilde yansıtılması,
- En düşük emekli aylığının yeni işe başlayan memur aylığına eşitlenmesi,
- Enflasyon kayıplarının tam olarak telafi edilmesi ve refah payı eklenmesi,
- Sağlıkta katkı payları, muayene ücretleri ve ilaç farklarının kaldırılması,
- Emekliler ve dar gelirli yurttaşlar için barınma ve kira desteği sağlanması, kamusal sosyal konut projelerinin hayata geçirilmesi,
- Emeklilerin ve emekçilerin örgütlenme, ifade ve demokratik hakları üzerindeki tüm baskıların sona erdirilmesi.
“Çare Örgütlü Gücümüzdür”
Açıklamasının sonunda Karakuş, “Tek adam rejimi ve neoliberal politikalar bu ülkede çalışmayı yoksulluk, emekliliği sefalet haline getirmiştir. Emekliler sadaka değil, gasbedilen haklarını istiyor. Bu düzen değişecek, bu yağma rejimi yıkılacak. Çare biziz, çare örgütlü gücümüzdür” ifadelerini kullandı.




